Tiyatro, Müzik ve Japonya!

42-21774402-1680x1050

Sahne sanatı denildiğinde şüphesiz ki hepimizin aklında beliren ilke şey ‘ Tiyatrodur.’ Yunanca  theatron yani “görme yeri” anlamına gelen tiyatro eski yunanda şarap tanrısı Dionysos için yapılan şölenler esnasında doğmuştur. Neredeyse insanlık tarihi ile eş değer bir geçmişe sahip olan bu sahne sanatı her toplumda kendisi için özel bir yer bulmuştur. Öyle ki Japon kültüründe de tiyatronun yeri çok başkadır. Japon tarihi ve sanatı hakkında ki ilk belgeler ilk M.S 712 tarihli olmasına rağmen Japonların bundan daha erken tarihlerde de belirli bir din ve sanat görüşüne sahip olduğu düşünülmektedir.
Japon tiyatrosuna giden tarihsel adımlara yakından bakacak olursak; Erken dönem Japon tarihinde sarayda ‘Sangaku’ denilen çeşitli ve dağınık, müzik eşliğinde ritmik hareketler hâkimdi. M.S 6 yüzyılda Budizm’i benimseyen Japonlar iki yüz senelik bir süre boyunca Çin, Kore ve Hint kültürünü yakından tanıma fırsatı yakaladılar. Bu da Japon sanatının gelişiminde oldukça etkili oldu. M.S 8 yüzyıla gelindiğinde ise imparatorluk müzik dairesince kabul edilen ve tebaa tarafından da çok sevilen 3 adet dans türü vardı. Bunlar; Gigaku, Bugaku ve Saugaku’ydu. Gigaku, Budizm’den geldiği düşünülen müzik eşliğinde yapılan bir danstı ve 9. Yüzyıldan sonra unutuldu. Bugaku ise Gigaku’ya göre daha şanslıydı. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu dans günümüze kadar ulaşabildi. Öte yandan bu iki dans Japon kültürü kaynaklı değildi. Çoğu Kore ve Çin kültüründen alınmıştı. Öyle ki Kore kaynaklı danslar Sağ’ın, Çin kaynaklı danslar ise Sol’un dansı olarak adlandırılıyordu. Sağdaki müziğin dansçıları yeşil kostüm giyer ve vurmalı çalgı ağırlıklı müzik yapardı. Sol müziğin dansçıları kırmızı giyiyorlar ve tahta nefesli çalgıların asal olduğu bir müzik eşliğinde dans ediyorlardı. Ama günümüze gelindiğinde ise bu iki dans artık Japon kültürü ile eşleşmiş durumda. Yine Asya kaynaklı olan Saugaku ise kelime anlamı ile Maymun Müziği demek. Rituel müzik ögeleri, Asya’dan gelen cambazlık, dans ve taklitleri barındıran Sagudaki adeta cümbüşlü bir sirki dansını andırıyordu.
14. yüzyıla geldiğimizde ise bu sefer karşımıza Dengaku dansı çıkıyor. Bu dansında Kore kaynaklı olduğu düşünülmesine rağmen Dengaku dansı Japon yerel hasat ritüellerini konu ediniyor. 14. Yüzyılı Japon Tiyatrosu için özel kılan bir şeyde, Japonlar ilk defa bu dönemde öz kültür miraslarını keşfetme çabası içerisine girmişlerdi. Bunun bir ürünü olarak da ilk Japon Tiyatro Biçimi kabul edilen Noh ortaya çıkmıştır. 700 yıllık bir geçmişi ile Japon kültürünü en üst düzeyde yansıtan Noh tiyatrosunun doğuşu ile Japon Sahne Sanatları için adeta yeni bir dönem başlamıştır.

%e6%98%a5%e6%97%a5%e7%a5%9e%e7%a4%be%e3%83%bc%e7%af%a0%e5%b1%b1%e3%83%bc%e7%bf%81%e5%a5%89%e7%b4%8dp1011774

Japon Tiyatro Müzikleri

Doğuşundan bugüne değin Japon tiyatrosunun en önemli parçalarından biride Japon tiyatro müzikleridir. Tahmin edileceği üzere geleneksel bir çizgiye sahip olan müzikler seyirci ile sahne arasında kurulan iletişimin en önemli taşlarından biridir. Beş farklı tiyatro çeşidi başlığı altında inceleyebileceğimiz müzikler ise şöyledir.
Noh
Noh ya da Nô 14. yüzyıldan beri oynanan bir Japon müzikal drama türüdür. Noh’u oluşturan üç ana unsur vardır;
Mai = Danslar
Hayaşi = Müzik
Utai = Sözler
Oyuncular maskeler kullanırlar ve yavaş danslar ederler. Oyuncular genelde erkektir. Kendilerine babadan geçme bir yetenek verildiğine inanılır. Bu nedenle kadın oyuncu gerektiren rollerde bile erkekler bu işi maskeler ile hallederler. Nōgaku olarakta bilinen Noh müziği hayashi-kata  adı verilen bir grup enstrüman ile çalınmaktadır. Bu enstürmanlar ise geleneksel japon savaş davulu olarak bilinen Taiko, Taikodan görece küçük bir diğer davul olan  ōtsuzumi , davul grubunun en küçük elemanı  Kotsuzumi ile Nohkan olarak adlandırılan bir flütten oluşur. Hayashi müzik enstrümanları grubuna vokal olarak dâhil olan kişinin adı ise Yōkyoku’dur.
Kabuki
Bir diğer Japon tiyatro formu olan Kabuki ise on yedinci yüzyılın başlarında doğmuştur. Kabuki oyunlarını ilk kez sahneye koyan kişi antik Japon şintoist tapınağında dansçılık yapan Okuni’dir. İlk önceleri tapınakta doğan ve doğal olarak dinî unsurlar içeren Kabuki oyunları, zamanla din etkisinden kurtuldu ve tahrik edici dansların, hareketlerin, konuşmaların sergilendiği oyunlar hâline geldi. Bu nedenle Japonya’da 1629 yılıa gelindiğinde kadınların sahneye çıkması yasaklanmıştır. Kadınlara getirilen sahne yasağı nedeniyle kadın rollerinde, kılık değiştirerek sahneye çıkan erkekler kullanılmışsa da erotik sahnelerde iki erkeğin birbirine yakınlaşması ahlâk dışı sayıldığı için oyunlar 1652 yılında yasaklanmıştır.
Bu tiyatro türü için kullanılan müzik enstrümanları önceleri Noh ile aynı iken daha sonra  Shamisen adlı bir üç telli bir enstrüman kullanılmaya başlanmıştır. Kabuki müziği ise kendi içerisinde üç farklı kategoriye bölünmüştür. Bunlar; Geza, Shosa-Ongaku, ve Ki ve Tsuke’dir.

kabuki tiyatrosu

Geza
Müzik ve ses efektleri üzerine temellendirilmiş bu tiyatrodur. Sahnenin arkasında Bambu ağaçlarından yapılmış,  kuromisu olarak adlandırılan bir perde bulunur. Geza müziğinin üç ayrı alt kategorisi vardır. Bunlardan ilki Uta yani şarkı, Uta şarkısı Shamisen eşliğinde söylenir. Genellikle birden fazla Uta şarkıcısı hep birlikte şarkı söyler. İkincisi ise Aikatadır. Bu bölümde Shamisen herhangi bir şarkıcı olmaksızın tek başına çalınır. Son bölüm ise Narimano’dur. Bu bölümde yine geleneksel bir Japon çalgısı olan Narimano ve Shamisen birlikte çalınır.

Shosa- Ongaku

Bir diğer geleneksel Japon tiyatro müziği olan Shosa-Ongaku’da dans ve oyunun temsili eşliğinde sahnelenir. Shosa- Ongaku içerisinde Takemoto, Nagauta, Tokiwazu ve Kiyomoto müzik tarzlarını barındırır. Takemoto oyun temsili sırasında çalınır. Nagauta, Tokiwazu ve Kiyomoto ise oyunun içinde geçen Kabuki dansına eşlik eder. Takemoto’da genel olarak sahnelenen bölüme ilişkin kısımlar seslendirilir. Oyuncular dizeleri Takemoto ritmi olarak bilinen ‘ito ni noru ‘ ile senkronize şekilde söylemeye çalışır. Naguta ise Geza oyunun en çok bilinen formlarından biridir. Bu bölümde Utakata olarak adlandırılan bir şarkıcı ile  Shamisenkata olarak adlandırılan bir Shamisen sanatçısı birlikte çalışır. Utakata sahnenin sağında yer alır ve dans ederken,  Shamisenkata ise sahnenin solunda yer alır ve Hosozao adı verilen ince saplı tiz sesler ve hassas melodiler üretebilen bir Shamisen çalar. Tokiwazu ise Tayu olarak adandırılan bir oyuncu ile ona eşlik eden ve Chuzao olarak adlandırılan orta boy bir Shamisen çalan bir Shamisenkata’nın oluşturduğu bir sahneyi içerir. Tokiwazu her ne kadar Kiyomoto müziğine benzetilse de görece ondan daha yavaş bir tempoya sahiptir. Kiyomoto bölümde yine Tayu’ya Chuzao çalan Shamisenkata birlikte performans sergiler. Diğer bölümlerden farklı olarak ise oyuncular bu bölümde oldukça duygusal pasajlar okurlar.
Ki ve Tsuke
Ki ve Tsuke bölümü kare şeklinde iki meşe levhadan çıkan belirgin ve çarpıcı sesleri barındırır. Bu iki meşe levhaya aynı anda vurulduğunda Ki sesi elde edilirken bu iki meşe levha ahşap bir levhaya karşı çalındığında ise Tsuke sesi elde edilir.

*Bu yazı Japon Sineması SONATA dergisinin 2.sayısında yayınlanmıştır. Dergiyi okumak için tıklayınız. 




Translate »