Shounen Animelerde Dostluk

Hem animelerde hem de mangalarda en çok sevilen en çok takip edilen türdür, shounen. Böyle olmasının nedenini ben, Esaretin Bedeli filmini çok sevmemiz ile aynı nedenlere bağlıyorum. Bir eserin içinde şu üç şey: gayret, zafer ve dostluk varsa o hemen hepimizin ilgisini çekiyor.

Shounen, erkek çocuğu anlamına geliyor. Bir erkek çocuğu ne ister? Tecrübe ile sabit ki, öncelikle aksiyon! Yaş içerledikçe işin içine azimle çalışmak da giriyor tabi ki. Japonya’da yayınlanan 400 küsür sayfalık haftalık devasa mangaları bilirsiniz. İşte bunların bir çoğu shounen mangalarıdır. Bu arada shounen, shounen-ai ile karıştırılmamalı. Bu tür, genç erkekler arasındaki hemcins aşkı anlatır ve bu yazının kapsamı dışında.

Bu türün oldukça geniş olduğunu belirtelim. Mesela One Piece, Luffy ve tayfasının One Piece adlı hazinenin peşinden giderken hem çaba sarfeder hem de dostluklarını pekiştirirler. Fullmetal Alchemist’de Edward’ın inanılmaz fedakarlıklarını, çabasını ve yer yer insanı duygulandıran kardeşlik ilişkilerini görürüz. Code Geass’de Lelouch ve Suzaku arasındak arkadaşlık, Lelouch’un küçük kız kardeşine duyduğu bağlılk ve sevgi, yine Lelouch’un yılmaz azmine şahit oluruz. Attack on Titan’da Eren’in çıktığı yolda emin adımlarla ilerlemesini, hayatını kaybeden her arkadaşı için duyduğu acıyı izleriz. Bu arada her ne kadar daha çok kodomo’ya yakın dursa da Pokemon’un da bir yönü ile shounen olduğunu düşünüyorum. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Shounen animelerinde saydığım üç özelliğin dışında kahramanların genelde erkek çocuğu ya da teenage denilen onlu yaşlarındaki erkekler olduğunu belirtelim. Genellikle kendilerini motive edecek büyük bir amaçları vardır ve bunun arkasında çok çok büyük bir trajedi yatabilir. Shounen animelerde genellikle aşk yoktur. Bu arada, hemen hiçbir animenin tek bir türe girmediğini hatırlatmak isterim. Mesela Attack on Titan aynı zamanda fantastik bir animedir.

Shounen türü animelerde karşımıza çıkan dosğtluklar, aslında dostluktan öte kardeşlik boyutuna varabilir. Kaldı ki biraz önce değindiğimiz Code Geass ve Fullmetal Alchemist animelerinde bu durum gerçekten kardeşlik olarak karşımıza çıkar.

Fullmetal Alchemist’de iki başkahramanımız Edward ve Alphonse iki kardeştir. İkisi simyayı kullanarak, ölen annelerini diriltmeye çalışırlar. Ancak başarısız olurlar. Başarısızlık bir yana, Edward, küçük kardeşi Alphonse’u da kaybetmek üzereyken simyadaki takas yasası gereği bir bacağını ve bir kolunu feda ederek Alphonse’un ruhunu kurtarmayı ve bir metal zırha bağlamayı başarır. Kardeşinin bedeni ve kendi kolu ile bacağı bilinmeyen bir boyutta kaybolmuştur. Edward bu durumuna rağmen bir an bile “kolsuz bacaksız kaldım” diye hayıflanmaz. Kardeşinin hayatını kurtardığı için mutludur. Bununla birlikte kardeşinin bedenini geri alacağına inancı tamdır.

İlk seriyi ele alırsak, iki kardeş arasında ciddi bir anlaşmazlık pek görünmez. Edward, “Fullmetal” olarak nam salmıştır. Bu nedenle ikisi bir şehre girdiğinde herkes kocaman bir şövalye zırhından ibaret olan küçük kardeşi Alphonse’un fullmetal simyacı olduğunu düşünmektedir. Edward buna çok kızar ama bir an olsun kardeşine çatmaz. İkisi de ağabey-kardeş konumlarını kabul etmişlerdir ve başlarına ne gelirse gelsin birbirlerine saygı ve sevgiden uzaklaşmazlar.

Tamir ustası Winry de bu ikilinin en büyük dostlarındır. İki kardeşin yollarında ilerleyebilmesi için elinden geleni yapar.

Uzun yıllardır ülkemizde yayınlanan futbol konulu Captain Tsubasa, shounen özelliklerinin öne çıktığı bir spor animesidir. Kaptan Tsubasa serisinde dostluk başka bir boyutta ele alınır. Takım arkadaşlarının birbirine yardım etmesi ve dostça davranması olağandır. Ancak animede karakterler, kısasıya mücadele ettiği karşı takımın oyuncularına da dostça yaklaşırlar. Bu elbette olmı gereken bir şeydir. Animeyi izleyen yetişkinler bir yana, çocuklara böyle dostluk mesajları verilmesi animelerde alışıldık bir hadisedir.

Code Geass’de Lelouch ve Suzaku hem iki amansız düşman hem de iki dostturlar. Birbirlerinin hayatlarını kurtarmaktan çekinmeyecekleri gibi yeri geldiğinde ölümlerine de hükmedebilirler. Bu tuhaf ilişki lelouch ve kardeşi arasında daha farklı şekilde gelişmektedir. Olan bitenden habersiz küçük kardeş Nunnally, ağabeyi Lelouch’u sonsuz bir bağlılıkla sever. Lelouch hem Britanyalıların hem de Japonların, aslını söylemek gerekirse gerektiğinde tüm insanların mahvolmasına, zerre kadar üzülmeyecek bir karaktere sahipken, söz konusu Nunnaly olduğunda pamuk yürekli birine dönüşür. Kaldı ki Biritanya’yı yok etme planının sebebi olarak da Nunnaly’ye yapılan kötülüğü gösterir. Onun amacı intikam almaktır.

Örneklerden de görüleceği üzere Shounenler’de genç bir erkek olan kahramanlarımız Tsubasa gibi sadece en iyi futbolcu olmak gibi naif bir düşünce ile motive olarak, mücadelesini sevgi ile verirken Code Geass’deki gibi sonsuz bir nefret ile bir canavara da dönüşebilir. Ancak bu canavarca hisler, kahramanımızın içindeki iyiliğin tamami ile yitip gitmesine izin vermez.

Nitekim benzer bir durum Attack on Titan’da da karşımıza çıkar. Eren annesinin gözleri önünde bir dev tarafından öldürülmesi sonucu henüz çok genç olmasına rağmen devlerin her birini öldüreceğine yemin eder. Zaman geçse de bu kararında ilerler. Ama bu onu devleri yok etme uğruna arkadaşlarını feda etmesine neden olmaz. Animede her bir arkadaş bir diğeri için canını vermeye çekinmez. “Sonsuz bağlılık” kavramı Attack on Titan’da da görülmektedir. Eren’in daha ikisi de küçük bir çocukken hayatını kurtarmak için uğraştığı Mikasa Ackerman, Eren’i kaybettiği ailesinin yerine koyar. Her ne pahasına olursa olsun ilk görevi Eren’i korumaktır. Askeri birliğe katılmasının tek nedeni de Eren’i tehlikelere karşı savunmaktır. Devlerle savaşmak onun için ikinci derecede önemlidir. Eren, Mikasa ve diğer dostları Armin küçük şehirlerinden çok uzakta da olsalar hiç ayrılmazlar. Kaderleri birbirine bağlanmış gibi yollarına devam ederler. Eren’in öldüğünü düşündükleri bir anda ikisinin de motivasyonlarını kaybetmeleri birbirlerine olan bağlılıklarını vurgulamak açısından dikkat çekicidir.

Shounenlerdeki dostluklar gerçek hayat için fantastik boyutlarda görünebilir. Ancak aslına bakılırsa trajedi ile başlayan pek çok shounen’de dostluk, kahramanımızın tutunacağı gerçeklik olarak karşımıza çıkar. Kahramanımız dostlarına sarılarak amacını gerçekleşmeye çabalar. Yani acı/ortak acı, dostluğu pekiştirdiği gibi kahramanımıza bir yaşama sebebi verir.

Shounen türü belki de anime-manga dünyasının en geniş türü olabilir. Bu türü diğer açılardan da incelemek mümkün ve gerekli. Bu da bir başka yazının konusu olsun.




Translate »