Yüksel Görmez’in Gözünden Japonlar ve Japonya

yükselgörmez
yükselgörmezAlfayayınları
2016 Nisan’ın da ‘Çin: Gittim Gördüm Yazdım’ ve ‘Japonya: Gittim Gördüm Yazdım’ isimli iki kitap yayımladı. Bu kitaplar Çin’e ve Japonya’ya dair şimdiye kadar yazılmış kitaplar arasında özgün bir yere oturmayı başaracak niteliğe sahip, dikkate değer eserler.

Yazar Yüksel Görmez yıllarca iş sebebiyle Uzak Doğu’da zaman geçirmiş bir isim. Orada sahip olduğu izlenimler, deneyimler ve yaptığı okumalar sonucu bu ülkelere dair öğrendiği her şeyi kitaplarına yansıtmaya çalışmış. Sıradan gezi kitaplarından biri değil ‘Japonya: Gittim Gördüm Yazdım’. Eğer beklentiniz Japonya’nın doğal güzelliklerinden bahseden, klişe genel geçer bilgilerle bezenmiş bir seyahat öncesi kitabıysa sizi çok tatmin etmeyebilir. Artık internet sayesinde hemen ulaşabileceğimiz bu bilgilerden daha fazlasını sunuyor bize yazar. Japonya’da yaşamak gibi bir düşünceniz varsa mesela bu konuda olağanüstü bilgilendirici ve yararlı bir kitap.

“1850: Amerikan donanması zoruyla dışa açılma. 250 yıllık endüstri devrimi sürecini elli yılda tamamlama. Sıradan bir ülkeden süper emperyalist güce dönüşme. İki atom bombası ile teslim olma ve çöküntü. Meclis bahçesinde patates yetiştirecek kadar fakirleşme. Küllerinden doğma ve dünyanın ikinci büyük ekonomisi makamına yükseliş. Onca zenginliğe rağmen otuz beş metre kare evler. İnanılmaz bir yaşlanma sorunu ve post-modern kalkınmışlık problemleri: İntiharlar. Ölene kadar çalışma mottosu ve izin kullanımı ve emekliliğin reddi. İnanılmaz yüksek geri dönüşüm ve çöp kutusunun olmadığı çöpsüz şehirler. Almanlara rahmet okutan sinir bozucu mükemmellik ve dakiklik. Ahlak ötesi ahlak ve toplum için feda edilen bireyin toplumsal kalitesi. Uzayda yaşamaya en hazır toplum. Ve daha ötesi…”

japonya gittim gördüm yazdımKitabın arka kapak tanıtımında böyle yazıyor. Çok güzel özetlemişler. Çok ciddi tarihi ve iktisadi badireler atlatmış bir ülke Japonya. Yüksel Görmez bu durumu bir uzman gözüyle ele alıyor ve en dipten en yükseğe zıplayan bu benzersiz ülkenin başarısının formüllerini önümüze seriyor bir nevi. Kitap boyunca başlıklar altında kısa kısa bilgilendirmeler yapılıyor. Bu süreç boyunca Japonya’ya ve Japonlara dair bilmediğiniz bir çok şey öğreniyorsunuz. Kültürel olarak Türkiye kültürüyle paralellikler gördüğünü söylüyor Yüksek Görmez önsözünde. İnsanların cana yakınlığı, sosyal ortamlardaki ilişki şekilleri bizimkiyle örtüşüyormuş. Osmanlı’nın son dönemindeki Ertuğrul Olayı‘ndan beri Japonya’yla dostluk bağlarımız var. Japonlar Türkleri seviyor bizde onları seviyoruz. Ancak mesafeler, Japonların sahip oldukları ayrıksı kültürel özellikler ve Batılı kültür emperyalizmi şimdiye kadar bizim daha fazla yakınlaşmamızı engelleyen şeyler. Yüksel Görmez bu bağlamda onlar hakkında daha önce bilgi sahibi olmadığımız noktalara yoğunlaşıyor. Japonlara bahşiş vermenin onlara hakaret etmek olarak algılanmasından, Japonların aile yapısına, geçirdiği dönüşümlere, sahip oldukları erdemlere, tarihi dönüm noktalarından sonra nasıl gelişme gösterdiklerine kadar çok değerli ve Japonlarla yakınlaşmamızı sağlayacak bilgiler mevcut.

Dünya tarihinin şimdiye kadar görmüş olduğu en büyük felaketlerden biri olan atom bombalarına maruz kalmış bir ülkenin nasıl şimdi olduğu çağdaş medeniyete dönüştüğü konusunda bireylerin nazarında ne denli katı ama ilerletici bir sistemin oluştuğunu ve bu sistemin özelliklerini; iktisadi bir gözle uzmanca inceleyen Yüksel Görmez, insanda Japonya’yı görme isteği uyandırıyor.

 *Bu yazı Japon Sinema Dergisinin 6. sayısında yayınlanmıştır. Dergideki diğer yazıları okumak için tıklayınız.