Osamu Dazai İnsanlığımı Yitirirken | Japon Edebiyatı

1
12

Japon Edebiyatı Osamu Dazai İnsanlığımı Yitirirken

Japon Edebiyatı kitapları ailesinin en rahatsız edici yazarlarından Osamu Dazai‘nin İnsanlığımı Yitirirken kitabı ile ilgili merak ettiğiniz her şey yazımızda! Japon Edebiyatı ile kalın, iyi okumalar!

Kitabı Japon edebiyatını ve kültürünü sevenlerin seveceğini umuyorum. Diğer kitaplardan belirgin farkı çevirmen  Hüseyin Can Erkin’in Japonca hakimiyetinden kaynaklanıyor. Bilindiği gibi ülkemizde çeviri kitaplar aslına sadık olarak çevrilmeyebiliyor, İngilizceye çevrilen gerçek kitabın İngilizceden çevirisi sunuluyor okurlara ki iki defa çevrilen bir kitabın neler kaybedeceğini söylemeye gerek yok.

OsamuDazai kendi yaşam öyküsünden esinlenerek kitabı kâleme almış. Psikolojik yanı ağır basan insanı, çocukluğunda babasıyla sorunları olan dış dünyayı anlamaya çalışan bir kahramanın korkuları, hayata topluma bakışı ele alınmış. 1930’lar Japonya’sının Tokyo olmak üzere birçok  şehrini sosyal, siyasi yaşamını, gençlik hareketlerini,  zengin şehirlerin arka sokaklarında geçen  kirli işleri kahramanımız sayesinde tanıyoruz. Hristiyanlığın Japonya sosyal hayatında etkin olduğunu, kahramanın peygamberimize ve Müslümanlık dahil dinlere olan tutumunu görebiliyoruz. Japon askeri kanadının güçlenmesiyle komünizmin yasaklandığını,  muhalif olanların tutuklandığını  maceradan uzak iç çatışmalarla öğreniyoruz.

Osamu Dazai’nin İnsanlığını Yitirirken Kitabı Ne Anlatıyor

Kitabın kahramanının çocukluğunda babasıyla yaşadığı sorunların gelecek yaşamına olan etkisini irdelerken ikiyüzlülüğümüzü de ortaya koyuyor. Korkularını büyüten çoğaltan “âlem” baskısıyla kendisini sınırlandıran insanların dünyasında oldukça yakışıklı olan Yozo’nun tükenişine tanık oluyoruz.

Milletvekili olan tanınmış zengin bir babanın oğlu olan Yozo babasının sertliği ve  beklentileri karşısında ezilmiştir. Evden uzaklaşıp Tokyo’da yalnız okumaya başladığında Horiki adındaki bir arkadaşıyla hayatı öğrenmeye ve korkularını anlamlandırmaya yenilerini eklemeye ve kaçmaya başlar. Hemen  her zaman edilgen olduğunu kararlarını alamadığını insanları incitmemek için kendini feda ettiğini ve mutluluğu aradığını  şu cümlelerde görürüz: “Gerçekten nadir bir olaydı. Bir şey önerildiğinde, reddettiğim, o ana kadarki ömrüm boyunca o tek seferdi desem yalan olmaz. Mutsuzluğum, reddetme yeteneği olmayan birinin mutsuzluğuydu.

Bir şeyler teklif edilip de reddedince, karşımdakinin yüreğinde de kendi yüreğimde de sonsuza dek onarılamayacak aleni bir çatlağın oluşacağı korkusunu taşırdım hep.”  Bu mutsuzluğun oluşturduğu acı da dayanılmazdır. Kendisini bağımlı olmaya iten de budur:“Yine halk arasında suçluluk yarası sözü vardır. O yara, benim bebekliğimden beri, doğal olarak ortaya çıkmış, büyüdükçe iyileşeceği yerde gittikçe derinleşmiş, kemiğime kadar inmiş gecelerde yaşadığım sonsuz değişkenli bir cehennem…”

Tokyodaki arkadaşı Horiki ona kadınları içkiyi âlemciliği öğretirken insan ilişkilerini de çözmeye başlar: “İlişkimizde karşılıklı olarak birbirimizi aşağılıyor, karşılıklı olarak birbirimizi değersizleştiriyorduk. Eğer bu âlemdeki ‘dostluk’un görünümü böyleyse, Horiki ile benim aramdaki de tam bir ‘dostluk’ idi.”

Dazai’nin Eserleri ve Güzel Kadınları

Yozo’nun güzelliği kadınların ilgisini çeker. Kadın karakterlerden Şizuko  onun için şöyle der: Sana bakınca, çoğu kadın senin yararına bir şeyler yapmak arzusunu duyarlar… Her zaman çekingen, hem de espritüelsin… arada sırada, tek başına feci çökkünleşiyorsun ama o halinle kadınların yüreğini bir kat daha heyecanlandırırsın…”  kadınlar onu sevse de  kadınların elinde tükenir  ve suç, ceza kavramlarını sorgulamaya başlar, suçluluk duygusuyla birlikte intihar  isteği tetiklenir bağımlı   biri olur:

“Uzaklardan, halüsinasyon gibi, zavallı bir kız çocuğunun cılız şarkı sesi duyuluyordu. Mutsuzluk. Bu dünyada, farklı farklı mutsuz insanlar var; hayır, her yer mutsuz insanlarla  dolu desem abartmış olmam. Fakat bu insanların mutsuzluğu, âleme karşı göğüslerini gere gere tepkilerini gösterip, yine âlem de o insanların tepkisini kolaylıkla kavrayıp anlayabiliyor. Fakat benim mutsuzluğum tamamen suç ve kötülükten kaynaklanıyor, kimseye gösterebilecek bir tepkim yok.”

Korkularının kaynağı babasıdır:

“Babamın öldüğünü öğrendikten sonra, iyice kendimi salıvermiş gibi olmuştum. Babam artık yok, yüreğimden bir an bile silinmeyen o korkutucu varlık artık yok. Dert küpüm boşalmıştı sanki. Belki de dert küpümün o kadar ağır olması, o babamın sorumluluğuydu. Sanki direncim kaybolmuştu. Acı çekme yeteneğimi bile yitirmiştim.”

Korkularından kaçarken inançları da sorgular. Tanrı onun için korkudur, peygamberler de sevdiği şeylere yasak koyandır. “Tanrıdan bile korkuyordum. Tanrı’nın sevgisine inanmıyor sadece cezalandıracağına inanıyordum. İnanç. Bu sadece Tanrı’nın kamçısını yemek için boyun eğerek mahkeme kürsüsüne ilerlemek için  gerekli bir şey gibiydi. Cehenneme inansam bile, bir türlü cennetin varlığına inanamıyordum.”

Herkes kutsal kitabı yanlış okur,

Aksi takdirde görgü de bilgelik de olmaz

Yaşamanın sevinçlerini yasaklayıp, şarabı yasaklayıp

İstemez Mustafa! ben nefret ederim öyle şeylerden.

Yaşama Korkusu ve Osamu Dazai Eserleri

Yaşamaktan insanların arasında dolaşmaktan korkan Yozo özgürlüğü bile korkularına feda eder: “Âlemdeki insanların gerçek yaşam dedikleri şeyden korkumla her geceki uykusuzluk cehenneminde inlemektense, hapishane çok daha rahat olabilir diye düşünüyordum.”

Aslında korkuları yalnız yaşamadığının da farkındadır şaklabanlıkla örttüğü iç dünyasının aksine diğer insanların da farklı davrandığını ama dürüst olmadıklarını söyler:“Herkes birey olarak kendisinin korkunçluğunu, gizemini düzenbazlığını düşkünlüğünü bilsin!”   âlem denen baskının da tanımını yaparken insanların aslında âlemi oluşturduğunu  gerçek  gücün birey olduğunu savunur.

“Âlem. Her nasılsa, biraz da olsa ne anlama geldiğini anlamaya başlamış gibiydim. Birey ve birey arasında üstelik yerinde yapılan çekişmelerle, üstelik orada galip gelmek yeterli. İnsan asla boyun eğmez. Köleler bile, köle gibi davranırlar. O yüzden insanın konunun olduğu yerde yapılacak bir çekişmeye bel bağlamaktan başka çaresi yok. Haksızlığı dile getirerek, çabaların amacı mutlaka birey; bireyin üstünden aşarak yine birey, âlemin zorluğu bireyin zorluğu, okyanus âlem değil, bireyler.”

Böyle şeyler yaparsan, âlemin tepkisi sert olur.

Âlem değil sen yaparsın.

Çok geçmez âlem seni gömüverir

Âlem değil beni gömecek olan sen değil misin?

Korkulardan yorgun düştüğünde kadınlara sığınan Yozo, onların yaşamlarında da tutunamayınca kaçışı intihar olarak görür. Hayatta hiçbir şey için mücadele etmeyecektir: “İnsanların zorluklarına mümkün olduğunca temas etmek istemiyordum. O girdaba kapılmaktan korkuyordum.”Bir teklif, bir düşünce onun için yeterlidir: “Kadın da insan olarak yaşamaktan yorulmuş gibiydi. Ben  de öyleydim. Dünyaya karşı korkularım, sıkıntılarım, para şu hareket, kadın, dersler… Düşününce daha fazla sabredip yaşayabileceğimi sanmıyordum, kadının önerisine kolayca uydum.”

Bireyci bir roman olan Japon edebiyatının Tutunamayanları özelliği taşıyabilecek yormayan, olaylardan uzak sade ben diliyle aktarılmış bir roman. Yetişkinlere uygun, akıcı, özgün bir eser.

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya giriniz