Tanrının Rüzgarı Arkanda: Kamikaze

“ Kamikaze” denilince herkesin kafasında farklı bir manzara canlanıyor. Bazıları için bir oyuncak, bazıları için yalnızca bir rüzgar, bazıları için ise savaş… Bu yazıda elbette ki dergimizin bu sayıdaki içeriğine uygun bir şekilde kamikaze ve savaş ikilisine değineceğiz.

            Dilerseniz içerik yoğunlaşmadan kelime olarak değerlendirelim. Kamikaze kanji ile şu şekilde yazılır: ‘ 神風 ‘. İlk kanji “kami” olarak okunur ve Tanrı anlamındadır. İkinci kanji ise tahmin edeceğiniz gibi “kaze” diye okunur ve rüzgar anlamındadır. Dolayısıyla bu iki kanji bir araya geldiğinde “Tanrı’nın Rüzgarı” şeklinde Türkçeleştirmek yanlış olmayacaktır. Ancak Japonya’da bu “typhoon yani tayfun” olarak dile getirilir. Hikayeye göre 13. yüzyılda bu rüzgarlar Japonya’yı Moğol işgalinden korumuştur. İşin savaş kısmına geldiğimizde durum biraz daha farklılık göstermeye başlamaktadır. Bu bir intihar saldırısı ya da imparator//ülke adına ise bir feda eylemi olarak nitelendirilebilir. Esasında feda eylemi Japonya için çok da yabancı bir eylem değildir ancak kamikaze bu işin toplu feda boyutunu göstermektedir.

            Hikayeyi başından alacak olursak, Japonya Pearl Harbour’ı bombalayarak İkinci Dünya Savaşı’nda Amerika karşısında yer almıştır. Savaş ortamındaki gelişmeler, Japonya’ya kaybedeceğinin sinyallerini vermiş ve Japonya tek çıkar yolun, Amerika’yı anakaradan uzak tutmak konusunda hemfikir olmuştur. Ancak gelişen teknoloji Amerika’nın savaştaki konumunu iyice avantajlı kılmış, yeni savaş uçakları ile “Saipan”ı ele geçirmiştir. Saipan Japonya’nın belki de en önemli hava üssüdür. 1944 yılında bu gelişmeler, bazı Japon pilotlarının önemli kararlar vermesinde etkili olmuştur. Ve aynı yıl Japon pilotlar üç Amerikan gemisine intihar dalışı yapmışlardır. Savaşın gidişatının Japonya aleyhine oluşu, bazı komutanları intihar birliği oluşturmasına sebep olmuştur. Bu şekilde planlanmış, organizasyonlu ilk kamikaze saldırısı Avustralya Sancak Gemisi’ne yapılmıştır. Bu uygulama Japonya tarafından gururla karşılanmış ve kamikaze saldırılarının genişletilmesine karar verilmiştir. Bu saldırılardan Amerika ve İngiltere de nasiplerini almış ve büyük bir şok yaşamışlardır.

            Yazının başında bahsetmiştim. Moğol istilasını engellediğine inanılan “kamikaze”yi eklediler isimlerinin başına. Bu tür feda eylemleri herkesin anlamlandırabileceği bir şey değildir. Kaldı ki Japonya’nın bu fedakarlığı neden yaptığını anlamayanlar onları “beyni yıkanmış fanatikler” olarak tanımlamışlardır.[1]

            Japon kültüründe aile, toplum gibi kavramlar oldukça önemlidir. Ve bu kavramlar uğruna yapılacak herhangi bir fedakarlık bu toplumda gururla karşılanacaktır elbette. İlk etapta emirlerle atanan kamikaze pilotları zamanla yerlerini gönüllü pilotlara bırakmışlardır. Japonya genelinde dağıtılan formlar sayesinde çok sayıda gönüllü başvurmuş ve hiçbir zaman pilot konusunda sıkıntı çekilmemiştir. Ancak burada da şöyle bir sıkıntı çıkmıştır. Deneyimli pilotların savaş sırasında feda eyleminde kullanılmak istenmemesi acemi pilotların kolayca alaşağı edilmesine sebep olmuştur.

            Kamikaze saldırıları yaygınlaştıkça karşılığındaki savunma güçler de tedbir almış ve Japonya ağır kayıplar vermeye başlamıştır. Savaş sonuna kadar yaklaşık 4000 kamikaze pilotu hayatını kabetmiştir. Kamikaze pilotları kendilerinden sonraki savaş dönemi savaşçıları için ilham kaynağı olarak nitelendirilmiş  ve bazı militanlar yaptıkları her eylemde kamikaze pilotlarını örnek göstermeye başlamıştır. Ancak kamikaze pilotlarından hayatta kalanlar bu durumu hiç hoş karşılamamıştır. Çünkü onlar halkı değil askeri hedefleri odak kılmış olduklarını sıklıkla dile getirmişlerdir.

[1]  asimetriksavaşlar




Translate »