Rafa Kaldırılmış Japon Geleneğinin Tekrardan Dirilişi

Japon Kültürü 1

Japon sanayi toplumunda günümüzde meydana gelen, kimilerinin sanayileşme sonrası dönemin ilerleyişi olarak gördüğü,kimilerininse sadece daha ileri bir sanayileşme aşaması olarak yorumladığı muazzam değişiklikler, Japonya’nın gelecekteki “kültürel geleneğini” yaratacaktır. Fabrikalardaki değişiklikler ve bunun bir sonucu olarak da insanın meşguliyetinde meydana gelen evrensel değişiklikler herkesin malumudur. Bütün tesis ve makineler bilgisayarlara bağlandığından, fiziksel güç gerektiren en basit işler bile robotlara yaptırılmakta; boşta kalan iş gücü ise, daha ziyade geliştirmeye, personel işlerine ve idari işlere kaydırılmaktadır. Tüketici taleplerinin çeşitlenmesi sonucunda yaratıcılık, planlama, tasarım ve hizmet sektörleri daha büyük önem kazanmış, bu da insanların kol gücünden farklı konumlarda çalışmalarına daha çok imkan vermiştir. Bu değişim, sanayileşmenin yol açtığı kol gücü ve beyin gücü arasındaki uçurumun aşılmasını sağlayabilir; böylece de insanların, iş bölümünün onlara yüklediği kısıtlamalardan kurtulmalarına, başlangıçta olduğu gibi özgür, diğerleriyle birleşmiş bireyin yeniden doğmasına olanak verebilir.

Bunun yanında, bazı faktörlerin modem toplumu bireyleşme yönünde zorladığını da belirtmek gerekir. Her şeyden önce, devlet ve egemen sınıfların halk üzerindeki kontrolü yavaş yavaş kaybolmaktadır, nedeni ne olursa olsun aile kavramı da çekim gücünü yitirmektedir; insanların zevk ve alışkanlıkları değişmekte, yaşam süresi uzamakta, insanların yalnız başlarına geçirdikleri zaman artmaktadır. Görüldüğü gibi bütün bu faktörler, insan davranışlarındaki amacı bulandırmakta, hayatın her kesiminde ve her durumda isşo kenmey (var gücünle çalış) felsefesinin evrensel yararını ortadan kaldıran değişikliklere yol açmaktadır. İnsanlar her zaman bir amaç peşindedirler; eylemlerini buna göre yönlendirir ve hayatlarını buna göre düzenlerler. Bunun sonucunda, insanlar yeni ilişkiler kuracak, bu ilişkileri sürdürebilmek için de devamlı kendilerini ifade etmeye çalışacaklardır. Yavarakay Kocinşugi No Tancö (Ilımlı Bireyciliğin Doğuşu, 1984) adlı yapıtımda ayrıntılı olarak ele aldığım gibi, insanlar içigo içie (fırsatları değerlendirmeyi bil!) felsefesine göre yaşamaya başlayacaklardır.

Ancak zaman her şeyi ne kadar değiştirirse değiştirsin, yine de insan geçmişinden kopamaz, o her zaman bizimledir. Yaşamak, hem birey hem de bütün bir toplum için, bir ritmi ustaca yakalamak demektir; içinde iniş çıkışlar, değişiklikler olabilir, fakat bu ritmin mutlak bir kopuşa tahammülü yoktur. Geçmişten gelen gelenekler geleceğe uyarlanabilirse, o zaman daha iyi bir yaşam vaat edebilir. Öte yandan, daha önce de sık sık tekrar ettiğimiz gibi, gelenekler bizim önümüze hazır olarak konulmuş olgular değildir, aksine her dönem kendi yaşantı tarzına göre kendi geleneğini kendisi yaratmıştır. Hiç yaşanmamış bir geçmişi seçmek kuşkusuz imkansız, fakat geçmiş hem karmaşık, hem de çok yönlü bir olgudur. Bakış açınıza göre size şaşırtıcı ipuçları verebilir. Hal böyle olunca, geçmiş ve “an” birbirini tanımlamakta, hatta birbirlerinden beslenerek yeni anlamlar kazanmaktadır.

Japon Kültürü 3

Japonya,günümüzde geçirdiği değişimleri daha kolay bir hale getirebilecek köklü ve tarihsel geleneklere sahip olduğu için şanslıdır. Bu gelenekler sadece tarihsel kayıtlarda kalmış, tozlu raflan işgal eden veriler değildir ve olaylan dikkatle incelediğimizde bütün bunlar, Japonya’daki günlük hayatın her kesiminde görülebilir. Örneğin, Japon tipi yönetim anlayışının ayrılmaz bir parçası olan karar alma mekanizmasını, ie düzenine ait bir olgu olarak değil, sosyalleşme modelinin bir ürünü olarak görmek gerekir. Japon tipi karar alma yönteminde asıl hedef muhatapla mutabakat sağlamaktır; bu hedefe yönelik olarak mutabakat sağlanır. Öteki ülkelerin sosyal salon toplantılarında olduğu gibi, bu süreçte insanları ikna etmekten çok, onlarla duygudaşlık kurma çabası ön plana çıkar. Herkesin bildiği gibi Japon iş hayatı, iş konuşmaları için düzenlenen şölenlerle doludur. Şirketin verdiği bu yemekli, içkili dostane toplantılarda önemli kararlar, “nemavaşi”, gece içkiler içildikten sonra verilir.

Böyle bir sosyalleşme anlayışının altında yatan sorun ise, yukarıda sözünü ettiğimiz faaliyetlerin kurum çalışanları ile sınırlı ve dışarıya kapalı olmasıdır. Nitekim modernleşme öncesi ie toplumunda da bu tür “kapalı sosyal faaliyetler” olmuş, hatta zamanla ie toplumunun en özgün niteliklerinden biri haline gelmiştir. Ancak günümüzden farklı olarak, modernleşme öncesi dönemde daha fazla ve çeşitli salonlar bulunmaktaydı; insanlar bu tür kulüplerden birkaçına üye olarak, ie kurumunun kapalı çemberinden kaçma imkanı bulabiliyorlardı.

Bu durumda, modernleşmeyle birlikte Japonya’nın sosyalleşme sürecine ait kültürel öğelerin çarpıtılmış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak durum böyle bile olsa, bu kültürel öğelerin her Japon’un bilinçaltında bugün bile yatmakta olduğu kuşkusuz. Şayet Japon tarzı karar alma mekanizması, ie tipi kurumların boyunduruğundan kendini kurtarabilirse, bu sadece Japonya’nın değil, dünyanın geleceğine de yön verecek önemli bir ilke haline dönüşebilir. Örneğin, Amerikalı yazarlar Jessica Lipnack ve Jeffrey Stamps’in belirttiği gibi, “kariyer geliştirme sürecinde iyi ilişkiler” ilkesi, Japon tipi “mutabakat” ilkesinden esinlenmiştir. XX. yüzyılın bitişini vurgulayan günümüzün post modernist ortamında; Japonların kültürlerindeki kozmopolit tarafı dünyaya göstermek için hala şansı var. Ama bu konuda ne kadar başarılı olacaklarını Japonların bundan sonraki yaşam biçimleri ve zaman gösterecektir.

*Bu yazı Masakazu Yamazaki’nin ”Japon Kültürü: Japonlar ve Bireycilik” adlı kitabından alıntı yapılmıştır. 



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.