Titanlara Mücadele Devam Ediyor! : Shingekii no Kyojin II

4 yıllık uzun hasretten sonra Shingeki no Kyojin ikinci sezonu ile ekranlara geri geldi. Animenin konusunu hatırlatacak olursak eğer; diğer bilinen adı ile Attack on Titan, olayların başladığı 845 yılının 107 yıl öncesinde yaşananlar ile filizlenme başlıyor. Nereden geldiği, nasıl var oldukları belli olmayan devler insanları katletmeye başlamıştır. Zekâ yoksunu olan bu devler insanlarla beslenerek insanlık neslinin kökünü kazımaktadırlar ve insanlarda çaresizce bu durumu izlemekten başka ellerinden bir şey gelmeyeceğini bilmektedir. Hayatta kalan insanlar devlerden kaçarak devlerin boyundan daha yüksek duvarlar ile çevirili bir alana yerleşirler. 50 metrelik bu duvarların onları koruduğuna öylesine inanırlar ki bu duvarları ilahlaştıranlar bile olmuştur. İç içe üç tabakadan oluşan duvarlara dıştan içe doğru Maria, Rose ve Sina adlarını vermişlerdir. En içte zengin ve devlet yönetiminde olan insanlar, ardından diğer duvarlarda da kademe kademe sınıf ayrımı yapılmaktadır.  100 yıl boyunca bu duvarların içerisinde yaşayan halk dışarıda bulunan Asıl Dünyada ki kutuplar, çöller, şelaleler ve diğer doğa güzelliklerinden bir haberdir. Bu 100 yıl içinde surların içerisinde tek bir dev bile görülmemiştir. Kimi insanlar bu durumdan memnun kimileri ise biraz muzdariptir. Ana karakterimiz Duvar Maria’nın dış çehresine bağlı Shiganshina şehrinde yaşayan Eren Yeager’ da bu durumdan pek hoşnut olmamakla birlikte dışarıyı çıkıp, gerçek Dünyayı keşfeden ve devler hakkında bilgi öğrenmeye çalışan “Keşif Birliğine” katılmak istemektedir. Günün birinde Eren, ailesi ile birlikte yaşayan Mikasa ile çalı çırpı toplarken hiç beklenmedik bir şey olur. Bir şimşek çakar ve ansızın diğer devlerden farklı olarak yaklaşık 60 metre boyunda anormal bir dev ortaya çıkar. Boyutunun yanı sıra görünüşü de diğer devlerden oldukça farklıdır. Bu devin duvarları yıkması ile dışarıdaki devlerin duvarların içerisine girmesi bir olur ve devler için beklenen ziyafet başlar.

İzledikçe insanı umut ile umutsuzluk, kurtuluş ile çaresizlik duyguları arasında bırakan animenin ikinci sezonu birinci sezondaki heyecan ve atraksiyona kıyasla daha sakin geçiyor(mangadan bağımsız olarak yorumluyorum). Titanlarla mücadele bir yandan devam ederken ikinci sezonda beklenmedik gelişmeler ve sürprizler söz konusu. Bunlardan en şaşırtıcı olanı titanların insan olması. Yani bizim ilk sezondan tanıdığımız duvarın üstünden bakan büyük titan ile metal titanın aslında Reiner Braun ile Bertolt Hoover çıkması seyirciyi şok eden unsurlardan biriydi. Eren’in titan olması ilk sezonda elbetteki şaşırtıcıydı ancak Reiner ve Bertolt gibi insanlara saldırmış olan titanların insan olması büyük bir şok etkisi yarattı. Olayın özünde titan haline döndüklerinde yaptıklarını hatırlamıyor olmaları ve bu durumdan memnun olmamaları söz konusu. Ancak yine de onların titan-insanların mensup olduğu bir tarikatın varlığı da oldukça dikkat çekici. Yine ikinci sezon akışında meydana gelen bir duvarın yıkılması, duvardaki deliğin aranırken bulunamaması esnasında bu tarikattan haberdar olma, Berthold ve Reiner’in gerçek kimliğini öğrenme ve asıl bomba burası o büyük duvarların titanlardan yapılmış olması tam bir şok etkisi yarattı. Onun dışında bizlere evrim teorisini anımsatan maymun görünümlü bir titanın ortaya çıkması ve bu titanın diğer titanları yönetebilmesi kafalarda soru işareti oluşturdu. Finalde bu maymun titanın yanında duran bir insan görüntüsü ise gelecek sezonun merakla beklenme sebeplerinden bir tanesiydi.

İkinci sezon tam anlamıyla izlerken beni tatmin etmedi açıkcası. İlk sezona oranlar bu sezonda daha agresif ve yoğun bir hikaye akışı bekliyordum. Ancak onun yerine birkaç gün önce ve sonrasını içeren tek bir anın öyküsü işlendi. Bu sezonda hayranı olduğum Levi’yi daha aktif ve daha çok sahnede görmek isterdim. Keza Eren için de aynı şey geçerli. Sahip olduğu titan gücünün gelişmemiş olması ve hala çaresizlik içinde kalmış olması hayal kırıklığı yarattı. Bu hayal kırıklığını sezon finalinde titanları yönetebildiğini keşfetmesi ile biraz toparlamış oldu. Titanları nasıl yönettiğini keşfetmesi ise annesini öldüren titanla karşı karşıya geldiğinde ortaya çıkıyor. Tabi bu arada Eren’e bu özelliğin geldiğini diğer titanlar da hissediyor(Reiner/Berthold). Zaten Eren’i kaçırma nedenleri biraz muallaktaydı, şimdi ise kendi aralarına dahil etmeleri için daha esas bir etken ortaya çıktı. Eren paylaşılamayan oyuncu haline gelecek mi gelecek sezonda göreceğiz.

İkinci sezonda daha duygusal ve çaresizliğin çözümünün ne olacağı şeklinde bir hikaye akışı söz konusuydu. İzlerken biraz psikoloji bozmadı değil. Gümbür gümbür titanların devrileceği, Eren’in hepsini alt edeceği bir sezon beklerken bu şekilde “ne yapacağız” sorusunun havada kaldığı sezon, üçüncü sezon için daha heyecanlı bir bekleyiş yarattı. Üçüncü sezonda şimdi ne olacak, titanlar bu sefer alt olacak mı, duvarların ardında kalmış şehir ve insanlar bu sömürgeden ve çaresizliğin baskısından nasıl kurtulacak bekleyip göreceğiz. Umarım ikinci sezonu beklediğimiz kadar uzun bir bekleyiş olmaz.

*Bu arada seride fazlasıyla irdelenmesi gereken alt metinler söz konusu. Özellikle opening ve endinglerde yoğun alt metinler var. Sanırım bunlar için ayrı bir yazı yazmak daha doğru olur.

 



Yıldızlı gecelerin peşinde bir Van Gogh aşığı...


Translate »