Türkiye’de Yayınlanan Spor Animeleri

Türk televizyonları çok renkli olmakla birlikte aslında oldukça standart ve düz mantıkta ilerlemiş geçmişe baktığımız zaman. En basit örneği olarak yıllarca “çizgi film” diye izlediğimiz animelere baktığımızda görebiliriz. Varseilles no Bara gibi bir animeyi bile “çizgi film” diye yayınlayan kanallarımızdan aksini beklemek çok da doğru olmazdı sanırım. Ne var ki bugün anime izleyen ve anime dünyasını seven birçok kişinin nedeni de zamanında “çizgi film” diye izledikleri bu animelerdir aslında. Bunlardan birisi de benim evet. 90’larda çocuk olmuş ya da o dönemi hatırlayan ve şimdi anime izleyen herkes eminim benimle aynı düşünceleri paylaşıyordur. Pokemon, Heidi, Şeker Kız Candy ve Ay Savaşçısı… Bunlar en bilinen örnekler ama ben size bu yazımda spor animelerinden bahsetmek istiyorum.

Türkiye yayınlanmış spor anime deyip de Captain Tsubasa ile başlamazsak ayıp olur değil mi? Yoichi Takahashi’nin mangasından uyarlanan ve 1983 yılında tv’ye uyarlanan bu anime eminim günümüzde birçok kişiye anime aşkını aşılamakla kalmamış aynı zamanda futbol aşkını da aşılamıştır. Zaten ülke olarak futbolu sevdiğimiz düşünülürse, alışması da izlemesi de zor olmamış zamanında. Kanal D’de yayınlanan bu anime Nankatsu takımının kaptanı Tsubas aOzora’nın takımı şampiyonluğa götürmek için izlediği yollar, geçtiği zorlukları izledik. Arkadaşlık temasını sadece çocuklara değil, o zamanlarda izleyen gençlere bile aşılamıştır eminim. Elbette hayatımıza başka büyük şeyler kattı, iki kardeşlerin aynı anda röveşata vuruşları, kuş kafesi taktikleri ve kartal vuruşları gibi artistik hareketleri eminim mahalle aralarında her çocuk denemek istemiştir. Ayrıca dünyanın yuvarlaklığını da kanıtlar nitelikteydi hatırlarsanız. Sahanın eğimli çizimleri, hızlı vuruşlarda elipsleşen topları… Çocuk aklımızda soru işaretleri oluştursa da zevkle izledik, evet. Futbol terimlerinin hemen hepsini de bu animeden öğrendiğimizi söylememe gerek yok herhalde… Ne var ki Trubasa’nın bir şutu kaleye ulaşıncaya kadar 4 bölüm geçince, çocuk yaşta bizleri kanser etmeye yeltenmişliği de vardır animenin. Oldukça yavaş ilerlerdi konular. Final maçının kaç bölüm sürdüğünü hatırlamıyorum bile!

CaptainTsubasa’yı Kanal D’de Küçük Golcü olarak izledik ama sonra Lig Tv’sinden Yumurcak Tv’sine kadar birçok kanal bu seriyi yayınladı. Tabii kanallar arasındaki farklardan en belirgini olan dublaj farkı birçok kişiyi animeden biraz soğutmuştu ama olsun. Eski nesil için nostaljik havası olan bu anime günümüz çocuklarının ne kadar ilgisini çekiyor tartışılır tabii ama bir dönem çocuklarını okul sonralarında tv başına oturtan animelerdendir. Türkiye’de Tsubasa’yı izleyip kimler futbolcu oldu bilemiyorum ama dünyada Fernando Torres, Lionel Messi ve Andres İniesta gibi futbolcular Tsubasa’dan etkilendiğini açıkça söylemiştir.

Tsubasa futbolu sevdiren önemli bir karakterdi ama tek değildi. Strikers isimli anime ülkemizde Star Tv’de “Gol” ismiyle yayınlanmış ve sıkça Tsubasa ile kıyaslanmış olsa da, yine de sevilmiş ve büyük bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Tabii Tsubasa’daki gibi bu anime de arkadaşlık ve takım oyunu odaklı olmakla birlikte, elips toplar, ağları yırtan goller ve fantastik vuruşları ile oldukça ünlü olmuştur.

Küçük Golcü kadar hevesle izlenen başka bir anime var ki o da hala spor animesi severlerin baş tacı olan SlumDunk. Bir yandan basketbolu sevdiren bu anime diğer yandan da oldukça güldürür izleyicisini. Türkiye’de Show Tv’de yayınlanan yapım öğlen saatlerine denk gelmesiyle birçok öğrenci izleyicisi çileden çıkarsa da okulu asıp izleyenler de çok olmuş. Tsubasa nasıl futbolu sevdirmişse SlumDunk da basketbolu sevdirmiştir 90’larda çocuk olan izleyicisine. Üstelik Tsubasa’nın bitimine yakın yayınlanmaya başlamasıyla boşlukta kalan çocuklar için ilaç gibi olmuştur. Zamanla Star Tv’de de yayınlanan anime ilerleyen yıllarda başka kanallarda da yayınlanmıştır. Animesinin 101 bölüm olmasına rağmen yarım kamış olması ise eminim sonralarda birçok izleyicisine mangasını da okutmuştur.

Ganbare Genki ise Kanal 6 / Tele On’da Genki adıyla yayınlanan bir boks animesiydi. Bu animenin izleyicisinde ise boks merakı oluşmuş ve boksu sevdirmiştir. 1980 yapımı ve 35 bölümlük olan animenin daha çok erkek izleyici kitlesi olsa da, Genki’yi izleyen kızlar da çoktur. Zira anime spor içeriği olmakla birlikte, çokça dram sahneleri de içerirdi. Genki ile hırslanan birçok izleyici onun gibi boks yapıp intikam alma sevdasına düştü ama çocuk düşünceleriyle çok uzatmadı elbette bu oyunlar. Zaten Türk izleyicisinin sevmesinin nedenlerinden birisi de bu intikam ve arabesk yanıdır diye düşünüyorum ben. Ne var ki sonunun yayınlanmamış olması birçok izleyicisinin içinde ukde kalmış. Hani Yeşilçam’ın “Canım Kardeşim” diye bir filmi vardı bilir misiniz? Hah işte tam da öyle bir etki bırakır bu anime. Çünkü Genki babası gibi boksör olmak ister. Onu izlemeye başladığımızda küçüktür ama zaman içerisinde büyür, çok ünlü bir boksörü yenmeye çalışır. Yani acıların içindeki umut hikayesi gibidir. İzleyiciler ise hala jenerik müziğini hatırlar. Evetevet o Fransızca olan açılış müziğini…

Evet, ülkemizde yayınlanmış spor animeleri genellikle böyle. Artık günümüzde “anime” mantığı ile daha bilinçli yayınlansa da bir dönem çocukları olarak hepsi çizgi film diye izledik ama içimizdeki anime sevgisini biraz da onlara borçluyuz sanırım.

*Bu yazı Japon Sineması E-dergisinin 20.sayısında yayınlanmıştır.



bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.


Translate »