Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı: İkigai Felsefesi

0
14
Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı: İkigai Felsefesi
Foto Kaynak: İkigai coaching

‘’Sadece faal kalırsanız bir yüzyıl yaşamak istersiniz.’’
Yaşayış biçimleri, beslenme şekilleri, çalışkanlıkları ve daima her alanda öncü olmaları ile bizi daima şaşırtan Japonların dünyanın en uzun ve sağlıklı yaşayan milletleri arasında olmaları oldukça olağan bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Sağlık, Japon ulusu için yerine hiçbir şey koyulamayacak kadar değerli bir kavram. İşkoliklikleriyle bilinmelerine rağmen sağlığın korunmasına başarıdan daha çok önem verdiklerini bile söyleyebiliriz.
Hatta toplum kuralları içinde en utanç verici durumların arasında ‘önem verilmemiş zayıf sağlık’’ yer alıyor dersek hiç de abartmış olmayız.
Japonlar uzun, mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürmek için coğrafyalarının onlara sunduklarından ve içinde bulundukları kültürlerinden yararlanıyorlar sadece.  Sade bir yaşamı benimsiyorlar,  sahip oldukları şeylere olabildiğince minnettarlık duyup, İnançlarına sadık kalıyorlar ve bir de sağlıklı besleniyorlar tabii ki..

Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı: İkigai Felsefesi
kaynak. Medium

Bunların yanında yazımın konusu olan ve son günlerde herkesin dilindeki ‘’İkigai’’ kavramı da Japonların uzun ve sağlıklı hayat sırları arasında önemli bir rol oynuyor.
İkigai, sevgi ve tutkuyla yaptığınız herhangi bir şey olabilir, işiniz, hobileriniz ya da başka bir deyişle
İkigai kelimesini ‘’kendine bir yaşam amacı edinmek’’  olarak açıklayabiliriz. Her gün yatağınızdan kalkıyorsanız, bu yaşama devam etmek için bir nedeniniz olduğu anlamına gelir. Kitapta bu cümlelerle başlayan İkigai felsefesinde önemli olan sizi hayatta tutan istekleriniz ve ilgilerinizin hayat amacınız olup olmadığını keşfetmektir.
Peki sizin yaşama devam etme sebebiniz nedir?
Bu sorunun üzerinde detaylıca düşünmeden önce İkigai felsefesinin ana taşlarından bahsetmek istiyorum.
İkigai’nin benimsediği düşünce çok basit ‘’ne yaparsan yap sevgiyle yap ve asla bırakma’’ yani emekli olma diyor bize felsefe, sevdiğin işi bırakmamanın yanı sıra seçilen uğraşta akışı yakalamak, dengeli ve bilinçli beslenmek, karşımıza çıkan zorluklar karşısında pes etmemek de İkigai’yi oluşturan bileşenler arasında…
Sevdiğiniz işten hiç sıkılmamak, sabırla ve azimle sevdiğiniz şeyle bir bütün olmak İkigai’nin en temel özelliğidir. Eğer gerçekten İkigainizi bulduysanız,  hayatta kalmak için değil, yaşama nedeniniz o olduğu için çalışırsınız.
Kitapta İkigai’si için çalışanlara dair çok güzel örnekler veriliyor, her gün sushi ustasının yanında sadece kusursuz incelikte omlet yapmayı öğrenmeye çalışan çırak, her gün müşteriler için asansör düğmesine basan güler yüzlü kişi, en iyi malzemeyi bulabilmek için dağ,tepe ayırt etmeden gezen porselen ustası….
Siz kendi İkigainiz için neleri göze alırdınız peki?
Şimdi kendi  İkigaimizi bulmak onu hayatımıza dahil etmek için gerekli olan düşünme biçimlerini inceleyelim.
İkigaimizi nasıl bulur ve geliştiririz?
Özellikle herkesin bir İkigai’si olduğu  vurgulanarak anlatılıyor kitapta. Kabul etsekte etmesekte tüm canlılar hayata bir varoluş amacıyla gelirler. Hayatın kim olduğumuzu ve neden varolduğumuzu aramakla geçen bir yolculuk olduğunu düşünürsek kimisi bu yolculukta yerini çabuk belirleyecek kimisi ise daha sabırla amacını yavaş yavaş bulacaktır.
İçinizdeki varoluşsal gayeyi keşfetmek için kendinize önce ‘’neler yapmaktan hoşlanırım’?’’ diye sormanız gerekiyor.  Beni neler heyecanlandırır ve zamanla ilişkimi keser?  Ya da ben hangi işte iyiyim? Bu tür sorular İkigai’nizi bulmak için sizi ışığa doğru yönlendirecek anahtar sorulardır.

Neyi sevdiğiniz, hangi işte iyi olduğunuzu keşfettikten sonra hedef tahtanıza yeni noktalar koyma zamanı geldi demektir.  Hayatınızın geri kalanını ne yaparak sürdürmek istiyorsanız rahatlık alanınızdan çıkmanız, İkigainizde yol almak için kendinize bir takım hedefler belirleyerek yürümeniz  gerekir.
İkigainizde yol almanızı sağlayacak adımlara gelin birlikte bakalım

Hedef her şeydir!
Akışa kapılmadan önce net bir hedefin olması İkigai’nin olmazsa olmazlarındandır. Unutmamalıyız ki ne yöne gideceğimizi bilmeden edindiğimiz hayat amacı bize pek bir fayda sağlamayacaktır. Bu yüzden net bir hedefin olması size çok küçük parçalara sahip olan bir yapbozu bile yapmanın zor olmadığını gösterir.  Hayatınızda her gün bir parçayı doğru yere yerleştirirseniz hedefinize adım adım yaklaşmış ve sonunda azimle bitirmiş olursunuz.
O yüzden net bir hedef her şeydir.

Sadece tek bir şeye yoğunlaşmak
Teknoloji çağındayız. Zamanın bu kadar hızlı aktığı ve akıllı cihazların hayatımızı kolaylaştırdığı bir dönemde hiçbirimiz sadece tek bir işe yoğunlaşamıyoruz. Ya da tek şeyle ilgilenmenin ‘’zaman kaybı’’ olduğunu düşünüyoruz. Öyle ya, aynı anda hem mailinizi kontrol edip,  dizi izleyip hem de yemeğinizi yiyebilirsiniz. 3, 4 ya da 5 farklı işi bir arada yapabiliyorken neden tüm zamanınızı bir işe veresiniz ki?
Fakat işler sandığımız gibi ilerlemiyor. Aynı anda birden fazla işle ilgilenmek veriminizi düşürmekle kalmayıp,  anın akışına kapılmanın önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Çoklu iş bitirmeye odaklanmak zamandan kazandırıyor gibi görünse de aslında tamamen dikkat ve zaman sömürücü etkenlerin başında geliyor.
O yüzden aynı anda sadece tek bir işle ilgilenmek verimi arttırırken aynı zamanda İkigainizi daha çabuk yakalamanızı da sağlıyor. Dikkatiniz sadece o an yapmakta olduğunuz işe odaklandığından hata riski azalıyor ve işin kontrolünün sadece siz de olduğunu fark etmenizi sağlıyor.

Sıradan işleri yaparken bile mutlu olmak
Hayatta  İkigaimizin peşinden koşarken  yapmak zorunda olduğumuz bazı şeyler de vardır. Bunlar genelde rutin işler dediğimiz yemek yapmak, çamaşır yıkamak,kişisel bakım ya da  evrak işleriyle uğraşmak olabilir. Bu rutinle  yaşam enerjimizi ve isteğimizi yavaşlatıyor gibi görünse de hepsini küçük detaylarla akışa dahil etmek mümkündür.  Rutinlerimizi gerçekleştirdiğimiz ortama biraz güzellik katmak, yemek yaparken şarkı dinlemek gibi küçük hareketlerle  sıkıcı işleri biraz  daha çekilebilir kılmak mümkündür.

Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı: İkigai Felsefesi
Okinawa/ foto kaynak: Breakfastwithaudrey.com

İkigaisini bulanlar ne diyor? Asırlık insanların ortak özellikleri…
 Japonya’nın Okinawa Adası’ndaki Ogimi adlı yerleşim yerinde yaşayan dünyanın en yaşlı ama mutlu insanlarının ortak bir özelliği var. Gün içinde ne yaşanırsa yaşansın her olayın sonunda mutlaka kendilerine gülümseyecek bir neden bulabilmeleri…
En genci doksanlı yaşlarını sürdüren bu insanların en fazla önem verdikleri şeyler arasında sosyal ilişkileri yer alıyor. Ayrıca sevdikleri işlerden emekli olmayacaklarını da hikayelerini anlatırken özellikle belirtiyorlar.
Ogimi’de yaşayanlar için yaş en önemsiz şeylerden biri. İster 30 ister 90 yaşında ol önemli olan yaş değil hissettiğindir inanışıyla yaşıyorlar hayatlarını. Hala hepsi dans etmeyi, eğlenmeyi, yemek yemeyi çok seviyor. Sahip oldukları her şey için kutlama yapıyorlar ve çevrelerine yaydıkları ortak pozitif enerji onlara sağlık, mutluluk ve güç olarak geri dönüyor.
Ogimi köyünde yaşayan uzun ömürlü ve mutlu insanlardan edinmemiz gereken  yararlı öğütleri şöyle özetleyebiliriz
-Acele etmeden sakince yaşa

-Endişelenme

-İyi alışkanlıklar edin.

-Sosyal ilişkilerimiz her şeydir.

-İyimser olun.

İkigai felsefesinden  öğreneceğimiz hayatımız için bir nefes kadar gerekli olan daha çok şey var gibi görünüyor…

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya giriniz