Demon Slayer : Kimetsu no Yaiba

0
106

Demon Slayer : Kimetsu no Yaiba

Modern Japonya’nın Geleneksel Gölgesi

Kimetsu no Yaiba, 2019’un en popüler serilerinden birisi ve hatta birincisi bile denilebilir. Manga serisinin Japonya içinde çok iyi satış rakamları yakaladığını biliyorum; öyleki “One Piece”in mangakası Eiichiro Oda bile manganın yaratıcısını bu sebeple tebrik etti. Diğer ülkeler hakkında fazla yorum yapamamakla birlikte kendi ülkemiz için konuşursak eğer; 2019’da gerçekleştirilen Comikon İstanbulda da birçok katılımcı bu anime/manga serisine ait karakterlere bürünmüştü. Yakaladığı popülerliğe buradan bile bir değer biçmek mümkün. Nisan’da başlayan bu seriyi ben Kasım ortalarında izleme fırsatı buldum ve gerçekten sevdim. O yüzden elimden geldiğince, henüz izlememiş olanlar için bir tanıtım, inceleme yazısı hazırlamak istiyorum.

Anime, “ufotable” stüdyosu tarafından mangadan uyarlanmış bir seridir.

Ufotable, Kimetsu no Yaiba dışında “Coyote Ragtime Show”, “God Eater” ve “Katsugeki/Touken Ranbu” gibi anime serilerinin de üretici stüdyosudur. İlk sezonu 26 bölümden oluşan Kimetsu no Yaiba, tarih, aksiyon, shounen, doğaüstü güçler ve şeytanlar kategorilerinde yer almaktadır tür olarak. “Meiji Dönemi”nde geçen hikayesi, bize Japonya’nın geleneksel-modern çatışmasından örnekler sunmasıyla da önem kazanıyor. Geleneksel savaşçılarımız modern dünyada savaşıyor. Anime, ikinci sezon öncesinde bir sinema filmi ile hikayesine devam edecek  ve sezon finali bunu belirterek son buluyor.

Demon Slayer : Kimetsu no Yaiba

Kimetsu no Yaiba Anime Kadrosu

“Gotouge Koyoharu”nun orijinal yaratıcısı olduğu animenin yönetim kadrosunda “Kondou Hikaru (yapımcı)”, “Sotozaki Haruo (yönetmen)” ve “Hosokawa Hideki (bölüm yönetmeni)” gibi isimler yer almaktadır. Kondou Hikaru’nun yapımcılığını yaptığı bazı diğer animeler “Fate/Zero” ve “Ninin ga Shinobuden” serileri ve de “Gyo” OVA projesidir.

Sotozaki Haruo ise Kimetsu no Yaiba öncesinde “Tales of Zestiria the X”, “Tales of Symphonia The Animation: Sylvarant-hen” ve “Tales of Zestiria: Doushi no Yoake” animelerinde yönetmen olarak görev almıştır. “Btooom!”, No Game No Life ve “Chihayafuru” serileri ise Hosokawa Hideki’nin bölüm yönetmeni olarak görev aldığı bazı diğer projelerdir.

Serinin seslendirme kadrosunda ise  “Shimono Hiro (Agatsuma Zenitsu)”, “Matsuoka Yoshitsugu (Hashibira Inosuke)”, “Kitou Akari (Kamado Nezuko)” ve “Hanae Natsuki (Kamada Tanjirou)” bulunmaktadır ve sesleri ile ana karakterlere hayat vermektedirler.

Shimono Hiro, “Soul Eater” serisinden “Hiro”, “Megane na Kanojo” serisinden “Takatsuka Tatsuya” ve “Shingeki no Kyojin” serisinden “Connie Springer” karakterleri ile birlikte başka birçok animeden birçok karaktere sesi ile hayat vermektedir.

Matsuoka Yoshitsugu’nun sesi ile izlediğimiz bazı diğer karakterler ise “Magi: The Kingdom of Magic” serisinden “Alexius Titus”, “Absolute Duo” serisinden “Kokonoe Tooru” ve “Shokugeki no Souma” serisinden “Yukihira Souma”dır. Matsuoka Yoshitsugu’da bu örnekler dışında başka birçok karaktere ses vermiştir.

Kitou Akari’nin seslendirdiği başka karakterlere “Taboo Tattoo” serisinden “Aryabhata”, “Grancrest Senki” serisinden “Meletes Siluca” ve “Ramen Daisuki Koizumi-san” serisinden “Nakamura Misa” isimleri örnek olarak verilebilir.

Son olarak, belki de serinin en önemli karakteri olan Tanjirou’nun seiyuusu Hanae Natsuki ise Kimetsu no Yaiba animesi dışında “Noragami” serisinden “Hashimoto”, “Tokyo Ghoul” serisinden “Kaneki Ken” ve “Masamune-kun no Revenge” serisinden “Makabe Masamune” gibi karakterlere de sesiyle hayat vermiştir.

Demon Slayer : Kimetsu no Yaiba

Kimetsu no Yaiba, daha önce de belirttiğim gibi Meiji Dönemi Japonyası’nda geçen bir hikayeye sahip.

Meiji ile birlikte Japonya hızlı bir modernleşme ve sanayileşme sürecine girmiş ve kısa zamanda bir dünya gücüne dönüşmüştür. Bu hızlı modernleşme ile birlikte şehirler büyüyüp çağa ayak uydurmuş ve gözle görülür bir değişim yaşamıştır. Ancak taşra için durum farklıdır. Taşra, geleneksel yapısını çoğunlukla korumuş ve şehirlerdeki değişimden ciddi manada etkilenmemiştir; en azından Meiji Dönemi başlarında. Bu farklılık, anime bölümleri içerisinde de kendini göstermektedir. Özellikle Tanjirou, taşradan Tokyo’ya kısa bir süre için bile olsa gittiğinde bu farklılığı ve çatışmayı ana karakter üzerinden görebiliriz.

Demon Slayer : Kimetsu no Yaiba

Konuya dönecek olursak;

Meiji Japonyası’nda, ana karakterlerimiz olan iki kardeş, Tanjirou ve Nezuko, Japonya’nın taşra bölgesinde, küçük bir kasabanın dışında, ormanın içinde anneleri ve dört küçük kardeşleri ile yaşamaktadırlar ve geçimlerini ormandan odun keserek ve bu odunları kasabada satarak sağlamaktadırlar. Ailenin babası ise ölmüştür. Bu sebeple, aile reisliği ve sorumluluk, en büyük çocuk olan Tanjirou’nun üstündedir.

Tanjirou, kasabaya indiği bir gün eve dönmek için erkenden yola çıkamaz ve akşam olur. Bu sebeple geceyi bir komşunun evinde geçirmek zorunda kalır. Komşu, Tanjirou’yu gece karanlığında ormana yollamak istemez çünkü geceleri ormanda iblislerin dolaştığına inanmaktadır. Tanjirou, yaşlı komşunun söylediklerine gerçekten inanmasa bile ısrarı geri çeviremez ve o gece kendi evine gitmez.

Sabahın ilk ışıklarıyla dağa tırmanıp evine giden Tanjirou, korkunç bir manzara ile karşılaşır. Annesi ve tüm kardeşleri vahşice katledilmiştir. Ayı gibi bir vahşi hayvanın saldırdığı fikrine kapılan Tanjirou, çok geçmeden yaşlı komşunun haklı olduğunu anlayacaktır. En büyük kız kardeşi hala hayattadır ancak artık o bir insan değildir. Nezuko artık bir iblis olmuştur. Ancak Nezuko diğer iblislerden farklıdır. Hala insani duygular barındırır ve bu sebeple kendini insan yemekten alıkoyar ki iblisler enerji ve güç sağlamak için insan yemelidir. Nezuko ise gerekli enerjiyi uyuyarak elde etmeye başlar.

Bir insanın iblise dönüşmesi ise sıradan bir olay değildir.

Bir insanı iblis yapabilecek tek şey iblislerin en tepesinde yer alan ve en güçlüsü olan “Kibutsuji Muzan” adlı iblisin kanıdır. Evine saldıran ve ailesini öldürüp Nezuko’yu iblise çeviren ondan başkası değildir. Böylelikle Tanjirou, kardeşini tekrar insana çevirebilmek için Muzan’ı bulmaya ve onu yok etmeye yemin eder. Böylece Tanjirou ve Nezuko’nun yolculuklarının sebebi doğmuş olur.

Sonuca gidecek araç ise “Demon Slayer/İblis Kesici” olmaktır. İblis Kesiciler, yüzyıllardır gölgelerde iblisleri avlayan bir teşkilatın üyeleridir ve kendilerini savaş sanatlarında özellikle kılıç konusunda eğiterek iblisler ile mücadele edebilecek savaşçılara dönüşmüşlerdir. Bir İblis Kesici olan “Tomioka Giyuu”, olayın yaşandığı gün Tanjirou ve Nezuko’yu bulur, Nezuko’yu öldürmeye kalkar ancak kardeşler arasındaki güçlü bağı ve Nezuko’nun farklılığını görür. İblis kızı öldürmekten vazgeçen Giyuu, Tanjirou’yu eğitim alması için kendi ustası “Urokodai Sakonji”nin yanına yollar.

Tanjirou, Urokodai’nin yanında iki yıl gibi bir süre eğitim alır. Nezuko ise bu süre boyunca derin uykuda kalır. Eğitim sonunda girdiği sınavı geçen Tanjirou, bir İblis Kesici olur; kendi özel kılıcına kavuşur. Sonrasında ise kardeşi ile birlikte ülkenin dört bir yanını dolaşarak hem iblisleri avlar, hem Muzan hakkında bilgi edinmeye başlar hem de Nezuko’nun tedavisi için bir yol bulmaya çalışır. Yolculukları süresince birer İblis Kesici olan Zenitsu ve Inosuke de onlara katılır ve birlikte iblislere karşı mücadele ederler. Bakalım bu ekip Muzan’ı bulup da Nezuko’yu tekrar insana çevirebilecek mi ve elbette gölgelerde sinsice dolanan iblislerden insanlığı korumak için neler yapacaklar?

Demon Slayer : Kimetsu no Yaiba

Kronolojik gitmeye çalışırsak eğer;

Öncelikle ilk göze çarpan baba figürünün eksikliği ve babaya ait olarak görülen sorumluluklar altında ezilen bir ana karakter. Anime, dönem olarak Meiji başlarında geçiyor ama II.Dünya Savaşı sonrası kaybedilen otorite, baba figürü eksikliği burada da kendine bir yansıma buluyor. Japonlar savaşı kaybedince “tanrı-imparator” olan otorite makamını da kaybettiler. Baba, hanenin otoritesi olarak görülürken, imparator ise ülkenin otoritesi yani babasıdır. Savaşı kaybeden ülke aynı zamanda tanrısal yetkilerinden vazgeçen imparator ile birlikte babasını da kaybetmiştir.

İmparator bir tanrıdan bir insana dönüşmüş yani kudretli baba figürü ortadan kalkmıştır. Bu kudretli babanın kaybı birçok animede kendine yer bulur. Sezon ilerledikçe çeşitli referanslar Tanjirou’nun babasının da oldukça güçlü bir karakter olduğunu gösterir. Ancak hikaye, bu adamın ölmüş olduğu gerçeği ile başlar.  Yeni nesil olan Tanjirou ise babasından boşalan konumu doldurmaya çalışmakta, ailesini (ülkesini) toparlamaya, ayakta tutmaya çabalamaktadır.

Demon Slayer : Kimetsu no Yaiba

Yine referansları yorumlarsak eğer;

Muzan, Tanjirou’nun babasının düşmanıdır ve bu sebeple eve gelip ailesini katletmiştir. Yani babanın savaşı aileye (ülkeye) felaket getirmiştir. Bu felaketten çıkıp tekrar toparlanmak ise genç kuşağın yani Tanjirou’nun elindedir. Tanjirou, çok şey kaybetmiştir ancak hala ailesi tamamen yok olmamıştır. Kız kardeşini kurtarıp tekrar mutlu olmak şansına sahiptir. Ancak bunun için çok çalışması gerekmektedir. Fakat çok çalışmak da tek başına yeterli değildir. Bu noktada, birbirine destek olma anlayışı ön plana çıkar ve hikayeye Zenitsu ve Inosuke dahil olur.

Japon kültüründe toplum, aile her zaman bireyin önündedir. Bireysellik değil de bir grubun, bir ailenin parçası olma fikri daha kuvvetlidir. Özellikle “shounen” türü anime ve mangalarda bu anlayış sıklıkla vurgulanır. Bir ana karakter, kahraman vardır ancak hedefine ulaşabilmek için diğerlerinin desteğine ve işbirliğine ihtiyaç duyar. Kahraman, yoldaşlarının, arkadaşlarının onu desteklemesiyle güçlenir ve ilerleyecek direnci kendinde bulur. Kimetsu no Yaiba da bu tutumu yeniden üretiyor.

Demon Slayer : Kimetsu no Yaiba

Gelelim üçüncü noktaya.

Geleneksel-modern çatışması. Tanjirou, gelenekselin ve Doğu’nun; Muzan ise modernleşmenin ve Batı’nın ve hatta kapitalizmin temsilcisidir. Yorumu biraz daha ileri götürüp Muzan’ı ABD olarak da konumlandırabiliriz. Muzan ve iblisleri, ülkede istenmeyen, korkulan, insanlara zarar veren, onların kanlarını sömüren yaratıklardır. Muzan, ilk göründüğü yer ve giyimi ile de Batı’dır. Tanjirou, bir görev için Tokyo’ya gider. Bu göreve kadar anime bize sürekli taşra bölgelerini gösterir ve hikayenin feodal dönemde, samuraylar çağında geçtiği izlenimini uyandırır. Ancak Tokyo’nun hikayeye dahil olması hem karakter yani Tanjirou hem de biz seyirciler için bir kültür şoku yaratır.

Adeta zamanda yolculuk gibidir. Meiji Restorasyonu sonrasında Tokyo gibi şehirler hızla gelişip, modernleşip çağı yakalamıştır ancak taşra bölgesi feodal dönemin görünüşünü uzun süre korumuştur. Taşra ve şehir arasındaki bu uçurum derecesindeki farklılık geleneksel-modern çatışmasının temellerinden birini oluşturur. Şehirler hızla Batılı bir görünüme bürünürken taşra geleneksel görüntüsünü korumuştur. Muzan’ın ilk defa bu şehirde ve Batılı kıyafetler içinde ortaya çıkmış olması rastgele seçilmiş bir durum değildir. Muzan, sömürgecilerin, işgalcilerin fantastik halidir.

Muzan ve iblislerini ülkeyi II. Dünya Savaşı sonrasında işgal eden ABD ile özdeşleştirilebilecek bir konumdadır. ABD, ilk defa ve zorla Japonya’nın sınırlarını açmayı başaran ülkedir ve onların Japonya’ya gelişinin ardından Batı medeniyeti adaya akın etmiştir ve geleneksel kültür değişime uğramıştır. Anime, Muzan-Tanjirou mücadelesi üzerinden bir geleneksel-modern çatışması oluşturmuş ve gelenekseli iyi, moderni kötü ile kodlamıştır. Kimetsu no Yaiba, yıllardır süregelen bu çatışmada, gelenekselden yana bir tavır sergilemektedir. İblis Biçiciler, iblisler ile olan savaşta geleneksel yöntemler ile mücadele etmektedir ve bunun en büyük kanıtı modern silahlar yerine kullandıkları, samuraların geleneksel silahı olan kılıçtır ya da diğer bir söylemle “katana”. İblis Biçiciler, modern dünyanın geleneksel savaşçıları.

Sonuç olarak şunu diyorum;

Hala izlemediyseniz ve vaktiniz var ise bu seriyi izleyin. 2020’nin şu ilk günlerinde, birçok anime sever için 2019’un en iyi animesi konumunda olan bu seriye bir şans verin. Şimdiden iyi seyirler. Bakalım siz bu seriyi bitirdikten sonra ne tarz çıkarımlar yapacaksınız. Bana katılacak mısınız yoksa çok mu uçuk bulacaksınız? Ben çok sevdim ve yakında yayınlanacak filmi izlemek için heyecanla bekliyorum. Keşke Türkiye’de filmi sinema salonunda izleme imkanı bulsak… Son söz olarak diyorum ki; umarım siz de izler ve seversiniz.

Tekrar iyi seyirler.

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya giriniz