“Profesör ve Hizmetçi” Romanıyla Yoko Ogawa

 

小川洋子

Son zamanlarda Japon Edebiyatı’nda sessiz sakin romanlarını yayımlanan ancak eserleriyle kalıcı izler bırakacağını garantileyen bir kadın yazar var: Yoko Ogawa. Elli dört yaşındaki Ogawa şimdiden kırkı aşkın esere imza attı. Bunların bazıları roman ve öykü kitabı olmakla beraber makaleler, denemeler, incelemeler gibi kurmaca dışı yazın türlerinde de nitelik açısından tatmin edici işler başarmış bir yazar Ogawa. Hepsinde de oldukça özgün ve spesifik konuları seçen yazar, daha önce kurmaca öyküler içerisinde pek tanık olmadığını söylediği daha “garip” karakterlerin hikayelerini kaleme almayı seviyor.

Daha önce Koushun Takami’nin “Ölüm Oyunu”nu Türkçede yayımlayarak Japon Edebiyatı’na göz kırpan Pegasus Yayınları bu kez de Pınar Demircan’ın çevirisiyle Yoko Ogawa’ın “Profesör ve Hizmetçisi” adlı kitabını yayımladı. Türkiye’deki okurların da Yoko Ogawa’yla tanışmasına vesile oldular. “Profesör ve Hizmetçi” oldukça sade ama aynı zamanda da vurucu bir hikayeye ve anlatıma sahip. Hayatımız boyunca tanık olabileceğimiz muhtemelen de farkındalık kotamızdan geçirmeyeceğimiz küçük şeylerin derdine düşmüş yazar.

Times kitap eleştirmeni Susan Salter Reynolds, kitap için yazdığı eleştirisinde “Profesör ve Hizmetçi başından sonuna mükemmel bir roman… Kazuo Ishiguro ve Kenzaburo Oe’nin romanlarındaki sıcaklığı ve bağı, Haruki Murakami’nin mizahını bu kitapta bulabilirsiniz. Üç hayat, bir üçgenin köşeleri gibi birbirine bağlanıyor.” demiş. Bu eleştiri oldukça iddialı gelebilir kulağa ancak okuduğunuz zaman haklılığını görüyorsunuz. Yoko Ogawa, tamamen gerçekçi bir dünyanın anlatıcısı. Asla hiçbir zaman grotesk ve modern anlatımların peşine düşmüyor. Hayatın ve gerçeğin kendi içindeki ironiye odaklanıyor.

profesöt ve hizmetçisi

Kitabın konusuna bakarak nasıl bir hikaye kurguladığını daha açık anlayabiliriz. Çok zeki bir matematikçi olan profesör seneler önce bir trafik kazası geçirmiştir ve belleği her seksen dakikada yenilenmektedir. Her seksen dakikada seneler öncesine dönüyor ve şimdiki zamanda yaşadıklarını unutuyordur. Bakıcı ve onun küçük oğlu profesörün ilk kez sağlıklı bir şekilde iletişim kurabildiği insanlar olur ve üç karakter her seksen dakikada gelişen ve silinen naif bir ilişki ağı üretirler. İnsanca meraklar, korkular, arzular ve zaaflarla örülü olan roman; bize her gün yanı başında olma şansını yaşadığımız insanlarla ne kadar az iletişim kurduğumuzu da gösteriyor.

Geçmiş ve hayat söz konusu olduğunda seksen dakikalık bir girdabın içinde yaşamak zorunda kalan profesör; konu matematiğe, denklemlere ve sayılara geldiğinde hep ilerleyen bir akışa sahip. Bu onunla iletişim kurabilmek adına sayılarla bir köprü kurulmasını zorunlu kılıyor. Romanı oldukça ilginç ve ilgi çekici kılan bu sayısal anlatım. Zira matematikle hiç ilgisi olmayan okurları bile rakamlarla dolu farklı bir dünyadan haberdar ediyor. Matematikçi ve bilim adamı insanların romanla ilgili heyecanlı ve tutkulu yorumlarda bulunmasını ise insan daha rahat anlıyor. Profesör ve Hizmetçi matematik ve edebiyat arasında güçlü bir bağ kuruyor.

Kitabı orijinal dilinden çeviren Pınar Demircan, Yeşil Gazete’ye yazdığı yazısında çeviriyle ilgili şu açıklamada bulunuyor: “2002 yılından beri Japoncadan Türkçeye çeşitli çeviriler yapıyor olsam da Japoncadan çevirdiğim ilk kitap olarak Yoko Ogawa’nın bu eserinin hayatımda ayrı bir yeri  vardır. Çeviri süresince matematik ve beyzbol terminolojisiyle uğraştım. Matematikteki Artin teoremi, Mersene asal sayıları, Fermat teoremi, Euler teoremi ile bu kitap sayesinde tanıştım. Üstelik bu terimleri bir de Japoncadan çözmem gerekiyordu. Diğer bir sıkıntı da yoğun çalıştığım bir dönemde bu çeviriyi zamanında teslim etmekti. Hedefe varmanın yolu Profesöre layık, planlı bir çalışma ve matematikten geçecekti. Kendime her gün için 3 sayfa çeviri hedefi koydum. Kitaba dair heyecanımı yitirmemek adına çevirirken okuma yoluna gittim fakat bu sefer de  kitabı daha çok okumak için çevirmeye devam etmem gerekiyordu. Sonuç olarak  çeviri boyunca satırların arkasından sürüklendiğim gece ve gündüzlerim çok olmuştur.”

Güncel edebiyatın ağır top konulardan kaçındığı çağımızda Yoko Ogawa zamansız bir kitap yazma başarısına ulaşmış. İnsan psikolojisinin ve davranışlarının anlık değiştiği, içsel sebeplerle dönüşümlere uğradığı çağımızda bize naif ilişkilerle süslü bir ağ sunuyor. Haruki Murakami’nin mizahını, Kenzaburo Oe’nin izlerini görür müsünüz bilmiyorum ama okuduğunuz şeyden tatmin olacağınızın garantisini verebilirim. Empati kurma yetisi yaralanan milenyum insanında kitap, ilk akla gelen değil, ikinci akla geleni ve sonraları düşünme yetisi kazandırıyor.

*Bu yazı Japon Sineması E-dergisinin 7.sayısında yayınlanmıştır. Dergiyi okumak için tıklayınız.




  • Onizuka Sensei

    Çevirilen kitap sayısı artar umarım . Farklı kültürlerin edebiyatlarından farklı kitaplar okumak lazım.

  • ad astra

    kitabı yeni bitirdim. duygusal ve yalnızlık içeren bir kitaptı. Profesörü çok sevdim. Hizmetçiyi çok sevdim ve tabi ki kök’ü de çok sevdim.