Blood of Zeus : Bir Netflix İllüzyonu!

0
42

Blood of Zeus : Bir Netflix İllüzyonu!

Bir anime serisi üzerine yazmayalı baya uzun zaman oldu. Aslında niyetim 2004 yapımı “Samurai 7” adlı seriyi incelemekti çünkü “Kurosawa Akira”nın “Yedi Samuray (1954)” adlı kült filminden uyarlama bir anime olması beni oldukça cezbetmişti. 26 bölümlük bu seriyi yer yer çok sevdim ama bazı zamanlarda da nefret ettim. Sonuç olarak son altı bölümlük kısmı hala izlemiş değilim. Sanırım ne olacağına dair merakımı/heyecanımı yitirdim. Ancak bu arada beni düşündüren ya da daha doğrusu rahatsız eden (yine de sevdiğim gerçeğini inkar edemem) bir animasyon dizi ile karşılaştım; Blood of Zeus (2020)”. Böylece de onun hakkında yazmaya karar verdim.

Blood of Zeus : Bir Netflix İllüzyonu!

Eleştireceğim kısımlara geçmeden önce biraz bu dizinin hikayesinden bahsetmem gerekir.

Dizinin hikayesi, Yunanistan’ın mitolojik çağlarında yani “Olimpos” tanrılarının hüküm sürdüğü bir zamanda geçiyor. Hikayenin ana karakteri Heron, Zeus’un dillere destan gayrimeşru çocuklarının en sonuncusu (Zeus, bir ara Herkül ve Perseus adlı diğer iki yarı tanrı oğlundan da bahsediyor). Kim olduğunu bilmeden geçen uzun yılların ardından Heron, acı olaylar sonucunda babasının kim olduğunu ve asıl kimliğini öğrenip tanrılar arasında patlak veren bir savaşın orta yerinde buluyor kendisini. Dizi ilk sezon için bize tanrıların nasıl titanları yenip başa geçtiğini ve sonrasında titanların yarattığı devler ile olan mücadelelerini aktarıyor.

Elbette Zeus’un sadakatsiz yapısı da Hera ile çatışmayı doğuruyor ve sonunda savaş patlak veriyor. Tüm bu karmaşanın ortasında ise umutlar Heron’un omuzlarına yükleniyor. İlk sezon için Heron ve müttefikleri Tanrıça Hera, Devler ve de Devler’den güç alan Şeytanlar ile mücadele ediyorlar. Final bölümü ise ikinci sezonun kötüsü olarak Hades’i karşımıza çıkarıyor. Hikayeyi çok çok da ayrıntılı anlatmak istemiyorum çünkü zevkli bir dizi ve izleyip görmenizi tercih ederim. Şimdi, dizinin hikayesini bir kenara bırakıp eleştirdiğim kısma geçebilirim.

Blood of Zeus : Bir Netflix İllüzyonu!

Blood of Zeus, bir Netflix orijinal animasyon dizisi ama platform, her bölüm başlangıcında bu dizinin bir anime olduğu iddiasını bıkmadan yineliyor. Ancak bir diziyi anime diye adlandırmak onu bir anime yapmaz. Öncelikle 8 bölümlük bu dizinin çekim teknikleri daha “live-action/canlı çekim” vari; yani kamera açıları gerçek oyunculu filmlere yakın. Oysa animeler, özellikle TV serileri, manga tarzına daha yakın hazırlanırlar. Daha öz olarak; Amerikan animasyonu sinema filmlerine, Japon animasyonu (anime) ise çizgi romanlara (manga) daha yakın bir tarz ile ilerler ve bu dizi de ilk seçeneği takip ediyor. Zaten dizinin yaratıcıları olan “Charley Parlapanides” ve “Vlas Parlapanides” de bir Hollywood filmi olan ve yine Yunan Mitolojisi’ni konu edinen “Immortals-Ölümsüzler: Tanrıların Savaşı (2011)”  adlı filmin yazarları olarak ön plana çıkıyorlar kendi kariyerlerinde.

Diğer yandan; anime serileri ortalama 24 dakika uzunlukta olurlar ancak bu dizinin bölümleri belli bir süre standardına sahip değil. 25 dakikadan 37 dakikaya kadar değişen bölüm süreleri mevcut. Süre kullanımı açısından da anime üretiminden daha bağımsız bir yapım karşımıza çıkıyor. Her ne kadar son yıllarda değişim gözlense dahi anime serileri sezonu ortalama 12 ya da 13 bölüm şeklinde tamamlarlar ancak bu dizi o noktada da farklılaşıyor ve sadece 8 bölümden oluşuyor.

Blood of Zeus : Bir Netflix İllüzyonu!

Bir diğer nokra ise dizinin orijinal dilinin İngilizce olması.

Platform bu konuda da küçük bir kurnazlık yapmış bana göre ve Japonca dublaj seçeneği de eklemiş ama DC Animasyon Evreni’nde Batman’e sesi ile hayat vermiş olan “Jason O’Mara” Zeus’u seslendirirken ben bu diziye nasıl bir anime olarak bakarım/bakabilirim. Seslendirme kadrosuna şöyle bir bakacak olursak; Zeus’a sesiyle hayat veren Jason O’Mara’nın kariyerini çoğunlukla ABD dizi sektöründe oyunculuk ve özellikle 2010 sonrası animasyon filmlerde Batman’i seslendirmesi ile şekillendirdiğini görürüz ancak, en azından imdb profilinde, herhangi bir anime seslendirmesi yaptığına dair bilgi yok. Tanrıça Hera’ya sesiyle hayat veren “Claudia Christian” da O’Mara’ya benzer bir kariyere sahip ancak seslendirdiği karakterler çoğunlukla video oyunlarına ait; yani yine anime yok. Ana karakter Heron’a ses veren “Derek Phillips” de diğer iki isme özellikle Claudia’ya benzer bir kariyere sahip. Özetle; bu isimler anime seiyuusu falan değiller. Yine eksi puan.

Bu dizinin bana hissettirdiği şey, her ne kadar Yunan Mitolojisi’ni kendisine konu edinmiş olsa dahi, sapına kadar bir Amerikan animasyonu olduğu gerçeğidir. Platform, bu diziyi bir anime olarak sunup izlenirliğini arttırmaya çabalamakta bana göre. Doğrudur; animeler yerel olduğu kadar küresel konulara da el atarlar ve yıllar ilerledikçe de dünya genelinde daha da popüler oldular. Bu popülerliği de sadece kendi kültürünü, tarihini ve mitolojisini değil, diğer dünya kültürlerini de konu edinerek güçlendirdiler. Yabancı seyirci kendisinden de bir şeyler buldu animelerde. Ancak unutulmamalıdır ki animeler, ne kadar küresel/evrensel bir konu işlerlerse işlesinler bir yönleri ile her zaman Japon olmayı, Japon kalmayı başarırlar. Şimdiye kadar saydığım biçimsel özelliklerin her biri görmezden gelinebilir belki ama Japon kültürünü/bakış açısını hiçbir şekilde içermeyen böyle bir diziyi kimse bana anime diye yutturamaz. Blood of Zeus, güzel bir animasyon dizidir ancak kesinlikle bir anime DEĞİLDİR!

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya giriniz