Natsume Soseki | Ayrıksı Romanı Madenci

0
12
Natsume Soseki | Ayrıksı Romanı Madenci

2018’in son aylarında Jaguar Yayınları bir sürpriz yaparak Natsume Soseki’nin “Madenci” isimli bu romanını bizimle buluşturdu. Birçok açıdan bu, senenin en önemli edebiyat hamlelerinden biri olarak ele alınabilir. Bunun ilk sebebi Japon edebiyatı açısından, hayati öneme sahip olan Soseki’nin henüz çevrilmemiş bir eserini Türkçede okuma fırsatı yakalamamızdı. Ancak bu kitap özelinde olan en önemli sebep ise, yalnız Soseki’nin değil Japon edebiyatının da en ayrıksı yapıtlarından birisi olan “Madenci”nin bizlerle buluşturulmuş olmasıydı.

Ayrıksı derken neyi kast ediyoruz?

Natsume Soseki 1867-1916 yılları arasında yaşamış ve yazdıklarıyla bir dönemin edebiyatını neredeyse tek başına sırtlamış bir yazardır. İçinde olduğu modernleşme döneminin tüm sancılarını eserlerinde incelikli ve çok yönlü bir şekilde işlemiştir.

Daha önce Türkçede okuma fırsatını bulduğumuz “Gönül”, “Küçük Bey”, “Sanşiro” ve “Ben Bir Kediyim” isimli romanları bunu bizlere açıkça göstermektedir. Akademik uzmanlığı İngiliz edebiyatı üzerine olan Soseki, Japonya’da modern romanın öncüsü olmuş ve kendisinden sonra yazmış olan bütün yazarların yararlandığı ve onların örnek aldığı bir kaynak haline gelmiştir.

Günümüzde dahi Japonya’da Natsume Soseki anıtsal bir öneme sahiptir ve neredeyse bütün Japonların okumakla yükümlü hissettikleri bir noktada durmaktadır. Burada parantez açmamız gereken önemli bir husus vardır. Normalde geçiş dönemi yazarları öykündükleri edebiyatın kamburunu sırtlarında taşırlar ve teknik açıdan başarısız ya da taklitten öteye geçemeyen eserler kaleme alırlar.

Birçok ülkenin edebiyatında bu durum vardır. Biz de Tanzimat Dönemi’nde yazılmış ilk batılı romanlarımıza baktığımızda içerik ve biçimin yer yer iyi örtüşmediğine ve bariz üslup problemlerinin olduğuna şahit oluruz. Ancak Soseki kendisinden önce örnek alabileceği modern Japon romancılar olmamasına rağmen son derece yetkin eserler kaleme almayı başarmıştır. Çağdaş Japon edebiyatı da, Soseki’nin inşa ettiği bu zemin üzerinde şekillenmiştir.

Natsume Soseki | Ayrıksı Romanı Madenci

“Madenci” yazarın ilk dönem eserlerinden biridir.

Eleştirmenler kitabın yayımlandığı 1908 senesinden bu yana eseri Soseki eserleri içerisinde farklı bir noktada konumlar. Bu, eserin biçimsel açıdan deneysel sayılabilecek bir yenilikçiğe sahip olmasından kaynaklanır. Asahi Shimbun gazetesinde tefrika halinde yayımlanmaya başlayan romanı Soseki 1907 senesinde kaleme almaya başlamıştır.

O senelerde Japon yazarların yazma geleneği genellikle yaşadıkları şeyleri anlatmaları şeklinde özetlenebilirdi. Peki bu durumda daha önce bir madende çalışmamış, o ortamı gözlemlememiş Soseki bu romanı nasıl yazmıştır? Bu konudaki tahminler Soseki’nin Arai isimli bir madenciyle işçilik günlerine dair yaptığı konuşmalardan beslendiği yönündedir. Başka birinin tanıklıklarından ve onun gözlemlerinden yararlanan Soseki nihayetinde eserleri tamamen kendi hayal gücüne dayanarak kaleme almıştır.

Bu yüzden “Madenci”nin ismine kanıp Emile Zola’nın naturalist başyapıtı “Germinal” ya da D.C.Lawrence’ın “Oğullar ve Sevgililer” eseri gibi bir yapıt beklememek gerekir. Natsume Soseki romanında toplumsal gerçekçi bir çizgide ilerlemektense, madeni bir metafor olarak kullandığı daha psikolojik temelde bir eser kaleme almıştır. Madene dair ayrıntılar romanın baharatı olmuştur.

“Madenci”nin anlatıcısı bir kere isimsizdir. Evet burada karakterimiz tamamen kimliksizliğinin altını çizecek şekilde isimsiz bırakılmıştır. İsimsiz karakterimiz ormanın içinde yürürken bir yandan da aklındaki tehlikeli düşüncelerle savaşmaktadır. Bu esnada karşılaştığı Çozo’nun “İş lazım mı?” çağrısına kulak verir ve nedensiz bir şekilde kendisini çalışmak için madene yürürken bulur. Tokyolu, hali vakti yerinde, Japon geleneklerinin beslediği asil bir ailenin bu temiz ve eğitimli çocuğu, bir anda kir pas içinde, koşulların rezil olduğu bir çalışma ortamı içinde yaşamaya başlar. Sonrası ise karakterimizin dünyası ile madenin dünyası arasında kurulan karanlık bağlantının aktarımıdır.

Natsume Soseki | Ayrıksı Romanı Madenci

Kitabın çok özel bir sürprizi daha var.

Haruki Murakami’nin yazmış olduğu sonsöz. Aslında kitabı okuyan okur son satırlarda yazar tarafından yüz üstü bırakıldığında içinde oluşan sorunlara Murakami’nin bu sonsözüyle cevap bulabiliyor. Bu açıdan yayınevinin böyle bir sonsözü kitaba uygun görmesi hem çok iyi hem de çok yararlı olmuş. Bu sonsözde Murakami yazarın romanı yazma serüveninden tutun da dönemin ruhuna kadar ayrıntıları verirken bir yandan da romanla ilgili hem varsayımlarını hem de duygularını yansıtıyor. Japon edebiyatına son derece hâkim olan Murakami’nin kurmuş olduğu bağlantılar eseri okuduktan sonra hiç de mantıksız gelmiyor. Hatta Murakami bir teşekkürü hak ediyor.

Şimdilerde Samuel Beckett ve James Joyce gibi yazarların edebi tarzlarıyla ilişkilendirilen bu roman diğer yandan Soseki’nin farkında olmadan edebiyatına kattığı öncülerin öncüsü bir roman olma kimliğini kazanmıştır. Kitabın sonunda yaptığı modernist hamle ile kimilerine göre zayıflık kimilerine göre ise güç gösterisi yapan Soseki sonuçta ortaya ayrıksı bir eser bırakıyor. Olay örgüsünün daha önceki romanlarından alışık olduğumuz yapıdan son derece farklı olması okurken biraz zorlayıcı olabilir. Ancak okuduktan sonra kitaplığınızda daha özel bir yer ayırma zahmetine katlanacağınızı düşünüyorum.

Çeviri ise daha önce Jun’ichiro Tanizaki’nin “Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın” isimli kısa romanını çeviren Sinan Ceylan’a ait. Sinan Ceylan’ın çevirisini Tanizaki’nin kitabında takdir etmiş ve sevmiştik. Ancak malum Tanizaki’nin dili Soseki’ye göre daha sade ve akıcıdır. Haliyle böylesi bir eserle yeniden bizlerle buluşan çevirmenin bu özenli ve güçlü çevirisi okur olarak bizler de ayrı bir sevinç yarattı. Umarım önümüzdeki zamanlarda yeni Sinan Ceylan çevirileri okuma fırsatına sahip oluruz.

Kitabın içeriğiyle son derece örtüşen ve zekice tasarlanmış Hakan Güngör imzalı muhteşem kapak tasarımından da bahsetmemek haksızlık olur. Ülkemizde roman kapaklarına getirdiği özenle dikkatleri üzerine çeken Jaguar Yayınları çevirisinden baskısına, kapağından redaksiyonuna; her açıdan kaliteli ve aranan bir yayıncılık örneği sunuyor. Hep aynı kalitede bizimle olmaları dileklerimizle.

Siz de isminizi arkanızda bırakıp karakterimizle madene inmeye ve orada kendinizi aramaya var mısınız?

İyi okumalar.

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya giriniz