Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 1

0
37

Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 1‘Japon Öykü Seçkisi’ hayli önemli yapıt olarak kitaplıklarımızdaki yerini aldığından, sizlerinde tanışmanız ve kitaplığınızda yer açmanız için etraflıca içeriğinden bahsetmek istiyorum. “Japon Öykü Seçkisi”, Japon öykücülüğüyle ilgili bizzat ihtiyaç duyduğumuz önemli bir eksiği kapatıyor. Aslında eser 2012 senesinde Konya Japon Kültür Merkezi Derneği Kültür Sanat Yayınları tarafından yayımlanmıştı. Ancak aradan geçen senelerle birlikte baskısı bulunamaz hale gelmişti. Şimdi ise aynı kitap, genişletilmiş, eklemeler yapılmış ve gözden geçirilmiş baskısıyla Literatürk Yayınları tarafından yayımlandı. Böylesine güzel bir kitap yeniden bulunabilir olmuşken, biz de hakkında bir yazıyı gerekli bulduk.


Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 1Okan Haluk Akbay uzun yıllardır Japon sözlü ve yazılı geleneği hakkında çok sayıda Türkçe kitap yayımlamış bir isim. Fudoki, Kojiki, Haiku, Japon atasözleri, Japon masalları, Japon öyküleri gibi çeşitli konularda kitapları var. Japon Öykü Seçkisi ise diğerlerinden biraz daha farklı. Normalde anonim kültürün oluşturduğu edebi külliyatı merceği altına alan Haluk Bey bu kez rotasını Japon öykücülerine çevirmiş. Bu kitabında, Japon Öykü Seçkisi ismi bilinen, meşhur Japon öykücülerinden çeviriler yaparak bir derlemeye imza atmış. Bazılarını daha önce Türkçede okuduğumuz, çoğunu ise ilk kez duyduğumuz yirmi Japon öykücüsünden birer hikâye seçmiş. Kıymetli ve birçok açıdan tatmin edici bir çalışma olduğunu söyleyebilirim. Kitabın önsüzünde seçtiği yazarları bize kısmen de olsa tanıtmayı amaçladığını söylemiş yazar; kesinlikle de amacına hizmet ettiğini, bu anlamda başarılı olduğunu söyleyebilirim. Zira içinde öyküsü bulunan 20 yazardan sadece 4 tanesini daha önce Türkçede okuma imkânına sahip olmuştuk: Ryunosuke Akutagawa, Osamu Dazai, Natsume Soseki ve Ranpo Edogawa. Diğer hepsi merak ettiğimiz, yepyeni isimler. Bu yüzden çok heyecanlı bir okuma tecrübesi sunuyor Japon Öykü Seçkisi.


Birinci Öykü

Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk 11898-1943 yılları arasında yaşamış olan Denji Kuroşima’ya ait ‘Telgraf’. Bu öyküde yazar, çocuğunu okutmaya çalışan yoksul bir çiftçinin öyküsünü ele alıyor. Feodal geleneğin izlerinin halen Japon taşrasında izlenebildiği 19.yy sonu bir dünya var önümüzde. Gensaku isimli ileri görüşlü çiftçi karakterimiz, tek oğlunu okutmak için türlü zorluklara göğüs germeye çalışıyor. Toplumsal gerçekçi bir çizgide seyreden öyküde o zamanın Japonya’sındaki gizli kast sisteminin acımasızlığını görüyoruz. Sistemin dışına çıkmaya çalışan insanların nasıl sindirildiğine tanıklık ediyoruz.


İkinci Öykü

Japon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk -Ogai Moriİkinci öykü olan ‘Takesa Sandalı’ 1862-1922 yılları arasında yaşamış Ogai Mori’ye ait. Ogai Mori Japon edebiyatındaki gelmiş geçmiş en önemli öykücülerden bir tanesi olmasına rağmen henüz Türkçede hiçbir kitabını okumadık. Bazı çeviri çalışmalarının yapıldığından haberdar olduğumdan yakın zamanda basılacağını tahmin ediyorum. O yayınlar gelene kadar Mori ile tanışmak için güzel bir fırsat ‘Takesa Sandalı’. Tokugava Dönemi’nde geçen bir hapishane geleneği üzerinden öyküsünü kuran Ogai Mori, tek bir öyküyle bile neden bu kadar önemli addedildiğini gösteriyor. Bir suçlunun sürgün sürecine odaklanan ‘Takesa Sandalı’ çok katmanlı bir öykü. Bir yandan suçun kimliğini sorgulatırken diğer yandan mevcut ve kabullenilmiş, olumlu şartları sorgulayarak herkesi felsefi bir girdaba sürüklüyor. Okurun ilk yargısındaki taraflığın öykü ilerledikçe yer değiştirmesi, bazı konuların ilk baştaki eminlik ve keskinliğe rağmen sonlara doğru muallâk hale gelmesi; hikâyenin okur üzerindeki etkisi ve haliyle öyküden alınan okuma zevki noktasında öyküyü başka bir yere taşıyor. Tüm sadeliğine rağmen, güçlü dramatik yapısıyla da önemli bir örnek veriyor Mori. Kitabın en iyi öykülerinden biri olduğunu düşündüğüm bu öyküyü mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Ben özellikle bu öyküden sonra, yakında basılacak olan Ogai Mori kitabını merakla bekliyorum.


Üçüncü Öykü

Ryunosuke AkutagawaÜçüncü Öykü olan ‘Raşomon’ 1892-1927 yılları arasında yaşamış Ryunosuke Akutagawa’ya ait. Akutagava tüm dünyada en çok tanınan Japon öykücü olma özelliğine sahip. Japonya’da öykü türünün de Ogai Mori ile birlikte babası olarak kabul ediliyor. ‘Raşomon’ isimli bu öyküsü de Akira Kurosawa tarafından film yapıldığından oldukça popüler. Daha önce Türkçede Oğuz Baykara çevirisinden okuma fırsatına sahip olmuştuk. Seneler sonra tekrar okuyunca ilk hislerim tazelendi. Akutagawa kısa yoldan çok şey anlatan bir öykücü olarak tanımlanmıştır hep. Farklı dönemlerde yazdığı, farklı temalar altında toplanabilecek öykülerinde her daim bir dert görülür. Bu kâh dini bir şey olur, kâh toplumsal, kâh kişisel… Bu öyküsünde kurduğu dönemin Kyoto tasviriyle, toplumsal yozlaşmanın, içinde kaybolunan korkunç keşmekeşliğin tablosunu çiziyor, o dönem açısından. Diğer yandan suçun haklı değil ama zorunlu doğasını, o yozlaşmışlık içinde çok dengeli bir şekilde gösterme başarısını gösteriyor. Bir önceki Mori öyküsü olan ‘Takesa Sandalı’ ile benzer bir evreni paylaşan öykü aslında bize dönemin Japonya’sına dair de belge niteliği taşıyan argümanlar sunmasıyla da önem kazanıyor. Halen Akutagawa okumadıysanız bu öykü elbette bir başlangıç olabilir ama aslen Oğuz Baykara’nın çevirdiği, Boğaziçi Yayınları’ndan çıkan kitaplara bakmanızı tavsiye ederim.


Dördüncü Öykü

apon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk -tatsuo horiDördüncü öykü, ‘Pencere’ ismine sahip ve 1904-1953 seneleri arasında yaşamış olan Tatsuo Hori isimli yazara ait. Bu öykü içerikte oldukça Batılı bir tarza sahip olmasıyla direkt dikkat çekiyor. Göstergebilimsel bir eleştiri tekniğiyle yaklaşabileceğimiz bu öyküde sanatçı, yaratımı, eserin hayranı ve zamanın etkisi üzerinden girift, hatta felsefik bir öykü kaleme alınmış. Hori’nin eserleri 2000’li yıllarda İngilizce ve Çinceye çevrilmiş. Keşke bizim de elimizde okuyabileceğimiz daha fazla yayını olsa. O zaman yazın tarzına dair daha kapsamlı ve doğru saptamalarda bulunabiliriz. Yine de bu kısa öyküde savaş öncesi yazının özgün sesini duymak mümkün.


Beşinci Öykü

apon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk -shusei tokudaBeşinci öykü Shusei Tokuda tarafından kaleme alınmış ‘Beden’. Tokuda, 1871-1943 seneleri arasında yaşamış ve Japonya’nın askeri reformlarının en önemlilerini bizzat tecrübe etmiş bir yazar. Öyküsünde de askeri baskınlığın izleri görülüyor. Bir kadın ve yaşlı adam arasındaki konuşmanın ele alındığı öyküde, yaşlı adamın oğlunu henüz savaşa gönderemeden toprağa vermesini okuyoruz. Askeri konulardan bahsedilmesi zaten beklenilen bir şeyken burada inceden hissedilen bir eleştiri hikâyenin güçlü tarafını oluşturuyor. Tokuda milli bir fedakârlık duygusunu mu ortaya koymak istiyor, yoksa beklenilen ve zaten yapılan bu fedakârlığın haklılığını mı sorguluyor? Açıkçası biraz arada bırakılmış. Fakat bu öykünün hissinden bir şey kaybettirmiyor. Ne çıkarılacağı okuyanın hissine ve yargısına sunuluyor.


Altıncı Öykü

apon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk -ango-sakaguchiAltıncı öykü ‘Bir Serserinin Anıları’ ismine sahip ve 1906-1955 seneleri arasında yaşamış Ango Sakaguchi’ye ait. Bu öyküde çevresi tarafından serseri olarak tanımlanan karakterin sözlerine kulak veriyoruz. Karakter kendi serserilik tarzını tanımladıktan sonra, başıboş dolaşmalarında; gördüklerinden ziyade bu başıboş dolaşmanın karmaşık yapısını anlatmayı tercih ediyor. Gittiği yerlere dair anımsadığı şeyler aslında zihnindeki silik siluetten ibaret. Nedensiz yolculuklara çıkıp, anlam veremediği yolları aştıktan sonra bile anlamsız bir tatminsizlik hissiyle dolu her zaman. Yine de bir gezisinde tanıştığı, isimsiz bir kadınla yaptığı intihar üzerine olan konuşma onun aklını belli bir süre esir alıyor. Karakterimiz burada sorgulamalar dünyasına adım atıyor. Bu öyküde Sakaguchi çok kapalı bir anlatım tarzı tercih etmiş. Açık ve direkt anlatmaktan ziyade sadece durumu gözler önüne sermek ve serserinin varoluşuna dair bütün cevapları okuyucunun vermesi gerektiğini düşünmüş. Okuyunca siz ne düşüneceksiniz bakalım?


Yedinci Öykü

apon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk -kan-kikuchiYedinci öykü 1888-1948 seneleri arasında yaşamış olan Kan Kikuchii’nin yazdığı ‘Terfi’. Burada Japon naifliğini iliklerimizde hissettiren bir öykü okuma fırsatını buluyoruz. Tam anlamıyla ‘iyi hissettiren anlatı’ kategorisine sokabileceğimiz bir hikâyenin anlatıldığı Terfi’de, en karanlık olanın içindeki ışığı görmemiz için bize el uzatılıyor, yol gösteriliyor. Umutsuzluktan umut damıtan Kikuçi, öyküsüyle yaşama uğraşına destek veriyor.


Sekizinci Öykü

apon Öykü Seçkisi | Japon Öykücülüğüne Doğru Bir Yolculuk -osamu-dazaiSekizinci öykü 1909-1948 yılları arasında yaşamış olan Osamu Dazai’ye ait. Öykünün ismi ise ‘Karlı Bir Gecenin Hikâyesi’. Bu öykü Türkçede dört kitabını okuduğumuz, savaş öncesi Japon edebiyatının en önemli isimlerinden birisi olan Osamu Dazai ustaya ait. Usta diyorum zira bedbaht geçen kısa ömrüne, yoğun, katran kıvamında eserler sığdırmayı başardı. Onlarca kez intihar denemesi yaptıktan sonra başarılı olup, hayatına son veren Dazai’nin bir öyküsünü okumak hayli heyecanlandırıcı. Fakat kitaplarından aşina olduğumuz derinlikli anlatım burada yok. Çok daha basit bir öykü kaleme almış yazar. Hamile olan yengesine, onun istediği türden bir yemek götürme gayretine giren karakterin; başarısızlığı sonrası çok daha soyut bir şeyi ona sunmasını anlatıyor. Dazai’nin eserlerinde sıkça karşılaştığımız karakter olarak ‘yazar’ kişisi burada da var. Yine kendisinin yansıması olarak ele alabileceğimiz bu yazar kişisi, karakterimizin abisi rolünde. Başarısız, eksik, yorgun, bitik ve nezaketten yoksun. Tıpkı Dazai gibi bir depresyon aktörü. Narsist bir tarafı da var. Diğer yandan karakterimizin hayalci ve tamahkâr hali de dikkat çekici. Çok fazla bir şeyin olmadığını düşündüğümüz öyküyü Dazai’nin kodlarıyla açıklamaya çalıştığımızda çok fazla şey çıkıyor ortaya aslında. Hayatı boyunca ‘ben-roman’ türünde eser vermiş bir insanın edebiyatına da başka türlü yaklaşmak yanlış olur zaten. Dazai’ye bir adım daha yaklaştıran bir öykü.

Öykülerin devamı bir sonraki yazıda!

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya giriniz