Nesnenin Paketlenmesi | Japon Tsutsumu Sanatı

“nesnenin paketlenmesi, nesnenin kendisi kadar önemli”

“Wa” geleneksel Japon kültürünün “estetik” ve “rezonans”ını taşımaktadır. Kültürel bir patlama olarak ‘Wa’ Japonya’da her medyada yer alıyor. Dünyadaki seri üretim ve tüketimin genişlemesinden doğan Wa, giderek artan kuşkuculuğu gösteren bir fenomen olarak kabul ediliyor. Günümüzde yeniden değerlendirilmekte olan geleneksel Japon kültürü kimliği; doğa ile uyumlu bir arada var olan kültürel değerler ve el yapımı günlük mallar üretme duygusu olarak karşımıza çıkmaya başlıyor. Geleneksel Japon ambalajı sanatı Tsutsumu, sofistike tasarım ve doğal estetiği basit nesnelere uygulayan bir sanat biçimidir.
Bu kavramlar karşılaşmamıza vesile olan kişi Japon ambalajın en iyi koleksiyoncusu ve araştırmacısı olan Hideyuki Oka‘dır. Sanatla ilgili bir çok bilgiyi de kendisinin koleksiyonunun yer aldığı kitaptan ediniyoruz. Hideyuki Oka (1905-1995), Japonya’nın önde gelen grafik tasarımcılarından biriydi. Japonya’da tasarımcı, fotoğrafçı, reklam metin yazarı ile birlikte çalışan Multidiscipline tasarım ofisini yaratan öncü oldu. ‘Wa’ kültürünün estetiğinin somut örneğini içeren koleksiyonunun büyük bir kısmı, doğal malzemelerden yapılmış nesnelerin tamamı olan bambu, pirinç samanı, kenevir ipliği, kağıt ve yapraklardan oluşuyor.
Birçok sergi ve kitap sayesinde, Japonya’da olduğu kadar Japonya dışında da tanınmaktadır.
Kimse, modern seri üretim sisteminin günlük hayatımızı rahat ve kolay hale getirdiğini inkar edemez. Ama belki de bu kadar kolaylık karşılığında kaybetmiş olduğumuz değerleri kendimize sormamız gerekiyor. 1981 Mayıs ayında açılan “Tsutsumu- Japon Paketi Sanatı” sergisi, galeri ziyaretçileri için böyle bir fırsat sundu. Japan House Gallery’de açılmış olan sergi, Batılılara antik ancak devam eden bir sanatın nadir bir görünümünü sunuyor. Bu sergideki 221 ürün, Japon ambalajlarının yıllarca süren bilinçsiz kullanım ve deneyimin ambalajın şimdi Japonya’nın kültürel mirasının başka bir biçimi olarak kabul edildiği bir düzeye kadar nasıl şekil verdiğini görmemizi sağladı. “Paketlerin şekilleri yıllar boyunca kullanımın tecrübelerini taşıyor.” diyor, bu serginin misafir küratörü olan Hideyuki Oka. “Bu mütevazi paketlerin her birinin arkasında nesillerin sanat ve zanaati yatıyor.”


Bu sergiye eşlik eden cömert resimli katalogun yazarı Hideyuki Oka anlatıyor. Japon paketinin iki açık kaynağı vardır. Faydacı olarak adlandırılan ilk şey, bir malzemenin eldeki malzeme ne olursa olsun sarıldığı zamandır. Bir örnek pirinç köfteleri etrafında bambu yaprakları veya pirinç kekleri sarmak için meşe yapraklarının kullanılmasıdır. Kurutulmuş balıkların, sadece doğru miktarda havalandırma sağlaması, balığın altı aya kadar korunması ve paketin ihtiyaç duyulduğu anda bir miktar ambalajlanabilmesi için ip sarması daha karmaşıktır. Ambalaj hiçbir şekilde bilinçsiz değildir. Japonya’nın doğanın en basit ürünlerinden güzellik yaratma yeteneğinin fısıldadığının kanıtıdır.
İkinci tanınabilir kaynağa daha gelişmiş teknikler ve daha rafine estetik hassasiyetler içeren el işi denir. Ustaca faydacılığa dair düşüncelerden yola çıkarak, ustalar yöntemlerini düzeltmek için çaba sarf ettiler ve bunu bir sanat ruhuyla yaptılar. Zamanla teknikler çok sofistike hale geldi, sanat profesyonelleşti, eski köklü dükkanlarda çalışan zanaatkârlar çalıştı, ambalaj sanatını, paketlerin çoğu zaman paketin gerçek içeriğinden daha cazip ve daha fazla değere sahip olan bir seviyeye taşıdı.


Geleneksel olarak Japon paketi; ahşap, bambu samanı ve kil ya da kağıt bez ve seramik gibi doğal malzemelerden yapılmıştır. Daima bu doğal malzemeler, tazeliklerini ve doğal dokularını gösterecek ve koruduğu nesneyi geliştirecek şekilde kullanıldı. Her durumda doğal malzemenin, orijinal olarak var olduğu gibi tam olarak kullanılmadığını, ancak insan eliyle bir şekilde veya başka bir biçimde yeniden yaratıldığını unutmamak önemlidir.
Geleneksel Japon ambalajının birçok çeşidinde ortak olan bir diğer özellik de temizliktir. Bir nesneyi ambalajlama eylemi, paketin içeriğini saflaştırılmamış benzer nesnelerden ayırt etme safhasının bir ritüeli haline gelir. Geleneksel ambalajlama, Japon psikolojisinin, düzenliliğinin ve düzenliliğinin çoğunu kuşku duymayan bir yansımasıdır.


Yüzyıllar boyunca, sarmada kullanılan malzeme ve renkler kesin anlamlar almıştır. 50 veya 60 kat el boyaması ile cilalanmış boya sadece değerli hediyeleri ambalajlamak için kullanılır. Kağıt kutsal kabul edilir ve kesilmek yerine katlanır. Renkler mevsimleri temsil eder: ilkbahar için hafif tonlar, yaz için yeşil tonlar, kış için somber renkler. Kırmızı ve beyazın mutlu olduğu düşünülürken, siyah beyaz ölüm anlamına gelir. Deri sargılar için asla kullanılmaz, çünkü Budistler tarafından kirli olarak kabul edilir.
Bu ambalaj sanatı, Japon kültürüne derinden kök salmıştır. Oka, “Materyallerde bulduğumuz güzellik, doğanın güzelliğidir” diyor. Bambu yaprağının taze yeşili, ağaç kabuğunun haysiyeti, kağıttaki tahıl dokusu, ahşabın ince talaşı…
Üründe karşılaşacağımız güzellik, ambalajın değerinde ve titizliğinde yatıyor. Bir ambalaja bu kadar değer verilmesi sanırım başka kültürde görülebilecek bir şey değil. Ambalaja katılan değer ve işçilik ise bunun ayrı bir boyutu.. Tsutsumu, Japon paketleme sanatı hayatımıza farklı bir bakış açısı getiren ve arkasında derin bir anlam içeren bir başka Japon sanatı…



Yıldızlı gecelerin peşinde bir Van Gogh aşığı...


Translate »