Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 2

0
81

Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 2Literatürk Yayınları tarafından yayınlanan, Okan Haluk Akbay’ın kaleme aldığı Japon Öykü Seçkisi kitabına ilişkin yazımızın, “Japon Öykü Seçkisi – Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk”, ikinci bölümünde; kitapta yer alan diğer öykülerle devam ediyoruz.


Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 2

Dokuzuncu Öykü

Dokuzuncu öykü olan ‘Bir Salkım Üzüm’ 1878-1923 yılları arasında yaşamış olan Takeo Arishima’ya ait. Arishima’nın İngilizcesi ‘A Certain Woman’ isimli kitabı Batıda oldukça sevilen bir yapıt olduğundan, çevrilmesini özellikle beklediklerimizdendi. Şimdi burada bir öyküsüyle karşılaşmak ayrı sevindirdi. Mavi ve kırmızı renk kaliteli boyası olmayan bir çocuğun hayalindeki resimleri yapma isteğiyle; boya hırsızlığı yapmasını ele alan bu hikâye sonundaki ‘mor’ vurgusuyla da şık bir numara yapıyor. İnsani özelliklere yapılan ince övgü çok güzel yerini buluyor ve boyalar üzerinden tıpkı renkler gibi birbirine kattığı, sentezlediği mesaj yerini şak diye buluyor.


Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 2

Onuncu Öykü

Onuncu öykü ise 1868-1913 yılları arasında yaşamış olan Sachio İto’ya ait ‘Bakıcının Evi’. Küçük bir çocuğunun bakıcısına duyduğu sevgi ve ayrılmaları sonucunda ikisinde meydana gelen hüzünlü ruh halinin ele alındığı öykü alternatif okumalara müsait. Çocukluğun travmalarla bezeli dünyasına girdiğimizde her daim ilginç ayrıntılarla karşılaşmamız mümkün. İto da bu dünyaya dramatik bir mercek tutmuş.


Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 2

On Birinci Öykü

On birinci öykü modern Japon edebiyatının kurucularından Natsume Sosekiye ait olan ‘Garip Ses’. 1867-1916 seneleri arasında yaşayan Soseki’nin birçok romanını okuma fırsatını bulmuşken bir öyküsüyle ilk kez karşılaştık. Neden büyük bir yazar olduğunu gözler önüne seren, kitaptaki en iyi öykülerden biri ‘Garip Ses’. Hasta olduğundan sık sık hastaneye yatan bir ihtiyarın, bulunduğu kattaki diğer hastalar hakkında çıkardıkları seslerden yola çıkarak yaptığı analizleri ve sorgulamaları anlatmış. Hayatlarının sonuna geldiğini hisseden hasta insanların nasıl da en küçük şeye tutunup, hayata bir yerinden sarıldığına şahit oluyoruz hikâyede. Soseki’nin atmosfer yaratma konusundaki başarısı her zaman etkileyici.


Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 2

On İkinci Öykü

On ikinci öykü ‘Üzgün Baba’ adında olup, 1887-1928 yılları arasında yaşamış Zenzo Kasai’ye ait. Burada hayatının yaklaşan felaket sonundan habersiz, kendini tecrit ettiği bir pansiyon odasında şiirler yazmaya çalışan ve parçalanmış ailesinin yasını tutan bir şairin öyküsü anlatılıyor. Tanizakivari bir öykü olarak adlandırmak istediğim ‘Üzgün Baba’ aynı zamanda sanki Yasujiro Ozu filmlerine de kardeş. Pansiyondaki hayatında birçok hasta ve yolun sonuna gelmiş insanı gözlemleme fırsatı bulan karakterimiz bir yandan da büyüyüşüne tanık olamadığı, sadece annesinin mektupları sayesinde haber aldığı oğlunun değişimi hakkında duygusal yorgunluk yaşıyor. Baba-oğul denklemini bir kenara bırakırsak pansiyonu Japonya metaforu olarak okuyabiliriz. Yazarın gözlemlerini de içinde bulunduğu yılların değişen, devinen yapısında tespit ettiği hastalıklı, bozuk, çürüyen noktaların simgeleştirilmiş hali olarak ele alabiliriz. Nerden bakılsa zengin ve kitabın en iyilerinden diyebileceğimiz bir öykü.


Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 2

On Üçüncü Öykü

On üçüncü öykü 1872-1943 yılları arasında yaşayan Toson Shimazaki’ye ait olan ‘Kahvaltı’. Bu öykü aç kalan bir çocuğa yemek vermek yerine, yemeği alacak parayı nasıl kazanacağını anlatan karakterimizin öyküsü anlatıyor. Didaktik bir tonda ilerleyen öykü hayati ihtiyaçların uzun vadeli planların önünde seyrettiğini göstererek bitiyor. Yukarda bahsettiğim ‘Terfi’ isimli öyküdeki hissi yakalayacak ve ders vererek umut aşılayacakken; realitenin keskinliğini yüzümüze vurmayı tercih etmiş yazar.


Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 2

On Dördüncü Öykü

On dördüncü öykü olan ‘Beyaz Kamelya’ 1889-1936 seneleri arasında yaşamış olan Kyusaku Yumeno’ya ait. Bu öyküde tembel, hırçın, saygısız ve asabi olan minik bir kızın, güzel bir kamelya çiçeğiyle yer değiştirmesi sonucu hayatı anlama serüvenine konuk oluyoruz. 20.yy’ın başında yazılmış birçok Japon öyküsünde tanık olduğumuz ders vererek daha iyi bir insan olmanın yollarını öğreten öykülerden biri olan ‘Beyaz Kamelya’ gençlik öyküsü olarak okutulabilecek naif ve samimi bir örnek.


Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 2

On Beşinci Öykü

On beşinci öykü olan ‘Karanlığın Resimli Romanı’ 1901-1932 yılları arasında yaşamış Motojiro Kajii’ye ait. Bu öykü soyut yapısıyla şaşkınlık verici. Hem ismi hem de anlatının kendisi zamanının çok ötesinde. Tokyo’da yakalanan bir hırsızın, karanlıkta bir değnekle yön bulma konusundaki yetkin özelliğiyle biz okur da karanlığın içine çekilip, karanlıkla ilgili sorgulamalara gark ediliyoruz. Hayli ilginç ve yazarı konusunda okuru meraklandıran bir öykü olduğunun altını özellikle çizmem gerek. Okuyunca hak vereceksiniz.


Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 2

On Altıncı Öykü

On altıncı öykü ise 1898- 1947 seneleri arasında yaşamış Riichi Yokomitsu’ya ait olan ‘Kırmızı Kimono’. Çok samimi ve sımsıcak hissettiren bir öykü olan ‘Kırmızı Kimono’ yine gençlerin imgesinde ne güzel şekillenir ve onlar tarafından nasıl keyifle anlamlandırılır diye düşündüklerimizden oldu. Yokomitsu’nun genel tarzı bu mudur bilmiyorum ama bu derlemede kısa film edasıyla akan öykü kitabın en hafif ama okuması en tatlı olan öykülerinden biri olarak yerini alıyor.


Bunlar haricinde kitapta dört öykü daha var.

Bu öyküler ve yazarlarının isimleri şöyle: Sakutaro Hagihara’nın ‘Şapka’, Ranpo Edogava’nın ‘Yüzük’, ‘Atşuşi Nakacima’nın ‘Ay Işığının Altında Dağ’ ve Fumiko Hayaşi’nin ‘Akerdeon ve Balık Kasabası’.  Edogava geçtiğimiz zamanlarda ilk kez Türkçeye çevrildi ve Japon Yayınları tarafından basıldı: Bu kitabın ismi ‘Kırmızı Oda’. O kitapta Ranpo’nun birçok öyküsü gibi ‘Yüzük’ isimli bu öyküsü de bulunmakta. Daha sonra onun kitabına yazacağım ayrı yazıda bu öyküden de bahsedeceğim.

‘Japon Öykü Seçkisi’ cidden çok keyifli bir okuma sunuyor. Normalde böyle kapsayıcı olan kitaplar seçkilerindeki eksikliklerden amacına ulaşma noktasından çok uzakta kalırlar. Fakat bu kitabın öyle olmadığını söyleyebilirim. Haluk Bey çok doğru yazarların çok doğru hikâyelerini çevirmiş ve bir araya getirmiş. Siz de kitabın bu genişletilmiş ve revize edilmiş son baskısını mutlaka edinin ve kütüphaneniz de yer açın derim. Japon öyküleriyle tanışmak için süper bir başlangıç noktası. İyi okumalar dilerim.

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya giriniz