Türkiye ve Japonya Arasındaki Ortak Motifler

Japonlar ve Türkler tarihin eski çağlarından beri birbirleriyle etkileşimde bulunmuşlar, bu etkileşimler dünyanın  iki ucunda bulunan iki medeniyet arasında çeşitli kültürel ve ırksal benzerlikler ortaya çıkarmıştır.
Japonların günlük hayatının ya da kültürel öğelerinin yansıtıldığı  bir film izlerken, kitap okurken ya da en yaygın kültür aracı olan  animeleri izlerken   bu iki kültür arasında bir benzerlik olduğunu hiç düşünmüş müydünüz?
Animelerdeki, ya da filmlerdeki karakterlerin çevresindeki insanlarla iletişimleri, yemek yerken ki tutumları, ev hayatı ve çok daha fazlası bize Japon kültürü hakkında bir fikir verirken aynı zamanda biz çoğu zaman farketmesek de kendi kültürümüzle bir bağlantı kurmamıza da yardımcı olur.
Bu yazıda sizlere coğrafi olarak bir o kadar uzak ama kültür olarak bir komşu kadar yakın olan Japonya ile kültür, ırk ve dil ve din  benzerliklerinden bahsedeceğim.
iki köklü medeniyet arasındaki  bu benzerlikleri gelin beraber inceleyelim

Önce Türk- Japon köken benzerliğinden başlayalım
Japonlar Türkler gibi Türk soylu Altay kavimlerindendirİ  Bu bilgiye dair yapılmış araştırmalarla bu durum Japonların kendilerini ‘’Japan’’ değil ‘’Nihon’’ olarak tanımlamalarından  geldiğini kanıtlanmıştır.
Nihon kelimesinin anlamının ‘’yeni hun olması’’  Japonların Altay Türkü olması İle ilişkilendirilmiştir.


Kültürel Benzerlikler

Aile Kavramı
Hiyerarşik yapı iki kültürün de aile düzeninin esasıdır. Ailenin en büyük erkek üyesi ailenin başı sayılmaktadır. İkinci üye ise evin düzeninden ve işleyişinden sorumlu olan kadındır.
Yaşlıya  saygı göstermek ve toplumsal yaşamda  öncelik sağlamak,  Yemek yerken oturuş düzeninde ilk olarak ailenin en büyüğüne servis yapılması iki kültürün de en önem verdiği ortak yazılı olmayan kurallarını başında gelmektedir.
Kültürel ve günlük yaşam olarak bir diğer benzerliğimiz ise yer yatağı ve yer sofrasıdır.  Bizim kültürümüzde unutulan yer yatağı kültürü Japonya’da hala yaşatılmaktadır.  Japonya’ya gittiğinizde kalacağınız otelde yer yatağı (futon)  ile karşılaşmanız olası bir durumdur. ( normal yataklı oteller bir saray yavrusu fiyatında olacağı için)

Hamamlar ve kaplıcalar; Japon kültüründe bizdeki hamam adetini karşılayan kaplıcalar bulunmaktadır.  Temizlik iki kültürün de olmazsa olmazlarının başında gelir. Japonlar kendi kültürlerine uygun olarak yararlandıkları kaplıcalara Onsen derler. Onsenler önceden ‘’halk hamamı’’ olarak kullanılmıştır. Şimdi ise yerel turizmin baş tacı kabul edilmektedir. Onsenler ile hamamların güzel bir ortak özelliği vardır ki o da buralarda edilen sohbetlerdirJ
Ortak toplumsal/kültür öğelerine verebileceğimiz bir diğer örnek ise İki milletin insanlarının  ortak alışkanlığı olan  evlere  girerken ayakkabıların çıkarılmasıdır. Japonlar da tıpkı Türkler gibi kapı eşiğinde ayakkabılarını çıkarıp ev terliklerini giyerler. Aynı davranış Kore toplumunda da mevcuttur. Yapılan araştırmalar sonucunda bu adetin İslam öncesi Türk soylu milletlerin ortak davranışı olduğu ortaya çıkmıştır.

Giyim-kuşam, kutlamalar ve diğer adetler
İki medeniyetin birbirine kültür olarak  paralel yaşadığı bir diğer özellik ise dönem giysileridir. Japon kimonosu ile Osmanlı devleti dönemi kadınlarının giydiği  elbiseler birbirine çok benzemektedir.

Her iki toplumda da çeyiz adeti görmek mümkündür .  Çeyiz adeti  hem Türk toplumunda hem de  Japonya’da  farklı şekillerde yaşatılan bir gelenek olmuştur.  Japon kültüründe ‘’bohça yapmak’’gelinlerin çeyiz eşyalarının kumaşla veya bezlerle sarınıp taşınması olarak yer edinmiş ve  furoşiki olarak adlandırılmıştır.

Türk geleneğindeki baharın gelişini kutlama bayramı Hıdırellez, Japonlarda  ise sakura izleme ‘’Hanami’’ geleneği ile hayat bulmaktadır.

Dil benzerlikleri
Ural- Altay dil ailesinin Altay kolunda yer alan Japonca ve Türkçe, yapı bakımından da birbirlerine benzemektedirler.
Bu iki dilin ortak özelliklerini; hece dili olmaları, sözcük diziliminde yüklemin cümlenin sonunda yer alması ve cümlenin esas öğesi olması, zaman eklerinin sonunun hemen hemen aynı harflerle bitmesi olarak söyleyebiliriz.
Atasözleri ve deyimlerde de iki dilde anlam bütünlüğü, birbirini karşılayan sözcüklerle sağlanmıştır.
Aynı dil grubunda ve aynı kökte yer alan iki dilde de aynı anlama gelen kelimeler bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak her iki kültür için de  köklü bir geçmişi olan Saka kelimesi verilebilir
Ural-Altay dillerinde alkollü içkilere  ‘’saka’’ denmekteydi. Japonların baş tacı milli içkilerine ‘’sake’’ demeleri de bu kelimeden gelmektedir.  Türklerin alkollü içkisi rakı da saka kelimesinden telaffuz yanlışlarıyla bugüne kadar değişime uğrayarak taşınan kelimelerdendir.
Ata, miray, Satı, Kara kelimeleri Japonca’da da Türkçe’de de  hemen hemen aynı anlamlara gelen bazıları zamanla anlamını yitirmiş, ya da kaybolmuş kelimelerdendir.

İki dilde Çin, Hint,Arap  gibi farklı kültürlerden etkilenseler de, dil ve sosyal adetler yönünden  Kuzey-Doğu Asya’ya bağlı kalmışlardır.

Din Kavramı
Japonları ve Türklerin özlerinde aynı olduğu  ama sonradan değişime uğrayan bir diğer konu ise dini inanış sistemleridir.   Din konusunda da iki kültür arasında soya dayanan benzerlikler olduğunu söylemek mümkündür.
Soy ile ilişkilendirilen din  ; Milli atalar dini, Japonya’da bugünkü inanış sisteminin temelinde yer alan  Kami adlı bir ata dini olarak yer almaktadır. Budizm ve Konfüçyanizm Japonya’ya  girdiğinde Kami inancının diğer dinlerle karışmaması için Şinto olarak adlandırılmıştır. Bu kelime ‘’tanrı yolu’’ anlamına gelmektedir.
Japonlar 6. Yüzyıldan itibarenBudizmi benimsemelerine rağmen ata dini olan Kami bugün hala Japonya’da varlığını sürdürmektedir.  Fakat aynı durum Türkler için geçerli değildir. Orta Asya ve Anadolu’da ki Türkler İslamı kabul etmişler ve atalar dini kam/kami unutulmuştur.   Her iki kültürün de coğrafi yakınlıklar bakımından etkilendiği dinler ve kültürler birbirlerinden uzaklaşmalarına neden olmuştur.   Bu durum  zamanla Japonların Turani geleneklerinden uzaklaşmalarıyla sonuçlanmıştır.
Özetle her iki kültürün özlerindeki  bugünkü farklılaşmanın kökeninde dinin  ve etkilendikleri diğer medeniyetlerin etkisi büyüktür.

*Bu yazı YATTAA* dergisinin 21.sayısında yayınlanmıştır.




Translate »