Yaz Adamı Aşık Ediyor! : “Sukina Hito ga Iru Koto”

suki_na_hito_ga_iru_koto

“Birini bir kez sevdiğinde, hayatın tamamen değişir.”

Yazıma başlamadan önce şunu belirtmek istiyorum ki, Japon dizilerini gerçekten seviyorum. Ayrı ve değişik bir havası olduğu kanaatindeyim. Bu havayı katan temel etmenlerden birisinin de 10 bölümlük bir dizi bile izlediğinizde insanda film izlemiş etkisi yaratması olduğunu düşünüyorum. Cümleye bu perspektiften bakınca olumlu bir şey söylemiyormuş gibi gözükse de aslında olumlu bir şey söylüyorum. Japon dramalarının verdiği bu hissi açıkçası ben çok seviyorum. Siz ne düşünüyorsunuz bilemem tabi.

Yine güzel bir drama ile karşınızdayım. Bu yazın bombası olmuş ve oyuncu seçimi itibari ile büyük bir izleyici kitlesini kendisine çektiğini düşündüğüm “Sukina Hito ga Iru Koto” üzerine konuşacağız biraz.

Renzoku formatındaki mini dizimiz 10 bölümden oluşuyor. Şuraya not düşelim, dizi takipçisiyseniz “renzoku” kavramını az çok görmüşsünüzdür dizi bilgilerini stalklarken. Bir drama birden fazla bölümden oluşuyorsa bu yapımın formatına renzoku deniyor. Velhasıl, serimizin yönetmenliğini Hiro Kanai, Ryo Tanaka ve Tomonobu Moriwaki üstleniyor. Haziran ayında yayınlanmaya başlayan dizinin senaristliğini ise Sayaka Kuwamura yapıyor.

Gelelim asıl kısma; oyunculara. Başrol aktrisimiz Mirei Kiritani. Japon kadın oyunculardan en sevdiğimdir diyebilirim. Kedi gibi suratı ve tatlış mimikleriyle kendini izlettiren harika bir oyuncu. Onun etrafını saran 3 yakışıklı aktörümüz de Kento Yamazaki, Shohei Miura ve Shuhei Nomura. Son zamanlarda izlediğim bir çok yapımda Kento Yamazaki’yi görüyorum. Kendisinin bir yıldız olarak bu aralar baya bir yükselişe geçtiğini ve yapımlar için ideal oyuncu profilini çizdiğini söyleyebilirim. Yaşıtım olan yakışıklı oyuncuyu Another, Orange, L-DK, Your Lie in April, Love for Beginners, Wolf Girl and Black Prince gibi filmlerden muhakkak hatırlayacaksınız. Kento’nun yer aldığı yapımları ilk izlediğimde, açıkcası Kento’ya gıcık olmuştum. Canlandırdığı rollerdeki umursamaz ve ukala tavrındandır belki bunun nedeni. Ancak sonra sonra, daha fazla yer aldığı yapımlara daldıkça beni en başta irite eden bu tavrı aksi yönde beni etkilemeye başladı. Bilmiyorum sizde de aynı durum oluştu mu? Uyuz olduğum bu tavrının, aslında ona çok yakıştığını ve hemen hemen yer aldığı bir çok yapımda da bu tavırdaki karakterleri canlandırdığını fark ettim. Yapımlardaki karakterinin ardındaki naif çözülmeleri ve ukalalığının ardındaki softluğu gördükçe Kento’ya olan ilgim arttı tabiki de ve beraberinde favori Japon aktör listemde yer almaya başladı. 😀

Bir diğer oyuncu Shohei Miura’nın yer aldığı bir çok yapımı izledim diyemem. Ancak genel itibariyle üstlendiği rollerin üslubu naif ve düşünceli bir karakter oluyor. Bu profil de kendisine gerçekten çok iyi uyuyor diyebilirim. Masallardan düşmüş prens misali. Shuhei Nomura ile tanışmam Enoshima Prism ile oldu. O yapımda çok ilgimi çekmemişti gerçi ama neyse 😀

Oyuncular ile ilgili şahsi fikir ve fantazyalarımla sıktım farkındayım kusura bakmayın. Söz konusu favori oyuncularım olunca kendimi tutamıyorum (bu az zırvalamış halim yani :D).

recap-episode-1-and-2

Serimizin konusuna gelelim madem öyle. Misaki Sakurai (Mirei Kiritani) pastacıdır. Kariyerine ve kendini sürekli geliştirmeye çok odaklı olduğundan uzun zaman hiç sevgilisi olmamıştır. İşinden kovulup hüsranla evine döndüğü bir gün Chiaki (Shohei Miura) ile karşılaşır. Misaki onu görünce oldukça şaşırır. Çünkü Chiaki onun ilk aşkıdır. Bundan her ne kadar Chiaki’nin hiç haberi olmamış olsa da. Şöyle böyle muhabbet ederken, Chiaki Misaki’ye kendi restoranı Sea Sonz’da yarı zamanlı çalışmayı  teklif eder. İlk aşkı alevlenen Misaki, bu durumda Chiaki ile yakınlaşabileceğini düşünür ve kabul eder. Bir de şöyle bir durum var ki Misaki’nin evi restoranta uzak olacağı için Chiaki, kendi evinde kalmayı teklif eder. Kafasında şimşekler çakan Misaki, sadece ikisinin evde olacağını düşünerek kafayı yemek üzeredir. Ah kızım bilmezsin ki eve gidince ne göreceksin. Chiaki’nin evine giden Misaki bir de bakarki evde iki genç daha vardır. Bunlar Kanata (Kento Yamazaki) ve Toma (Shuhei Nomura)’dır, yani nam-ı değer Shibasaki kardeşler aynı evde yaşamaktadır. Misaki bütün bir yazını bu üç kardeşle geçirecektir. Böylesi bir durumda aşk üçgenleri oluşması elbette kaçınılmaz olacaktır.

Chiaki restoranın genel yönetimi ile ilgilenirken Kanata restoranın baş şefidir. Sea Sonz bu üç kardeşe babalarından kalmadır ve burayı özel kılan şey ise yine babadan kalma tarif omlet burgerdir. Kardeş Toma ise babası gibi şef olmak için aşçılık okuluna gitmektedir. Bu üçlünün arasına müdahil olan Misaki için birbirinden güzel anılar ve maceralar doğacaktır.

“Yaz, adamı aşık ediyor.” konsepti altında buluştuğumuz dizide, Misaki Chiaki’nin peşinden koşmaktadır. Ancak şöyle bir şey var ki vaktinin çoğu da Kanata ile geçmektedir. Kanata Misaki’nin abisini tavlama fikrini bir şekilde öğrendiği için Misaki’den haz etmemektedir. Ve o çok bildiğimiz tavrını takınmaktadır. En büyük aşklar nefretle başlar misali olsa gerek, istemeden de olsa Kanata kendini Misaki’ye aşık olmuş bulur. Ne zaman Misaki, Chiaki konusunda üzülse Kanata hep onun yanında olmuştur. Soru şu ki Misaki Chiaki’yi severken nasıl Kanata’ya dönecek? Kanata’yı sevecek mi? Bu aşk üçgeninden Misaki kiminle çıkacak?

csat_ofvmaqkbrk

Kusura bakmayın biraz spoiler atmak zorundayım. Şimdi naif abimiz Chiaki’nin -illa entrika olacak ya- eski sevgilisi türüyor bir yerlerden. Misaki bununla ilgili bir kaç duruma şahit oluyor tabi. Eski sevgili Kaede Misaki’nin ilgisini fark ettiği için tabiri caizse mal kıymete biniyor o da Chiaki’yi kazanmaya çalışıyor. Bu aralarda Misaki’nin kalbi kırılıyor üzülüyor ve destekçisi Kanata oluyor. Ufaktan Misaki’ye aşık olduğunu hisseden Kanata hislerini itiraf ediyor. Misaki’nin bunu kabullenmesi, gerçekte Kanata’yı mı yoksa Chiaki’yi mi sevdiğini anlaması biraz zaman alıyor tabi. Bu süreçte, Toma karakterinin neler yaptığına, şef olmaktan neden vazgeçtiğine; Kaeda’nın neden Chiaki’yi terkettiğine ve asıl bomba Kanata’nın gerçek kimliğine şahit oluyoruz. Kanata’nın gerçek kimliği derken burada kötü biri çıkıyormuş gibisinden bir kimlik sorunu değil bu yanlış anlaşılmasın. Ailevi bir kimlik sorunu. İzleyince anlarsınız diyorum. Tabi gelişen başka bir durum daha var; Kaeda ile bir şekilde yeniden bir araya gelse de, Chiaki Misaki’ye hisler beslediğini fark ediyor. Ve tam da Kanata ile Misaki yakınlaşıyor dediğimiz bölümlerde Chiaki hislerini itiraf ediyor. Yine asıl soruya dönüyorum, yaz insanı aşık ediyor ya hani, Misaki Chiaki’yi mi seçecek yoksa Kanata’yı mı?

Bunun spoilerını vermeyeceğim. İzleyerek yaşamanızı tercih ederim 🙂

Dizi ile genel görüşümü belirtip gideyim artık. Dizi genel anlamda tadımlık bir havada. İzleyince bana çok şey kattı diyebileceğiniz bir şey değil belki ama, oyunculardan gireceğim yine, sevdiğiniz oyuncular oynadığında kendini izlettiriyor. Buram buram aşk kokması da ayrı bir şey. Aşkın yanında maneviyatın, manevi değere sahip öğelerin, aile kavramının üzerinde de duran bir yapım. İzlerken zaman zaman yüreğiniz hop edebilir, Misaki gibi heyecanlanabilirsiniz. O nedenle kalp sorununuz var ise izlemeyin 😉 Serinin sonu “happy end” ile bitiyor. Ancak mutlu sonun da böyle bir heyecanı doruklara çıkaran türü, bir de mutlu son ama eh peh olan türü vardır. Bu yapımda o eh peh olandan. Daha heyecanlı bitmesini isterdim. Bu tarz mini dizilere genelde 2.sezon vari bir şey gelmez. Ama ben bu kadroyu çok sevdim. Yapımcılara sesleniyorum 2.sezon vari bir şeyler yaparsanız hoşnut kalırım.

Kısa ve tadımlık bir seri olarak A Girl& 3 Sweethearts gerçekten izlenilesi..

İzlerseniz gününüz tebessümle geçecek garanti ediyorum !



Yıldızlı gecelerin peşinde bir Van Gogh aşığı...


Translate »