Yine, Yeni, Yeniden | Boku Dake ga Inai Machi

Boku-Dake-ga-Inai-Machi

Kış sezonun en iyi anime serisi sıfatını rahatlıkla verebileceğimiz bir anime olan Boku dake ga Inai Machi ya da İngilizce ismiyle Erased, 12 bölüm sürmüş gizem, psikolojik, süper güçler ve dram içeren üst türü seinen olan bir yapım. Hem de seinen etiketini sonuna kadar taşıyan bir yapım. Bir başucu animesi olmasa da modern klasiklerin arasına rahatlıkla sokabileceğimiz kurgusu olan Boku dake ga Inai Machi’nin kadrosu da oldukça güçlü.

tumblr_static_57florbtpio880w84gkkg080w

Yönetmeni Itou Tomohiko daha önce Sword Art Online ve Gin no Saji gibi serileri yönetmiş, Death Note serisinde ise yönetmen asistanlığı yapmış bir isim. Senarist Kishimoto Taku. Ki kendisini Haikyuu!!Joker Game, Magi: Sinbad no Bouken ve Usagi Drop gibi yapımlardan tanıyoruz. Müziklerinin arkasındaki isim ise neredeyse her OST albümünü dinlediğim bir kişi olan (Fate/Zero, Kara no Kyoukai, Mahou Shoujo Madoka ★ Magica, Sword Art Online) Yuki Kajiura. Yani kadro oldukça ilgi çekici. Zaten anime de Kei Sabne‘nin mangasından uyarlama bir seri. Yapımcı stüdyosuda Shigatsu wa Kimi no Uso, AnoHana, Shinsekai yori ve Magi: The Kingdom of Magic gibi iyi işlere imza atmış bir stüdyo olan  A-1 Pictures.

Seiyuu kadrosuna baktığımızda; asıl karakterimiz olan Satoru‘yu Shinnosuke Mitsushima seslendiriyor. Kendisinin referans olarak sunabileceğim bir işi yok zira tek seslendirmesi olarak bu karakter var. Serinin diğer önemli karakteri Kayo‘yu Aoi Yuuki seslendiriyor. Zaten seiyuu kadrosunun ağır topu da kendisi oluyor. Zira daha önce Gosick‘de Victorique‘i, Mahou Shoujo Madoka★Magica‘da Madoka‘yı, Nanatsu no Taizai‘de Diane‘i ve Shiki‘de Sunako‘yi seslendirmiş. Serinin bir diğer önemli karakteri olan Satoru’nun annesi Sachiko‘yu ise Minami Takayama sesiyle hayat veriyor. Onun en bilinen işi de Detective Conan‘daki asıl karakterimiz olan Conan.

Boku-Dake-ga-Inai-Machi1

Evet, künyesini de inceledikten sonra konusuna geçebiliriz. Satoru Fujinuma 29 yaşında, yalnız yaşayan ve pizzacıda çalışmasına rağmen aslında mangaka olan bir genç. Buna ek olarak Revival dediği ve kendisinin de kontrol edemediği bir zamanda sıçrama gücü var. Gücünün özelliği de genellikle sonucu ölüm olan bir olay / kaza yaşadıktan hemen sonra olay anından çok kısa bir süre önceye sıçrayabiliyor olması. Tabi bunu istemsizce yapıyor. Bu sıçramayı fark ettiğinde ise, olaya / kazaya engel olmaya çalışıyor ve genellikle de bunu başarıyor. Hatta ilk bölümde böyle bir kazayı engellemeye çalışırken yaralandığını görüyoruz. Bölüm sonuna doğru Satoru’nun başına, kendisinin suçlu duruma düşeceği bir olay geliyor. Spoiler olmaması adına bunu yazmak istemiyorum ama bu olay sonucunda Satoru kendisini 18 yıl öncesinde yani ilkokul yıllarında buluyor. İşte asıl hikaye tam da burada başlıyor.

Boku-Dake-ga-Inai-Machi2

İlkokul yıllarının önemini başta anlayamasak da ilk bölümde kısaca bahsedilen bir konu var ki, o da 18 yıl önce Satoru’nun sınıf arkadaşlarından iki tanesi ve bir de başka okuldan bir öğrenci olmak üzere toplamda üç öğrencinin öldürülüyor oluşu. Satoru bunu günümüzde pek hatırlamıyor. Sıçradığı zaman olan 18 yıl öncesi ise tam da bu olayların yaşanmadan öncesi oluyor. Satoru bu olaylara engel olup, çözerse günümüzde yaşananları da değiştirebileceğine inanıyor ve macerası bu şekilde başlıyor.

Serinin seinen türü gereği ciddi meselelere değiniyor olması büyük bir artı. Mesela gizem olarak başlayan seri, ilerleyen bölümlerde aile dramına dönüşüyor. Sonra kişilik bunalımlarına giriyor. Satoru’nun şahit olduğu olaylar, Kayo’nun başından geçenler, dram yönü ağır hikayeler. Ama yapım bunu abartmadan, mümkün mertebe olaylara objektif yaklaşarak ve duygu sömürüsünden uzak bir şekilde yapıyor. Özellikle Satoru’nun birçok bölümde yaşadığı çaresizlik oldukça başarılı işlenmiş.

Boku-Dake-ga-Inai-Machi4

Hikayenin fantastik kısımı üzerinde durulmaması, olayın daha çok gizem-gerilim hatta polisiye olarak işlenmesi animeyi türleri arasında bir adım öne çıkartıyor. 12 bölüm olması ise serinin hem avantajı hem de dezavantajı olmuş. Mesela bazı karakterlerin derinliği tam oturtulamamış ve daha fazla açıklama bekleyen karakter/olaylar var. Öte yandan bunlar eksiklik diyebileceğimiz şeyler ama sonuçta genel olarak baktığımızda başı-sonu belli derli toplu bir hikaye çıkıyor karşımıza.

Hikayenin asıl twisti her ne kadar dikkatli gözlerden kaçmıyor olsa da, bağlantı noktaları güzel kotarılmış. Final için kafamda farklı kurgular oluşturmuştum ben ama yine de başarılı diyebilirim. Diğer yandan final ile ilgili ciddi eleştiriler aldığını da belirteyim. Animenin en büyük eksikliği ise bana göre, hikaye daha karanlık belki de noir işlenebilecekken daha “sevimli” işlenmiş olması. Sevimli derken ciddiyetinden ödün verdiğini söylemiyorum ama özellikle aile içi dramların olduğu bir hikayenin daha zor ve iç bunaltıcı olmasını beklerdim ben.

Çizimler oldukça güzel müzikler başarılı. Açılış ve kapanış jenerikleri de -özellikle kapanış jeneriği- güzel seçilmiş. Kısacası beklentiyi büyük oranda karşılayan bir anime olmuş Boku dake ga Inai Machi. İzleyiniz, izlettiriniz efendim.

Bu yazı ortak çalışma yaptığımız www.birdizihaber.com adresinde yayınlanmıştır.



bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.