Özgürlüğe Bir Adım Kala | Eros+Massacre

0
16

Özgürlüğe Bir Adım Kala | Eros+Massacre

Yoshihige Yoshida’nın 1969 yapımı üç buçuk saatlik bu kült film; özgürlükten anarşizme, feminizmden modernliğe kadar birçok alanda entelektüel söylemde bulunan sinema tarihindeki en sıra dışı ve de avantgarde yapımlardan biridir. Elbette ki bir anlamda da yönetmenin sinemasal anlamdaki zirvesidir. Karakter oluşumu açısından iki ayrı dönemde geçmesine rağmen üç ayrı döneme dair söylemde bulunan film, postmodernist anlayışın sinemadaki en güçlü temsillerinden birini oluşturmaktadır. 1910‘da geçen filmin büyük bölümünde anarşi ve feminizmin modernist düşüncede kendine yer bulma çabası anlatılırken, paralel hikâye olan Mako ve Eiko’nun içinde yaşadığı dönem üzerinden modernizme, bu karakterlerin geçmişle olan ilişkileri üzerinden de postmodernizme atıflarda bulunmaktadır. Postmodern sanatının başlıca özelliklerinden olan farklı ontolojik dünyaların çarpışması ve üst üste gelmesi anlayışının resimdeki en önemli temsillerinden biri olan Davit Salle’nin 1980 yapımı Tight as Houses tablosunun sinematografideki yansıması üzerinden film boyunca yönetmen birçok eklemlenme mizanseni kullanır. (Bir rugby takımının, komutanlarının küllerini almak için savaşan askerlerle aynı sahada rakip olarak gösterilmesi…) Elbette burada iki eser arasındaki yaklaşık on yıllık süreye dikkat etmek gerek çünkü bu Yoshida’nın deha- sına güzel bir örnektir. Filmde, yıllar sonra kullanılacak olan birçok post- modern yaklaşımın temelleri bulunmaktadır.

Özgürlüğe Bir Adım Kala | Eros+MassacreEn çarpıcı örnekse, Mako ve Eiko’nun kent benliği içinde farklı karakterlere büründükleri (farklı tabakadakilerin taklitlerini yaptıkları röportaj sahnesi) sahnedir. Burada kent sosyolojisine postmodern bir bakış getiren Jonathan Raban’ın eserlerinde bahsettiği insan kimliğinin, kentin görüşleri ve yüzeyleriyle yoğura bilirliği ve bunu bir yansıması olan personalar arasında gidip ge- len bireyin durumu gözler önüne serilmektedir. Yönetmen tüm bu söylemlerine devam ederken ulusal çizgisini de korumayı sürdürür. Eiko ve Noe’nin konuştukları sahnede (Ki dönemsel olarak böyle bir şey mümkün değildir.) Eiko Noe’ye aradan geçen kırk yılda neler olduğunu sorar. Fakat Noe hiçbir şey demeden yürür ve uzakta kocasıyla çocuğu- nun yürüyen siluetlerini görür. Değişmeyen bir şey varsa muhafazakâr beklentilerdir. Ama burada onca yıldır bir türlü aşılamayan konu, bu bek lentilerin yer yer zaten varoluşsal olarak gerçekleşenle kesişmesidir. Bu, kadınlığın kendisini feminizm hareketi üzerinden de olsa tam olarak özgürleştirmesini sürekli olarak engeller. Bu anlatı (kocası ve çocuğunun siluetini görmesi) birkaç sahne de daha kendini gösterir. Elbette tahmin edileceği üzere bu sahnelerin ortak noktası Noe’nin bireysel olma çabasına giriştiği bölümler olmasıdır. Özellikle Noe’nin bu bahsettiğimiz sürekli kocası ve çocuğunun siluetinin gözüktüğü sahnelerin birinde, ufukta uzaklaşan Noe’nin görüntüsünde, elinde anahtarı (gücü) bulunduran kadının (çalışmayı istediği dergideki kişi) moderndeki Eiko’nun işvereniyle olan benzerliği çok çarpıcıdır. Dönemler farklı fakat aslında her şeyi çözebilme gücüne sahip olanın (otorite burjuvazisi) hiçbir şey yapmaması aynıdır. Her bir sahnesinde üzerine sayfalarca yazı yazılabilecek diyaloglar olan Erosu Purasu Gyakusatsu tüm bu metinsel başarısını bir de sinematografiyle süsleyerek sinema tarihine adını başyapıt olarak yazdırmıştır. Yönetmenin modernizm eleştirisini mekân kullanımıyla (Mako ve Eiko’nun boş inşaatlarda koştuğu sahne) harmanlamayı başararak yer yer anti sinema özelliği gösteren kadrajlamaları sadece sinema- tografisi üzerine bile uzun uzadıya konuşabilecek bir konudur. Geçmişin analizinden yola çıkıp özgürlük ve feminizm üzerine geleceğe dair söylemlerde bulunma başarısını gösteren bir film: Erosu Purasu Gyakusatsu.

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya giriniz