Ryu Murakami’yle “Gecenin Dibi”ne Yolculuk

Ryu Murakami Gecenin Dibi

Modern Japon Edebiyatı, hem II. Dünya Savaşı sonrası Japonya’da ortaya çıkan batılılaşmadan; hem de 68 Kuşağı’nın tüm dünyada yaratmış olduğu özgürlükçü ortamdan etkilenmiş ve geleneksel Japon edebiyatından farklı bir dil oluşturmuştur. Atom bombalarından sonra Japonya ile Amerika’nın içine girdiği etkileşimin yarattığı batılılaşmanın etkisiyle, geleneksel kültüründen kopamayan ancak dış dünyaya; özellikle Amerika’ya, kayıtsız kalamayan yazarlar ortaya çıkmıştır. Türkçeye çevrilmiş olanlardan Hitonari Tsuci, Natsuki İkezava, Ryu Murakami, Haruki Murakami ve İngiltere’de İngilizce yazmasına rağmen Japon köküne bağlı kalma çabasında olan Kazuo İshiguro en dikkat çeken isimlerdir.

Gecenin Dibi - Ryu Murakami - Ot Yayıncılık /2016 - Syf: 216 (Çevirmen: Hüseyin Can Erkin)

Gecenin Dibi – Ryu Murakami – Ot Yayıncılık /2016 – Syf: 216 (Çevirmen: Hüseyin Can Erkin)

Bir ayağı Amerika/Avrupa’da diğer ayağı Japonya’da olan bu yazarlardan iki tanesi çok fazla dikkat çekmiştir. Bunlar Haruki Murakami ve Ryu Murakami’dir. Aynı soy ismini taşıyan bu iki yazar, yazınsal tarzlarıyla da birbirlerinden tamamen farklılardır.

Ryu Murakami Amerikan emperyalizmine sert bir tepki göstermekten kaçınmayan hatta bir yandan da tamamen bunun şiddetiyle eserler veren bir yazar. Ama onu farklı kılan şeylerden biri kendi kültürüne de benzer bir şiddetle yaklaşıyor olması. Yazar, çekinmeden, sözünü sakınmadan, kimseyi umursamadan hem batılılaşmanın getirdiklerini, hem de modern dünyayı reddeden fanatik Japon gelenekselliğini taşlıyor.

İronik olan bir şey varsa, Ryu Murakami’nin bunu yaparken Amerikan Yeraltı Edebiyatı’nın anlatım dilinden etkilenmiş olması. Onun romanlarında Japonya’nın görünmeyen yüzü kendini gösterir. Tokyo’nun seks turizmine hizmet eden yeraltı dünyası, farklı milletlerden insanların oluşturduğu kenar semtlerin kötücül kozmopolitliği eserlerde yerini alır. Belini doğrultamayan karakterlerin içine girmekten hiç korkmadığı tekinsiz mekanlar romanlarında fondadır.

Ryu Murakami tüm dünyada 1976’da yazdığı ilk romanı ‘Şeffaf Mavi’ ile popüler olmuştur. Sonrasında ‘Emanet Dolabı Bebekleri’ ve ‘Gecenin Dibi’ kitapları en çok sevilen eserleri haline gelmiştir.

Ryu Murakami

1997 senesinde yazdığı ‘Gecenin Dibi (In the Miso Soup)’ yazarın son döneminde yer alan kitaplarındandır. Tokyo’nun karanlık tarafını anlatan Ryu Murakami, karakterlerinin de insan doğası gereği sahip olduğu kötücül ve karanlık tarafından bahseder. ‘Gecenin Dibi’nde Tokyo’nun yeraltı dünyasını turistlere illegal şekilde tanıtan, rehberlik yapan Kenci’nin ve onun bir gün yolunun kesiştiği Amerikalı cani turist Frank’ın hikayesi anlatılır. ‘Yalnızlık’ roman için kilit bir kelimedir. Amerika’dan gelen Kenci’nin hizmet verdiği Frank, modern dünya insanının içine düştüğü en çaresizleştiren şey olan yalnızlıkla boğuşmaktadır. Bu yalnızlık onun kötücül eylemlerle kendini tatmin etmesini sağlayan bir itkidir. Ryu Murakami romanını kurgularken okuyucusuna hiç acımamış ve pek karşılaşmadığımız sert bir realizm tablosu boyamış. Tablosunu yaparken de, Japonya’nın gelişen teknolojisiyle beraber getirdiği mega şehirlerinin pisliğini kullanmış.

ryu_murakami

Roman Ot Yayıncılık tarafından yayımlandı. ‘Gecenin Dibi’ aslında daha önce Doğan Kitap tarafından ‘Yok Yere’ ismiyle yayımlanmıştı. Ancak bir satış politikası mı yoksa ismin eseri doğru şekilde lanse ettiği mi düşünülmedi bilmiyorum ama yeni baskı için ‘Yok Yere’ yerine ‘Gecenin Dibi’ uygun görülmüş. Kitabın kapak tasarımını daha önce Hakan Günday’ın kapak tasarımlarından aşina olduğumuz Emre Orhun yapmış. Editörlüğünü de roman ve hikaye yazarımız Hakan Bıçakçı üstlenmiş. Umarım aynı özenle yazarın diğer kitaplarını da yayımlarlar. Çeviriye geldiğimizde ise koltukta, Japonca çeviri konusunda ülkemizdeki en yetkin isimlerin başında gelen, Haruki Murakami, Jun’ichiro Tanizaki, Kobo Abe, Kenzoburo Oe gibi isimlere yaptığı çevirileriyle tanıdığımız Prof. Dr. Hüseyin Can Erkin’i görüyoruz.. Onun çevirdiği Japon edebiyatı eserlerinin lezzeti bir başka oluyor onu da belirtmek gerekiyor.

Romanı okurken, vahşetin, kanın, fahişelerin, uyuşturucunun, kötülüğün resmine  yakından bakacaksınız. Bu aslında yeraltı edebiyatından aşina olduğumuz bir durum. Ancak Ryu’nun emperyalist bir taşlamanın yanında Japon gelenekselliği içinde tespit ettiği noksanlıklara saldırma şekliyle eser batıdaki türdeşlerinden ayrılıyor. Ryu Murakami, yeraltı edebiyatında kendine hakkıyla önemli bir yer açıyor.




Translate »