Shinkai’den Aşka Dair Güzelleme | Kotonoha no Niwa


İlk kısası Tooi Sekai (1999)ve hemen ardından gelen ikinci kısası Kanojo to Kanojo no Neko(1999)ile çizgilere ‘duygu’ katma konusunda gelecek vaat edeceğini, “insanlar rüya görüyorsa dünya da görüyordur” teması üzerine yoğunlaşıp, dünyanın gördüğü rüyaları ‘paralel evrenler’ olarak tanımladığı ilk uzun metraj filmi Kumo no Mukou Yakusoku no Basho’yla(2011) da ‘çizgileri gerçeğinden ayırt etme’ konusunda, izleyiciye zorluk çektireceğini belli etmişti Makoto Shinkai.

Shinkai’nin tarzını hiperrealizm olarak tanımlamak hatalı olmaz; kısalarında melankolinin, yalnızlığın, hüznün, birine ait olma hissinin gerçekliğine, uzun yapımlara geçtiğinde çizgilerin gerçekliği de eklenmiştir ve takvimler 2013’ün 31 Mayıs’ını gösterdiğinde, Kotonoha no Niwa’yla birlikte yönetmenin hipperrealizm yaklaşımı tavan yapmıştır.

Yapımlarında sadece yönetmen koltuğunda oturmayı sevmeyen Shinkai, 45 dakikalık filmin aynı zamanda; senaryo yazarı, storyboard çizeri, renk tasarımcısı, fotoğraf yönetmeni. Görsel bir şahaser olarak nitelendirilen Kotonoha no Niwa’da yönetmenin pek çok disiplini kendisinin yaratması, bu yapımı çok özenilmiş ve hakkı verilmiş gösteriyor olabilir. Evet, Shinkai diğer mesai arkadaşlarından biraz daha çalışıyor kuşkusuz ama sanki taşıdığı vasıflardan bir kısmını pay etse, ortaya daha da şahane şeyler çıkacakmış gibi hissetmekten kendimi alamadığım zamanlarda oluyor. İşte Kotonoha no Niwa da tam olarak öyle hissettiğim bir yapımdı.

1- Tanrı Bile Bu Kadar Kusursuz Olmayabilir

Yağmur,su üzerine yağdıkça sağa sola sıçrayan damlacıklar, gölete yapraklarını bırakan söğüt, öğretmen tahtaya yazdıkça tebeşirden dökülen tozlar, Takao kaşıkladıkça “mutfaktan bir çatal kapıp geliyorum” hissi yaratan omletli pirinçler, Yukari yudumladıkça“ne detaylı tasarımı varmış” dedirten kutu biralar, sanki arkadaşının çizim defterindeki ayakkabı taslaklarını inceliyormuşsun hissine kapılmana neden olan açılar, kamelyanın kusurlu yapraklarına vuran kusursuz yağmur, yağmurla birlikte ortaya çıkan ışık kırılmaları…

Doğanın ve insanın varlığını gerçeğinden ayırt edilemeyecek hatta gerçeğine küstürecek şekilde kopyalayan bu yapım,  doğal olarak doğanın renk paletini kullanır ve şehirli insanların hikayelerini merkezine aldığından yer yer şehrin grisini de renklerine katar. Her şey o kadar detaylıdır ve o kadar gerçektir ki, HD izlenmesi durumunda nefes alınan dünyanın güzelliğini sorgulatır. Sırf bundan sebep; insan kendisini kolayca kamelyanın altındaki parkta otururken, onların sohbetlerine kulak misafiri olurken, Takao ile çalışırken, yağmur yağan göğe bakarken kendisini bulabilir.

Belki biliyorsunuzdur ama ben bilmeyenler için aktarayım; filmdeki arka plan ve mekan çizimleri gerçek görüntülerden tasarlanmış. Şehir planlaması olarak Tokyo kullanılırken, park tasarımı için Tokyo’daki Shinjuku Gyoen parkı örnek alınmış. Böyle söyleyince sanki çizginin büyüsü bozuluyormuş gibi gelse de,  var olan birşeyi çizgiye aktarmak ve var olan şeyden daha çok sevilmesini sağlayabilmek daha zordur. Bu nedenle Shinkai ve ekibinin çizim, renklendirme,  görüntü yönetmenliği konusunda son yılların en iyi işlerinden birini çıkardığını kabul etmemiz gerekir.

2- Yağmur, Yağmur, Yağmur: Geri Verecek Buharlaşan Sevgimizi

Filmle ilgili bu yorum dışında, okuduğunuz hemen bütün yorumlarda “görüntünün nefes kesiciliği”ne rağmen “çok sıradan bir hikaye”nin konu edindiğini görürsünüz. Bu yorumu yapanların Shinkai’nin daha önceki yapımlarını izlemediğini, izleselerde  Shinkai’nin ruhun dayatan ve ağırlıklı başvurduğu melankoliyi iyi okuyamadıklarını düşünüyorum.

Shinkai’nin büyük kadın, genç erkek temasına değindiği ilk ve tek filmi Kotonoha no Niwa’da izleyici sıradan bir hikaye ve tatmin olamadığı bir son izlediğini söylese de; film, sadece görüntü açısından değil, ilişkiler açısından da gerçekliği ele alır ve “böyle bitmesin hikayemiz” dedirten yarım bile  kalamamış imkansıza yakın bir aşkı anlatır. Bir yanda 15 yaşında ayakkabı tutkusuyla yanıp tutuşan, hayallerden hayallere koşan lise öğrencisi,  diğer yanda hayatını incik cincik eden ve kendi yalan geleceğinde boğulan 27 yaşında öğretmen bir kadın… Baştan ayağa farklı olsalar da bu farklılıkları yağmur tarafından izole edilmiş parkta sıfırlanır ve tam kendileri olabilecekken hayatın gerçekliği yeniden yakalarına yapışır. Hayaller ve hayatlar söz konusu olduğunda, hikaye tam da animedeki gibi finalize olmaz mı;  yarım, hüzünlü ve hayal yüklü…

Karakterlerin, hikayede kendilerine biçilen rolleri çok iyi taşıdıklarını ve psikolojilerini izleyiciye kolayca aktarabildiklerini düşünüyorum. Ayrıca Takao ve Yukari  arasında gelişen dialogların en etkileyicisi Yukari’nin söylediği şiire, Takao’nun Nara döneminde yazılmış Japon klasik şiirlerinden Manyoshu’nun 2514.şiiriyle karşılık vermesidir.

2013’te Kobe Tiyatro Film Ödülü’nü, 2014’te Ani Movie Award’da ‘En iyi film’ ödülünü kazanan bir yapımın sadece görüntüden dolayı bu ödülleri almadığına,  hikayenin kendisinin de bu işte payı olduğuna emin olabilirsiniz.

3- Yağmurun Hakkını Veren Müzikler

Animenin kendisi gibi müzikleri de yağmur, hüzün ve aşk kokar. Motohiro Hata tarafından performe edilen  “Rain”, yapımla tamamen bütünleşmiştir ve şarkıyı duyduğunuzda aklınıza;bedeni 15 ruhu 30 yaşındaki Takao ve bedeni 27 ruhu 17 yaşındak Yukari gelir. Onların umutsuzlukları, umutları, yağmurun kendisi, parkın yeşilliği, merdivenlerin soğukluğu gelir…

Kotonoha no Niwa
Kategori:
Hayattan kesintiler, psikolojik, dram, romantizm
YapımYılı: 2013
BölümSayısı:1
Stüdyo:
Comix Wave
Puanlar:
MAL 8.26, IMDB 8.2

Konu: Takao, ayakkabılara ve ayakkabı yapımına düşkün bir gençtir ve bu ilgisini mesleğe dönüştürmenin hayalini kurmaktadır.  Takao,  yağmurlu günleri çok sevmekte ve sabahları ilk dersi asıp bahçedeki çardağın altında yağmurun sesi ile ayakkabı eskizlerini yaratmaktadır. Yine yağmurlu bir günde bahçedeki çardağa gittiğinde Yukari ile karşılaşır ve birkaç yağmurlu günde daha karşı karşıya gelirler. Sonra farkında olmadan ikisi de  yağmuru bahane edip birbirlerini görmek için oraya gider olurlar. Hayata yeni atılan Takao ve hayattan yorulan Yukari, yağmurlar bitip de gerçek hayatla başbaşa kaldıklarında neler olacaktır?

Fragman:

 




Translate »