Uzayın Şövalyeleri | Sidonia no Kishi

İlk sezonu 2014 ilkbaharında ve 12 bölüm olarak izlediğimiz serinin, ikinci sezonunu ise Sidonia no Kishi: Daikyuu Wakusei Seneki ismiyle 2015 ilkbaharında yine 12 bölüm olarak izledik. Toplamda 24 bölüm olan seri 2009’dan günümüze kadar yayınlanmış ve geçtiğimiz Eylül ayında bitmiş mangadan uyarlama.

İlk sezondaki yönetmeni Shizuno Koubun olan serinin ikinci sezonunu Seshita Hiroyuki yönetiyor. Seiyuu kadrosu da oldukça ilginç aslında. Serinin asıl karakterlerinden olan Nagate‘yi Ryota Osaka seslendiriyor. Kendisini daha önce Hataraku Maou-sama!‘da SadaoAkagami no Shirayuki-hime‘de ZenNagi no Asukara‘de KanameShigatsu wa Kimi no Uso‘dan WatariShingeki no Kyojin‘de Marco ve bu sonbahar animesi olan Rakudai Kishi no Cavalry‘de Kurogane olarak dinlemiş olabilirsiniz. Serinin diğer önemli seiyuusu olan Aki Toyosaki ise Izanaolarak çıkıyor karşımıza. K-On!‘da YuiKokoro Connect‘de Iori ve Noragami‘de Kofuku olarak dinledik onu daha önce. Yine daha önce Kill la Kill‘de Mako olarak dinlediğimiz Aya Suzaki ise serinin başka bir önemli karakteri olan Hoshijiro‘yi seslendiriyor. Yan karakterlerde de başarılı isimleri görüyoruz. Eri KitamuraAyane Sakura gibi başarılı isimlerin yanında, (en sevdiğim seiyuulardan olan) Sayaka Ohara‘yı da görmek serinin artılarından.

Konusu ise; Nagate Tanikaze kendisini bildi bileli yer altında dedesiyle yaşamış bir gençtir. Dedesi öldükten sonra yiyeceği de bitince yer yüzüne çıkmaya karar verir ve yiyecek çalarken yakalanır. Dış dünya hakkında oldukça sınırlı bilgiye sahip olan Nagate, diğer insanlardan biraz farklı olsa da, dedesinin onu yetiştirmesi sayesinde pilotların temel bilgilerine hatta bazı konularda fazlasına sahiptir. Bu arada yaşadıkları Sidonia gemisi, dünyanın guana dedikleri devasa canavarlar tarafından saldırıya uğramasıyla kurtulan insanların bir kısmından oluşmuş bir tohum gemisidir. En son guana 100 yıl önce görülmüştür fakat bu tehdit hiç yok olmamıştır. Bir keşif sırasında tekrar karşılaşılan gaunalar insanlara tekrar saldırmaya başlar. Böylece 100 yıl sonra insanlık gaunalar ile tekrar savaşa girer.

İlginç bir seri olmuş Sidonia no Kishi. Karma bir yapısı var gibi duruyor. Ben izlerken Suisei no Gargantia ve Aldnoah.Zero’yı hatırladım birçok yerinde. Özellikle Suisei no Gargantia’ya ciddi anlamda öykündüğünü düşünüyorum. Fakat bazı sert sahneleriyle Shingeki no Kyojin’i de hatırlayabilirsiniz.

Seri aksiyon, mecha, bilim kurgu ve seinen gibi türlerden oluşuyor. Yer yer komedi ve romantizm öğeleri de sıkıştırılmış tabi. Post apokaliptik duruşu, hikayenin uzayda geçiyor oluşu alternatif evrenleri izleme açısından oldukça başarılı olmuş. Asıl karakterimiz Nagate klasik bir anime karakterinden çok da öteye gidemese de etrafında kurgulanan dünyayı çok sevdiğimi belirtmeliyim. Post apokaliptik hikayeler her zaman ilgimi çekmiştir zaten, seri de bu sıfatının hakkını veriyor gerçekten. Tabii uzayda yaşayan insanlara farklı özellikler eklenmesi de ihmal edilmemiş. İnsanlık her ne kadar sıfırdan başlıyor gibi görünse de teknolojilerin korunmuş hatte her şeye rağmen geliştirilmiş olması imdada yetişiyor çok zaman. Kısaca serinin baskın tarafı bilim kurgu oluşu aslında. Hem de öyle eften püften bilim kurgu da değil. Elbette eksikleri var ama genel çerçeveye baktığınızda başarılı bir bilim kurgu görüyorsunuz karşınızda. Aksiyonu da bol olan seride bolca mecha savaşlarının yanı sıra, yer yer entrika rüzgarları da görüyoruz tabii ki.

Fakat iki sezon (12+12 bölüm) olması dezavantaj olmuş seri için. Zira ilk sezondaki tadı ikinci sezonda alamadım ben. Onun yerine 24 bölümlük tek bir sezon olsaydı belki hikaye böyle gelişmezdi. İlk sezon hem genel hikayenin işlenişi hem de karakterlerin derinliği gayet başarılı bir şekilde uyum içinde ilerliyor fakat ikinci sezonda kişisel hikayelerin ön plana çıkışı genel hikayeyi biraz geri plana itmiş. Açıkçası ben ilk sezondaki uyumdan memnundum ve ikinci sezonda genel hikayenin biraz daha toparlanıp boşlukların doldurulmasını bekliyordum. Bu alanda serinin kafalarda soru işareti bıraktığını belirtmeliyim. İkinci sezonun rahatsız edici durumlarından birisi ise oluşturulmaya çalışılan haremdir. Hayır neden böyle bir şeye ihtiyaç duyulmuş böyle bir seride gerçekten anlam veremedim. Gereksiz fanservice sahneleri ikinci sezondan alınan zevki etkiliyor elbette ama hikayenin genel aksanına pek bir etkisinin olmaması sayesinde sezonu izlemeye devam edebiliyorsunuz.

Üçüncü sezonla ilgili herhangi bir resmi açıklama olmasa da yeni sezon ihtimalleri kaybolmuş değil elbette. İkinci sezonun ucunun açık bitmesi bir yana, yapım şirketi Polygon Picture seriye devam etmek istiyormuş ama farklı projeleri de varmış ellerinde. Şirketin iş yüküne ve maddi olanaklara bağlı olarak 2018’de izleme olanağımızı yarı yarıya görüyorum ben. Yine de kesin bir şey söylemek imkansız tabi ki.

Son olarak serinin çizimleri ve müziklerinden bahsetmek istiyorum. Polygon Picture az ama öz işler yapan bir firma olmakla birlikte, üç boyutlu işleriyle ön planda olan bir firma aslında. İnsan formları konusunda kararsızım (aşırı kontrast olmaları rahatsız etmedi değil hani) ama serinin arkaplanları özellikle uzay sahneleri o kadar başarılı olmuş ki hayran kalmamak imkansız. Sahne müzikleri de baya iyiydi. Özellikle birkaç savaş sahnesi müziğinin daha ilk dinleyişte akıllara kazındığını rahatlıkla söyleyebilirim. İlk sezon açılış jeneriğinden ise ayrıca bahsetmeliyim, zira çok iyiydi. İkinci sezon jeneriği için aynı şeyi söyleyemem ama serinin hem jenerikleri hem de sahne müzikleri genel anlamda başarılı olmuş diyebilirim.

Velhasıl eksiklerine rağmen özellikle post apokaliptik ve mecha sevenlerin kaçırmaması gereken bir yapım olmuş.

Bu yazı ortak çalışma yaptığımız www.birdizihaber.com adresinde yayınlanmıştır.

Onu seven bunu da sever; Suisei no GargantiaNeon Genesis EvangelionAldnoah.Zero



bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.


Translate »