BANANA FISH Arkadaşlık Kisvesi Altında Aşk!

0
30

BANANA FISH Arkadaşlık Kisvesi Altında Aşk!

Banana Fish, “MAPPA” stüdyosu tarafından TV için hazırlanan ve 2018 yazında yayınlanmaya başlayan 24 bölümlük bir anime serisidir. Aksiyon ve dram türü içinde yer alan serinin hikayesi ABD’de ve çoğunlukla New York’da geçmektedir. Sokak çeteleri, mafya, eşcinsellik ve pedofili gibi konuların ağırlık kazandığı serinin adı ise ünlü Amerikalı yazar J. D. Salinger’in “Dokuz Öykü” adlı öykü kitabının ilk öyküsü olan “Muz Balığı İçin Mükemmel Bir Gün” adlı öyküden gelmektedir. Öykü, eşi ile birlikte tatile çıkan eski bir askerin ansızın gerçekleşen intiharını anlatır ve bu intihara sürüklenme süreci animeye de adını veren bir durum haline gelmektedir. Edebiyat meraklılarına ayrıca önerebileceğim bir kitaptır “Dokuz Öykü” ve elbette yazarı Salinger.

Bir önceki paragrafta belirttiğim gibi serinin yaratıcı stüdyosu “MAPPA” stüdyosudur ve bu stüdyo “Kakegurui”, “Zankyou no Terror” ve “Punch Line” gibi serilerin de üreticisidir aynı zamanda. Özellikle “Punch Line” anime severlere önerebileceğim eğlenceli bir seridir. Belki kimi seyirci “Ecchi” türüne dahil olduğu için ön yargılı yaklaşabilir ancak kurguladığı hikaye kendini izletmesini bilen, zaman yolculuğu, doğaüstü güçler gibi durumları içeren çok güzel bir anime sunuyor bize.

BANANA FISH Arkadaşlık Kisvesi Altında Aşk!

Kadroya bakacak olursak;

Banana Fish’in yönetmenliğini “Utsumi Hiroko” üstleniyor. Kendisinin yönetmenliğini yaptığı bir diğer anime ise spor türündeki “Free!” serisi. Animenin müziklerinden sorumlu kişi ise “Osawa Shinichi”. Osawa Shinichi, Banana Fish dışında “Ninja Slayer From Animation” adlı serinin de müziklerinin hazırlanmasında görev almıştır. Serinin karakter tasarımları ise “Hayashi Akemi” tarafından hazırlanmıştır. Birçok farklı anime projesinde yer alan Hayashi Akemi’nin en çok göze çarpan projeleri animasyon yönetmeni olarak görev aldığı “Fruits Basket”, yine animasyon yönetmenliğini yaptığı “Slum Dunk” ve yönetmen olarak görev aldığı proje olan “Nihon Animator Mihonichi” adlı serilerdir.

Serinin oldukça başarılı bir şekilde işlenmiş çokça karakteri bulunmaktadır. Ancak en önemli olarak vurgulanabilecek karakterler üç kişidir. Bunlar Ash (Aslan Jade Callenreese), Okumura Eiji ve Dino Golzine’dir. Ash esas oğlandır, Eiji en yakın arkadaşı (sevgilisi) ve Golzine yani Papa Dino ise Ash’ın en büyük düşmanıdır. Karakterlerin detaylı incelemesine sonra geçeceğim ama şimdilik öncelikle seslendirme sanatçılarına değinmemiz gerekiyor. Ash karakteri “Uchida Yuuma” tarafından seslendirilmiştir. Uchida Yuuma ayrıca “Saenai Heroine no Sodatekata” serisinde Kamigou Yoshihiko karakterini, “ReLIFE” serisinde Ooga Kazuomi karakterini ve “Tokyo Ghoul:re” serisinde Shirazu Ginshi karakterini seslendirmiştir. Elbette bu projeler dışında birçok farklı anime serisinde de seslendirme yapmıştır. Okumura Eiji ise “Nojima Kenji” tarafından seslendirilmiştir. “Fullmetal Alchemist: Brotherhood” serisinden Slicer Brothers, “One Piece” serisinden Pell ve “Kaichou wa Maid-sama!” serisinden Sakurai Kuuga karakterleri de yine Nojima Kenji’nin sesiyle hayat bulmuşlardır. Son olarak Papa Dino’nun sesi ise “Ishizuka Unshou” adlı seiyuuya aittir. Ishizuka Unshou’nun seslendirdiği bazı diğer karakterler ise “Naruto” ve “Naruto: Shippuuden” serilerinden Momochi Zabuza, “One Piece” serisinden Koushirou ve Borsalino (Kizaru) ve “Cowboy Bebop” serisinden Black Jet’dir.

BANANA FISH Arkadaşlık Kisvesi Altında Aşk!

Biraz da genel hatları ile animenin konusundan bahsedelim.

Daha önce belirttiğim gibi bu seri ABD sınırları içerisinde yaşanan bir hikaye anlatıyor bize. Ana karakterimiz Ash, küçük yaşta bir yetişkinin cinsel istismarına uğramış, sonrasında ise bu cinsel saldırı durumu katlanarak artmış ve en sonunda kendini bir mafya babası olan Papa Dino’nun ellerinde bulmuştur. Sarı saçlı, beyaz tenli ve yeşil gözlü bir erkek olan Ash tüm bu fiziksel özellikleri ile çok ilgi çekici bir konumdadır ve bu sebeple Dino onu seks işçisi olarak uzun süre çalıştırmış ve devlet kademesinde yer alan birçok politikacıya pazarlamıştır. Dino’nun yanından kurtulduktan sonra ise New York sokaklarında acımasız bir çete liderine dönüşmüştür Ash.

Eiji ise Japonya’dan, muhabir olan bir tanıdığının asistanı olarak gelen ve Ash’dan 2 yaş daha büyük, yani 19 yaşında bir gençtir. Koyu siyah saçlı tipik bir Japon olan Eiji, aslında ülkesinde başarılı bir atlettir ancak geçirdiği sakatlık sonrası özgüven problemi yaşamaktadır. Muhabir arkadaşı onu ABD’ye bir hava değişimi için getirmiştir. Ibe Shunichi adlı bu muhabirin New York’da bulunma amacı çeteler hakkında bir haber hazırlamaktır ve bu sebeple Ash ile röportaj yapmaya gider. Eiji’de elbette ona eşlik eder. Bu ilk tanışma anıdır Ash ve Eiji için. Sonrasında yaşadıkları tüm süreçler onları gittikçe birbirine daha da yakınlaştırır.

Papa Dino ise ABD’de, New York’da bulunan, İtalyan asıllı bir mafya babasıdır ve bir yandan uyuşturucu gibi illegal işlerin ticaretini yaparken diğer yandan da işlettiği genelev sayesinde devlet kademesinde güçlü müttefiklere sahiptir. Daha da güçlenmek isteyen Dino, hem “Banana  Fish” adı verilen uyuşturucunun üretimini sağlamaya ve bunu devlet destekli yapmaya çalışırken hem de Ash’ı tekrar ele geçirmeyi amaçlamaktadır.

BANANA FISH Arkadaşlık Kisvesi Altında Aşk!

Banana Fish, bir tür uyuşturucu madde için kullanılan bir isimdir.

Bu uyuşturucunun özelliği insanların zihnini kontrole ve manipülasyona açık hale getirmesi ve sonunda ölüme sürükleyecek kadar tehlikeli olmasıdır. Papa Dino’nun adamları uyuşturucuyu mükemmelleştirebilmek için insanlar üzerinde deneyler yapmışlardır. Bu deneylere maruz bırakılanlardan birisi de Ash’ın abisidir. Ash bu gerçeği öğrendikten sonra hem abisinin intikamını almaya hem de kendi geçmişi için Papa Dino’ya hesap sormaya karar verir ve böylelikle ikisi arasındaki kanlı savaş başlar. Papa Dino birçok anlamda çok güçlü bir adamdır ancak Ash’ın da kendine has bir avantajı vardır. Olağan dışı bir zeka seviyesi. Bu savaş boyunca birçok kişi zarar görecek, belki bazıları hayatını kaybedecek ancak geçmişin hesabı sorulmak zorunda, Papa Dino’nun gölgesinden özgür bir yaşam şansı için.

Konusuna biraz değindikten sonra Banana Fish serisini inceleyecek olursak;

Bu seri Japonların gözünden bir Amerikan gangster, çete hikayesi en başta. Hollywood’un klasik gangster filmlerine dışardan bir yorum. Hikayenin gidişatına baktığımızda ise Amerikan rüyasına bir eleştiri olarak ilerlediğini çok net bir şekilde görebiliriz. Özgürlükler ve fırsatlar ülkesi Amerika imajı yıkılmak isteniyor. Seri boyunca Eiji sürekli olarak Ash’ı Japonya’ya gitmeye ikna etmeye çalışıyor ve orada silah taşımak zorunda kalmayacağını, Japonya’da kimsenin silah taşımadığını söylüyor. 24 bölüm boyunca bize sürekli olarak katiller, tecavüzcüler, mafyalar, çeteler gibi suçlu gruplar gösteriliyor ve “tehlikeli, tekinsiz ABD” imajı oluşturuluyor. Propaganda amacı taşıyan bir seri olduğunu söylemek mümkün.

Hikaye içerisinde ABD’nin Afganistan, Irak ve elbette Japonya gibi ülkeleri işgal etmiş yayılmacı bir devlet olduğu gerçeği vurgulanıyor ve bu yayılmacı, kontrolcü yönetim anlayışı hikayenin gidişatına etki eden bir unsura dönüşüyor. Ülkenin içine düştüğü yozlaşma devlet kademesinde de kendine yer buluyor. Papa Dino gibi adamlarla işbirliği yapan üst düzey yetkililer ortaya çıkıyor. Yine bolca çete savaşları, ölen ve öldüren insanlar, tekinsiz sokaklar, uyuşturucu,  pedofili gibi konular seri boyunca karşımıza çıkıyor.

BANANA FISH Arkadaşlık Kisvesi Altında Aşk!

Seri içerisinde çokça eşcinsel ilişki ile karşılaşıyoruz.

Ancak bu normal bir durum olmaktan çok; kötü insanların sahip olduğu bir zevk olarak yansıtılıyor. Seride sunulan güç sahibi ve illegal işler çeviren tüm erkekler ya para karşılığı genç-ergen-çocuk sayılabilecek erkeklerle birlikte oluyor ya da onlara tecavüz ediyorlar. Serinin bu dili bana göre oldukça eleştiriye açık bir bakış açısı sunuyor. Eşcinsellik çok yoğun bir şekilde pedofili ile eşleştiriliyor. Bu durumun en net kurbanlarından birisi ise henüz 17 yaşında olan ana karakterimiz Ash. Seri boyunca daha önce yaşadığı cinsel istismar süreçleri hakkında bilgi sahibi olurken ayrıca 24 bölüm içerisinde en az iki defa tecavüze uğradığını görüyoruz. Kadın karakterlerin yok denecek kadar az ve önemsiz ya da daha az önemde olduğu seride bize sürekli olarak erkekler arası bir cinsellik yoğun olarak yansıtılıyor.

Eşcinselliğin pedofili ile eşleştirildiği ve savunmasız erkek çocukların kötü adamlar tarafından sürekli olarak istismar edildiği bu seride Ash ve Eiji arasındaki ilişki ise dostluk adı altında sunuluyor. Aralarındaki bariz, arkadaşlıktan öte bir hal alan duygusal yakınlaşma hiçbir şekilde aşk olarak yansıtılmıyor. Daha doğrusu bu şekilde tanımlanmıyor. Buna yönelik bir söylem hiçbir şekilde seyirciye ulaşmıyor. Sürekli sevgili değil, dost oldukları vurgulanıyor. Yinede izleyen herkes bu ikilinin arasındaki yakınlaşmanın arkadaşlıktan öte olduğunu görecektir.

BANANA FISH Arkadaşlık Kisvesi Altında Aşk!

Ataerkil kültür dünyanın tamamında yaygın olmakla birlikte Türkiye ve Japonya gibi ülkelerde kendini daha yoğun bir şekilde hissettiriyor.

Bu kültür alanları içerisinde eşcinsellik ise  olumsuz ve kötü bir şey olarak kabul görme tehlikesi ile yüzleşiyor genel olarak. Aynı tutum kendini Japonya’da üretilmiş olan bu anime serisinde de gösteriyor. Serinin ortaya konuş amacı, anlattığı hikayeden daha çok propaganda yapmak bana göre. ABD karşısında Japonya’yı üstün halde yansıtabilmek. Bu serinin hikaye evreni ABD ancak ana karakterlerden birisi Japonya’dan gelerek olaylara dahil oluyor ve her şeye dışarıdan bir bakış sunarak bir nevi iki ülkeyi kıyaslıyor. Bu kıyaslamalar sonucunda her zaman olumsuz öğeleri içeren taraf ABD oluyor.

Mafya, sokak çeteleri, çatışmalar, ölenler, öldürenler, uyuşturucu, silah, yozlaşmış devlet görevlileri, vs. Tüm bu olumsuzluklar içerisinde en rahatsız edici olanlardan birisi ise elbette fuhuş ve yoğun pedofili durumu. Kötü adam olarak kodlanabilecek tüm karakterler ya da tecavüzcü ya da para karşılığı birileri ile birlikte oluyor. Birlikte oldukları kişiler ise bize çocuklar ya da ergenler olarak sunuluyor ve bu kişiler hep erkek. Böylelikle ABD, fuhuş, cinsel istismar ve pedofili ile eşleştirilirken; eşcinsellik de pedofili ile eş olarak sunulup onunda olumsuz olarak kodlanması sağlanıyor ve eşcinsel olmak kötüdür algısı yaratılmak amaçlanıyor.

Sonuç olarak;

Banana Fish, yoğun propaganda içeren, özgürlükler ve fırsatlar ülkesi Amerika algısını yıkarken tekinsiz bir Amerika resmini zihinlere yerleştirmeye çalışan, aynı zamanda doğrudan olmasa bile dolaylı olarak eşcinselliğe karşı da olumsuz bir tavır takınan bir seri. Ancak aksiyonu bol, içerdiği konu ve temasıyla Amerikan gangster filmlerine selam çakan kaliteli bir seri. Bu yazıda bahsedemediğim ancak hepsi kendi içinde oldukça değerli olan birçok başka karaktere de sahip ayrıca. Son cümle olarak; farklı bir tat arayan anime severlere gönül rahatlığı ile öneririm. İzleyin ama izlerken de düşünün. Hem ABD’yi hem Japonya’yı hem de az biraz bizi…

CEVAP VER

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya giriniz