Zen Budizmi ve Minimalist Yaşam Tarzı: “Az, Öz ve Sade”

collage

Günümüz gelişen ve globalleşen dünyanın etkisiyle birlikte insanoğlu olarak daha çok tüketiyoruz, daha fazla çalışıyoruz, bir şekilde her şeylerde bir “daha fazla”lık arıyoruz. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerden dolayı hayatımıza endeks olmuş bu “hızlı yaşama” durumu ile birlikte önümüze çıkan ürün çeşitliliği, bilgi yoğunluğu ve değişen alışveriş tarzıyla birlikte insanoğlunun tüketim alışkanlıkları da değişmeye başlıyor. Tüketim toplumunun getirdiği yeni yaşam tarzı insanoğlunu, ihtiyacı olmayan ürün ve malları talep etmeye sürükleyen doymak bilmeyen bir tüketim açlığına doğru götürmüştür.

Nimetlerinden fazlasıyla yararlandığımız gelişen teknoloji bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken diğer yandan bizi kendisine esir ediyor. Değerli bir varlık olarak insan, hızlı yaşam tarzı ve “daha fazla”lara ulaşabilmek adına ne kendine ne de kıymet verdiği dostlarına, ailesine zaman ayıramıyor. Bu durumda insan giderek daha fazla bireyselleşiyor.

collage1

Bu noktada son yıllarda popülerleşen yeni yaşam tarzı olan minimalist yaşam tarzı ile hayatımıza yeni bir yaklaşım getirerek bu durumu değiştirmemiz mümkün. İnsanoğlunun temel ihtiyacı dışında olan maddi ve manevi unsurları hayatından çıkarıp, sadece ihtiyaçları derecesine indirgeyerek hayatına hareket serbestliği, kalite ve yaşam konforu kazandıran anlayış, minimalist yaşam tarzıdır.

Minimalist yaşam tarzında önemli örneklerden birini bu noktada Japonya teşkil etmektedir. Japonya’nın öne çıkan örneklerden biri olmasının nedeni “sadeliğin” Japon yaşamında ve felsefesinde önemli bir yere sahip olmasıdır. Sadeliğin ve basit yaşamın özü ise Zen Budizmi felsefesine dayanır. İnsanın yaşama amaçlarından bir tanesi “mutlu” olmaktır. Ancak hızlı yaşam tarzı ve tüketim toplumunun dayatmaları insanı mutlu olmaktan uzağa götürmektedir. Bu noktada Zen felsefesi insanın mutlak mutluluğa ulaşmasını hedefler. Bu hedef doğrultusunda da Zen Budizm felsefesinin minimalizmi şekillendirmesi ve ona dayanak sağlaması kaçınılmaz olacaktır.

collage2

Budizm inancında hayatta hiçbir şey mutlak ve kalıcı değildir. Evrenin yapısı bir anda değişebileceğinden ötürü insanlar maddeye ve duyguya koşulsuz bağlı olarak yaşamamalıdır. Budizm felsefesinin temel öğretilerinde: Koşulsuz olarak bağlanmayı reddetmek, Acının ve mutluluğun içten geldiğini kabul edebilmek, Farkındalık kazanmak ve odaklanabilmek, Daima merhametli ve nazik olmak yer alır. Birey koşulsuz olarak bağlanmayı reddettiğinde hayatını sadeleştirmek ve basitleştirmek adına ilk adımı atmış olur. Çünkü sahip olduklarımız bir gün kırılabilir, kaybolabilir, çalınabilir olduğundan kimliğimizi tanımlayan şeyler değildir. İkinci adımda ise acı ve mutluluk sahip olduklarımızla bağlantılı değildir; insanın içinden gelen şeylerdir. Bu nedenle içten geldiği kabul edilmelidir. Üçüncü adımda her zaman tüketim toplumunun dayattığı “daha fazla”sını değil, sadece “gerekli” olanları tüketip satın almak yaşam enerjisini yükseltecektir. Son olarak ise “daha fazla”sı için hırsla ve çok çalışmak yerine, elindekiyle yetinip kıymetini bilip sevdiklerinizle değerli zamanlar geçirmeye çalışmak: 4 ana adımda minimalizmi yaşam tarzı haline getirmenize yardımcı olacaktır.

collage3

Zen Budizmi etkisiyle basitliğin tutku olduğu Japonya’da, son zamanlarda yayılan bu minimalist yaklaşımda ana fikir less is more (ne kadar az o kadar çok)dur. Felsefi boyutunun yanı sıra Japonların bu yaşam tarzını benimsemelerindeki diğer etken arasında ucuz olması yer alıyor. Sürekli depremlerle ve depremlerde maddiyatın ve mülkiyetin kayıplarıyla cebelleşen Japon toplumunda bu yaşam tarzının benimsenmesi bu doğrultuda kaçınılmaz hale geliyor. Aynı zamanda tüketimin giderek ulusal bir takıntı haline geldiği Japon toplumunda, materyalizme karşı insanlar,daha fazla özgürlük kazandıkları minimalizme yöneliyor.

Japonya’da bu noktada temel ihtiyaçları sunan oteller mevcut. Kapsül oteller olarak isimlendirilen bu oteller kabaca tabut şeklinde olan küçük odaları içerisinde barındırıyor. Oteller genel olarak yoğun bir günden sonra uyumak ve dinlenmek için insanlara hizmet sağlıyor. Odada yatak, küçük bir tuvalet, atıştırmalık temin edebileceğiniz ministore ve kıyafetlerinizi temizleyebileceğiniz küçük bir alan sağlıyor. Kapsül otellerin amacı temelde müşterisi için denge ve sadelik sağlamak. Otellerin sunduklarını ve sunmadıklarını düşündüğümüz zaman; aslında bir noktada şekil ve hizmet itibariyle minimalizmin aşırı formunu yansıttığını görebiliyoruz. Kapsül oteller dışında minimalist yaşam adına tasarlanan evler ve daireler de mevcut.

capsule_hotel_in_japan_0

Mülkiyetçiliği ve materyalizmi terk etmek olan minimalizm yaşam tarzında; bütçeye göre hareket etmek, lüks seyahatlerden kaçınmak, kendinize zaman ayırmak, hareket alanı yaratmak, tasarruf etmek ve üretken olmak gerekir. Minimalist yaşam tarzını benimsemek demek hiç bir şeye sahip olmamak değil elbette, ya da sadece gerekli olanların dışına çıkmamak. Minimalist yaşam tarzında önemli olan maddenin önemini ve gücünü bilmek, tüketim kültürünün dayatmalarına karşı bilinçli olmak, dayatmalar ile değil ihtiyaçlar doğrultusunda tüketmek, hayatı ve bireyi karmaşıklaştıran kültür endüstrisi içerisinde sadeliği yakalayabilmek ve bu doğrultu da saf mutluluğa ulaşabilmektir.

*Bu yazı Japon Sinema Dergisinin 7. sayısında yayınlanmıştır. Dergideki diğer yazıları okumak için tıklayınız.
Kaynak: Uplifers , Bilim.org / Foto Kaynak: Thomas Peter, Reuters

 



Yıldızlı gecelerin peşinde bir Van Gogh aşığı...


Translate »