Terör Kent Tokyo: Zankyō no Teror

Zankyou no Terror 4

2015 yılında The Economist dergisi yaptığı araştırma sonrasında dünyanın güvenli kenti olarak gösterilen Japonya’nın başkenti Tokyo, animelerde farklı bir dünya olarak sunuluyor.

Hiç kuşkusuz animeler, Japonya’nın dünyaya açılan kültürel kapısı olarak Japon geleneklerinden yaşam biçimine, kültürel ve turistik yerlerin tanıtımından Japon yemeklerine kadar birçok unsuru dünyanın diğer ucundaki insanlara Japonya’yı tanıtmaları açısından önemli rol üstleniyor. Peki, kültürel tanıtım açısından önemli olan animeler neden yer yer Tokyo’yu terör kent olarak yansıtıyor?

Japonya’nın başkenti Tokyo, öncelikle Edo dönemine kadar Japonya’nın başkenti olan Kyoto ile birbirine kültürel ve temsil açısından farklı olduklarını ve Tokyo’nun modernizm akımının temsili iken Kyoto’nun gelenekselliğin temsili olduğunu belirtmekte fayda var. Öyle ki bu durum tiyatrodan diğer birçok sanat ve mimari alana kadar yansımış durumda. Kyoto geleneksel Japon tiyatrosunu daha çok beslerken Tokyo ise yüzü batıya dönük modern tiyatroyu ve sinemayı daha çok beslemiştir. Bu açıdan iki şehir birbirlerine ters olup Tokyo bunların içinde modernleşmenin batı kaynağından beslenen kentidir.

Zankyou no Terror

Bu modernleşme 2. Dünya Savaşı sonrası Amerikan işgali sonrası geride bıraktığı tüketme arzusu hat safhaya ulaşmış Japon gençleri ve batı hayranı bir topluluk ile daha da pekişmiştir. Öyle ki Tokyo Amerikan etkisinin en çok göründüğü şehir olup tamamen tüketimin merkezidir. Bu tüketim çılgınlığının en güzel örneği de Akihabara’dır. Anime, manga ve oyun anlamında her gün binlerce insan buraya akın etmektedir.

Japonya’nın 2. Savaşı sonrası hızlı tüketim alışkanlığı, batı hayranı bir gençlik ve bu yönede devlet politikaları 1968’de kırılma yaşar ve radikal sol Zengakuren hareketinin örgütlediği ABD karşıtı öğrenci gösterileri, Amerikan hedeflerine -askerî hastane, savaş üsleri ve gemileri- yönelik saldırılar, öğrenci yayınlarının sansürlenmesine yönelik protesto tepkileri, üniversite yönetimine katılım hakkı için geliştirilen eylemlilikler, şiddetli polis-öğrenci çatışmaları yaşanır. Bu çatışma ve ayaklanmalar en çokta Tokyo’da hissedilir. Bu yaşanan travmatik süreç ise Japon gençleri çok etkiler ve bunalım Japon gençlerinin üzerine çöker. Bunun en güzel örneğini Tran Anh Hung’nun yönetmenliğini yaptığı İmkansızın Şarkısı (Norwegian Wood) filmi 68 kuşağı Japon gençlerinin bunalımlı dönemine ışık tutar. Yine benzer konuyu birçok animede ele alır.

Zankyou no Terror 1

Peki animelerde sıkça ele alınan konulardan biri olarak Tokyo, neden terör kent olarak gösteriliyor? İşte burada 68 kuşağının yansımalarını yer yer görürüz. Bazen Tokyo’yu gul adı verilen canavarların isyanı sararken bazende devlete bağlı bilim insanlarının deneylerinde kullanılmış bir gençliğin terör eylemleri yoluyla suçluları cezalandırması şeklinde yansır. Bu kapsamda Zankyō no Teror anime serisi Tokyo’yu terör kent olarak yansıtan animelerden biridir. Tokyo’yu terör kent olarak yansıtırken bunun altındaki sebepleri bilmecelerle insanlara sorgulatan seri, devlet eliyle tutulmuş bilim insanlarının seçilmiş kimsesiz çocukların insanlıklarını ellerinden alarak onları birer silah haline getirmelerini bizlere sunar. Bu durum tıpkı 2. Dünya Savaşı sonrası kültürelliği elinden alınmış Japon gençlerinin beyinlerine yerleştirilmiş tüketim çılgınlığı ve batı hayranı olma durumu gibidir. 68 olaylarının küçük yansımalarının animelere yansıdığını söylemiştik. İşte bu seride de gençler ellerinden alınana karşı Tokyo’nun devlet güvenlik teşkilatının (güvenlik ve adillik) anlayışını sorgularlar. Eylem sonrası Japon teşkilatına müdahale eden Amerkan güçlerinin varlığını sorgulatarak mesaj verirler.

Zankyou no Terror 3

2014 yaz sezonunda MAPPA yapımcılığında vizyona giren  yönetmenliğini Shinichirō Watanabe’nin yaptığı 11 bölümlük Zankyō no Teror (Terror in Resonance) devlete bağlı bilim insanların bir tesiste seçilmiş çocuklar üzerinde yaptıkları deneylerle süper insan yaratmaya çalışmaktadırlar. Bilim insanlara çocuklara denek numaraları vermişlerdir. Bir gün tesiste yangın çıkar ve üç arkadaş kaçmaya çalışırken bunlardan ikisi kaçmayı başarır. Kaçan çocuklar 9 ve 12 numaradır. Bunlar yıllar sonra devlete ait bir tesisten nükleer bir bomba çalarlar ve kayıplara karışırlar. Tek bir amaçları vardır, kendilerini denek olarak kullanan ve insanlıklarını (benliklerini) elinden alan kişilerden intikamlarını almaktadır. İşte bu amaçla Tokyo’ya gelirler ve Sphinx adı altında terör eylemleri yapmaya başlarlar. Karşılarına polis teşkilatını ve devleti alan Sphinx, her eyleminden önce bit video yayınlayarak çeşitli bulmacalar sorarak karşılarındaki devlet yetkililerin (topluma yön verenlerin) bilgisini sınarlar. Bu eylemler sırasında 12, Mishima Risa adında bir kızla karşılaşır. Suç işlerken 12’yi gören Risa, sürekli arkadaşları tarafından dışlanan hayatına annesine tarafından el konulmuş sıkışmış biridir. Dayanamayacak hale gelir evini terk eder ve daha sonra onu almaya gelen 12’ye güvenerek Sphinx’e katılmaya karar verir. Ve böylece üç kişilik hesaplaşma başlar.

Yazar: Gökhan Kuloğlu



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »