Kurbanı Beslemek | Kenzaburo Oe

1
33
Kurbanı Beslemek | Kenzaburo Oe

1994 Nobel ödüllü Kurbanı Beslemek kitabının yazarı Kenzaburo Oe, yerel özellikleri evrensel değerlerle harmanlayarak Nobel’i kazanmayı hak ediyor. Japon edebiyatının kendine has betimlemelerini, müstehcenliğini, samimi anlatımını içinde barındıran yazar anlattığı dönemin özelliklerini ve köy hayatının işleyişini betimlemelerinde ustalıkla kullanarak olmadık şaşırtıcı bir derinliğe ulaşıyor. Sıradan tanımlamalar yerine farklı betimlemelerle özgün bir anlatım yakalayan yazar okuru durup düşünmeye sevk ediyor.

Kurbanı Beslemek

Kitap üç uzun öyküden oluşuyor. İlk ve en önemli olan öyküsü Kurbanı Beslemek. Öyküyü ben diliyle anlatan kahramanımız gözlemleri, içtenliği ve zayıflığıyla kalbimizi çalan bir çocuk. Uğraşlarını oyun ve eğlencelerini köy hayatı koşullarının belirlediği çocukların dünyası bir düşman uçağının görünmesiyle değişiyor. Şehirli ve köylü ayrımının öfke boyutunda hissedildiği, fakirliğin, kış koşullarının ağırlığı altında ezilen insanların savaştan ve merkezden uzak sürdürdüğü hayatı savaşın son günlerinde esir düşen zenci pilotla değişir. Esirin zenci oluşu köyde şaşkınlık yaratır düşman olup olmadığı bile tartışılır. Merkezden haber gelene dek hayvan yerine koyup beslenmeye başlanır.
Çıplak gerçeklik ve saf hissiyat ruhunuzu zedeleyecek incitici boyutta işleniyor. Boris Vian’ın kitabında görülen rahatsızlık verici ırkçı yaklaşım kitapta tüm yönleriyle görülüyor. Savaşın yıkıcılığını, adaletsizliği, şehirli köylü ayrımını, bürokrasinin topluma ve bireye baskısının insanlar üzerindeki psikolojik tahribatını 53 sayfada okura aktarabilmiş Kenzaburo Oe.

Kurbanı Beslemek | Kenzaburo Oe

Anlatıcı çocuğun Kurbağa olarak adlandırıldığı öyküde kahramanların isimlerinin olmayışı da gerçekliğin bir yüzü olarak karşımıza çıkıyor. Kahramanımız devletin temsilcisi görülen emirleri tartışmasız kabul gören bürokrata Katip, arkadaşına Tavşan dudak diye seslenirken ailesine kardeşim, babam diyor. Esirimiz, meçhul askerimizse Zenci ve evcil hayvan olarak adlandırılıyor.
Can yayınlarından Volkan Erdemir’in çevirisi başarılı. Kitabın tasarımı Japon sanatını ve ırkçılığı hakkıyla anlatırken kapaktaki kırmızı renk kurbanın trajik sonunu hatırlatıyor.

Delilikten Kurtar Bizi, Gözyaşlarımı Sileceği Gün isimli iki uzun öykü ile kitap sona eriyor.

Aynı hikayenin farklı kahramanlar ve bakış açısıyla ele alındığı özgün bir kitap kaleme alınmış. Psikolojik roman seven okurlar için kaçırılmayacak iki uzun öyküde deliliğe varan gizem dolu anıların içinde kaybolacaksınız. Amerikan yenilgisi hemen her romanda Japon yazarlarca işlenmiştir ama Oe kadar derin ve gizemli hale getiren bir usta kalem yok. Ruhsal yıkıma ya da toplumsal yaşayışı ele alınmış ama Oe, kitabın tamamında savaşın etkilerini büyük çatışmalarla besleyerek derin bir acıyla ele almış.
Delilikten Kurtar Bizi, adlı hikâyede mazide kalmış bir gizemin peşinde deliliğin peşinden geldiğine inanan kahramanımızın hayatı engelli bir oğlunun oluşuyla daha da farklı bir hâl alıyor. Annelerin yargılandığı, gizemin kendini koruduğu, savaşın aile içi çatışmalardaki rolünü gösteren başarılı öykülerden biri.
Gözyaşlarımı Sileceği Gün aynı olayın detaylarıyla ele alındığı bir hikâye.1945 yılının son gününü ele alan hikâyede Amerikan yenilgisinin buhranı yanında Tanrı sayılan İmparatora karşı sorumluluklarını yerine getiremeyen halkın suçluluk duygusunu derinden hissediyoruz. İmparatora karşı suç işleyen ailenin baskı altındaki seçimlerini ve davranışların sonuçlarını oğullarının penceresinden görüyoruz.

Kahramanımızın bilinci geçmişin sisleri altında karanlığa karşı savaşır, kaygı dolu geleceğin acılarına teslim olur. Çıkmaza giren ilişkilerde anne suçlu mudur? Anne baba arasındaki gerilimde taraf seçen çocuğun gözünden olayın karanlık yönlerini aydınlatmaya çalışırken asıl suçlunun kim olduğunu öğrenebilecek miyiz?

Kendisini onurlu ve haklı göstermeye çalışan bir delinin gerçekleri değiştirip değiştirmediğine emin olabilir miyiz? Savaşmak mı savaşmamak mı suçtur, yenilgiyi kabul etmek mi yeniden dirilmesi için Tanrı İmparatoru öldürmeyi düşünmek mi suçtur?

İlkokulda her gün sorulan “Peki sen imparator hazretleri için seve seve ölür müsün?” sorusuna her defa aynı yanıtı veriyordu; Evet, seve seve ölürüm!” Bu yanıtı verirken içinde duyduğu, kimseye açamadığı gizli tereddütten yıllardır yüreğinin derinliklerinde utanıyor, gece yarıları savaşta öleceğini somut olarak düşününce korkuyordu. Bu askerlere katılarak tereddüt ve korkusunun üstesinden geldi.

1 YORUM

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya giriniz