Shingeki no Kyojin | 3. Sezon Nasıl Başladı?

Üçüncü sezonuyla tekrar bizlerle olan gönlümün efendisi Shingeki no Kyojin’le hasret gideriyorum bu aralar. Neden mi? Bir kere 12 bölümlük 2. sezon hiç ama hiç yetmedi. Hele ki ilk sezonundan dört yıl sonra gelince… Aradan geçen yıllarda yemediğim spoiler kalmazken sezondan aldığım zevk de bu sebeple düşmüştü maalesef. Ne var ki Shingeki no Kyojin gibi yapımlar her zaman kendisini sevdirecek bir şeyler sunar bize. Çünkü içindeki karakter draması çok iyidir ve spoiler yesek bile bize kendisini izletir. İşte böyle bir ikinci sezonun ardından kısa bir süre sonra gelen üçüncü sezon resmen yüreğime su serpti. Çünkü hem çok beklememiş hem de bilgilerim daha tazeyken yeni sezonu izleme fırsatını yakalamıştım.

Hemen belirteyim yazımın bundan sonraki kısmı animenin birinci ve ikinci bölümüyle ilgili önemli derecede spoiler içeriyor. Sezonun an itibariyle iki bölümü yayınlanmış durumda. Ama şimdiden aksiyon, dram, macera sahneleri bir yana, insanlığımızı sorgulamalar da almış başını gidiyor. Sezon çekirdek grubumuzla başladı. Eren, Mikasa, Armin, Sasha, Conny, Jean ve Historia (a.k.a. Christa) güvenli evlerinde komutanları Levi ve Hange gözetiminde geçen sezonki olayları sindirmeye çalışıyordu. Sezonun kısmen sevimli denebilecek bir havada açılmasını biraz rahat nefes almak adına çok sevdiğimiz belirteyim.

Diğer yandan Hange de Eren’in Annie gibi sert cisim üretme gücü olup olmadığı deneyini yapıyordu Eren üzerinde. Bu deney pek başarılı olmadı ama zaten işler de bir anda değişti ilk bölümde. Levi ve Hange’yle birlikte gelen Papaz Nick öldürülmüştü. Hatırlarsanız geçtiğimiz sezon Papaz Nick, Christa hakkındaki gerçekleri, yani Christa’nın ünlü ve güçlü Reiss ailesinin gayri meşru kızı olduğunu Hange ve Levi’ye söylemiş ama surlarla ilgili tek kelime etmemişti. Üstelik konuşmamasına rağmen gerçekleri bilebilecek birisi olarak da Christa yani Historia’yı işaret etmişti. Geçen sezon öğrendiklerimizle birlikte de Historia’nın önemi bir hayli artmıştı. Bu bilgiler ışığında sezonun temellerinin Historia üzerine kurulacak olması elbette tahmin edilebilir bir durumdu. Ama bu geçişi oldukça başarılı yaptıklarını hemen belirteyim. Shingeki no Kyojin’in genel hikayesini azar azar devam ettirirken, araya serpiştirdiği karakter hikayeleri uzun soluklu bir yapım izliyoruz hissiyatı açısından çok başarılı bir taktik.

Sezonun ilk bölümünden Historia’nın önemini anlıyoruz. Çünkü Papaz Nick’i öldüren Askeri İnzibat, onun Keşif Birlikleri’ne ne söylediğini öğrenmeye çalışıyordu. Bunu öğrenen Hange durumu gizli karargahlarında saklanan çekirdek ekibimiz ve Levi’ye söyleyince işler bir anda ciddileşti. Hemen ardından Erwin’den gelen uyarıyla birlikte evi bir anda terk edip kaçan ekibimizin aklında milyon soru vardı tabii. Elbette izleyici olarak benim de… Çünkü bir anda iç işlerinden sorumlu olan Askeri İnzibat, Keşif Birlikleri’ni sıkıştırmaya başlamış, hareket alanlarını kısıtlamıştı. Üstelik Papaz Nick’i öldürerek büyük bir risk almıştı. Bunun arkasında elbette çok daha büyük güçlerin olduğunu anlıyoruz ama amaçları konusunda hala bir fikrim yok.

Hükümet yani kırallık, Historia ve Eren’i yakalamak istiyor… Historia’yı neden yakalamak istediklerinin ilk ipucunuysa ikinci bölümde öğreniyoruz. Kırallığın gerçek varisinin Reiss ailesi olduğunu duyuyoruz Levi’nin yakaladığı Askeri İnzibat’tan… Dolayısıyla Historia otomatik olarak kırallık için tehlikeli bir varis oluyor. Ama Eren’in önemi konusunda bir türlü emin olamıyorum. Evet bilinen bir dev olması onu mercek altına alınmasını sağlıyor ama şimdiye kadar sesini çıkarmayan hükümet neden birden Eren’i istesin ki?

İlk bölümdeki Historia ve Eren’i kaçırma planını izlerken Levi’nin geçmişten gelen bir hayaletle karşılaşmasına tanık olduk. Ve hikaye bize ileride çok daha derin bir boyut kazanacağının sinyallerini verdi. Levi’nin bir dönem birlikte yaşadım dediği, pis işlerin adamı Kenny’le tanıştık. Üstelik Levi’nin ekibinden iki kişiyi gözünü kırpmadan öldürmesiyle Historia ve Eren’i yakalamak için hiç bir şeyden kaçınmayacağını belli ederek savaşa girdiğimizi de gösterdi. Askeri İnzibat’ı ve Kenny gibi kanun kaçaklarını kullanan hükümete karşı Keşif Birliği’nin savaşı…

İkinci bölümse daha aksiyonluydu. Bölümün yarısı Levi’nin kaçma ve kovalama sahneleriyle doluydu. Bu sahneleri gerçekten çok özlemişim. Levi’nin keskin zekasını ilk sezonun sonlarında görmüştük ama ikinci sezonda hikaye odağı değişince maalesef pek göremedik. Ama bu sezon ilk iki bölümde hem aksiyonla hem de zekasıyla “ben burdayım” diyordu bu yerden bitme Keşif Birliği komutanı. Geçmişinden Kenny’i görmemizse ileride daha derin hikayelerini izleyeceğimizin kanıtıydı sanki. İkili arasındaki eski defterlerin yeniden açılması belliki sezonun paralel hikayelerinden birisi olacak.

Levi, bir yandan Historia ve Eren’i kaçıranların peşinden giderken diğer yandan aynı ekipten insanların kendisini öldürmesine engel olmaya çalışıyordu. Mikasa, Armin, Jean, Sasha ve Conny’nin yardıma gelmesiyle biraz rahatlamış gibi oldu fakat kısa zamanda başka sorunlar baş gösterdi. Ekip bir yandan Historia ve Eren’i kaçıranları durdurmaya çalışıyor bir yandan da canlarını koruyordu. Tabii bu hiç de kolay olmadı. Zira ölmemek için öldürmeleri şarttı. Daha devlerin saldırısının etkisini atlatamamış, bir çok arkadaşını kaybetmiş ekibimizse ne yapacağını bilemez haldeydi.

Tahmin edileceği gibi Mikasa hariç herkes insan öldürmenin kendilerinde bıraktığı etkiyi anlamaya çalışıyor, yaşananları anlamlandırmak istiyordu. İşte Shingeki no Kyojin’in en sevdiğim taraflarından birisi tam da bu. Hikayenin bir anda yön değiştirmesi, bu da yetmezmiş gibi hiç beklemediğimiz anda beklemediğimiz sorgulamalar yaptırması, bu kadar canilik ve vahşet arasında insan olmanın önemine değinmesi… Devlerle savaştan bir anda insanlarla savaşa geçen karakterlerimiz hayatta kalmaya çalışırken bir yandan da insan öldürmenin ahlaki boyutundan, insan ruhunda açtığı delikten bahsediyordu. Armin’in monoloğu, Levi’yle girdiği dialoğu son zamanlarda izlediğim en başarılı senaryo örneklerinden birisiydi gerçekten.

Sertliğinden de hiç bir şey kaybetmemiş anime. Ani ve şok edici ölümlerinden tutun da, alt metinlerindeki sorgulamalara kadar, izleyicinin canını acıtan sahneler daha sezon başı olmasına rağmen sıklıkla karşımıza çıktı. Belli ki sezonun kalanı da aynı acımasızlıkla devam edecek.

Sezonun ikinci bölümü hem aksiyon hem de senaryo bakımından çok iyi bir bölümdü. Ve finalde öğrendiğimiz Reiss ailesinin kırallığın gerçek varisi olması, Historia ve Eren’i kaybeden Keşif Birliği’ni iyice tedirgin etmişti. Ekip yavaş yavaş parçaları bir araya getirse de daha öğrenmeleri gereken, tabii bizim de öğrenmemiz gereken çok şey var. Üstelik bu arada belli ki kendileri ve geçmişleriyle de yüzleşmeleri gerekiyor. Açılış sahnesindeki Levi ve Erwin’in çocuk halleri bu iki karakterin gerçmişlerine bakacağımızı söylüyor ama günümüzde de kendilerini ve kimliklerini sorgulayacaklarına dair büyük bir işaret bence. Şimdi bu merakla bekleyelim bakalım üçüncü bölümü…

Bu yazı ortak çalışma yaptığımız www.birdizihaber.com adresinde yayınlanmıştır.



bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.


Translate »