Yüreğinin Sesi Film Tanıtımı

Yüreğinin Sesi

Yüreğinin Sesi

Yapım Yılı : 1995
Yayın tarihi: 15 Temmuz 1995 (ABD)
Yazar / Çizer : Hayao Miyazaki
Yönetmen: Yoshifumi Kondo
Film müziğinin bestecisi: Yuji Nomi
Oyuncu direktörü: Ned Lott
Film müzikleri: Take Me Home, Country Roads, Concrete Road

Konu : Tsukisma Shizuku, kitap kurdu bir ortaokul öğrencisidir. Bir gün metroda gördüğü garip bir kedinin peşine takılarak gizemli bir antika dükkanına gelir. Yaşlı bir adamın işlettiği bu dükkan Shizuku’ya kendi hayal dünyasının kapısını aralar. Bu esnada kitaplarının arkasında daima rastgeldiği isim Amasawa Seiji ile de beklenmedik bir biçimde yolları kesişecektir.

En sevdiğim Miyazaki animesini dört satırla özetleyebileceğimi hiç düşünmezdim. Çok sevilen şeylerin fazla söz gerektirmeyeceğinden olsa gerek.~ Ancak mümkün olduğunca sizi de hislerime ortak etmek istiyorum. Ana karakterimiz Shizuku, bana çok benzemesinden midir bilemiyorum fakat inanılmaz sıcak bir karakter gibi gelir bana hep. Burada yine Hayao Miyazaki’nin karakter işleyişindeki başarısı kendini göstermekte. O kadar gerçek hayatla bütünleştirip bir o kadar da günlük yaşamın sıkıcılığından kurtarıyor ki hikayeyi…

Tüm gizemin, hafif sihirli dokunuşun yanı sıra gelecek kaygısı, yapmak istediklerimiz, yapmaya çalıştıklarımız derken hissedilen bocalama karakterin ruh haline çok başarılı bir şekilde yansıtılmış. Bunun yanı sıra her Miyazaki animesinde olduğu gibi burada da küçük detaylar büyük bir ustalıkla animeye yerleştirilmiş. Fakat kitap kalem işlerini çok sevdiğimden midir bilinmez Yüreğin Sesi’ndeki çizimleri ayrı olarak severim. Kullanılan imgelerle, anlatılmak istenen çok güzel bir şekilde uyum sağlamış. Olayların geçtiği mekanların çizimindeki güzellik görsel bir şölen adeta.

Animenin dikkat çekici en önemli özelliği ise iç içe geçen hikayelerdir. Ana hikaye izlediğimiz animenin öyküsü olsa da, Shizuku’nun kendi hayalindeki dünya, Baron’un buruk aşk hikayesi ve hatta saatin içindeki peri ile cücelerin efendisinin imkansız aşkı, bu kavrama bakışınızı sorgulatıp, derin düşüncelere itiyor insanı. Görünürde bir öykü sandığımız animemizin içinden parça parça hikayeler geçiyor, hepsi farklı bir şekilde dokunuyor benliğimize.

Anime bittiğinde düşler diyarının zili çalıyor. Gerçeğe dönme vakti zaman alsa da ekranın içindeki o masum dünyayı hatırladıkça fark etmeden sıcacık oluyor içimiz. Kahvenizin veya sıcak çikolatınızın üzerinde yükselen buhar naifliğinde…

Keyifli seyirler olsun…

Yazar: Songül Bora



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »