Kültürel Sinema Dili Çerçevesinde Yasujiro Ozu’nun Yastık Çekimleri

Yasujiro Ozu

Yıllarca farklı meseleler üzerinden sıkça gündeme getirilen batı-doğu çatışması… Ülkemizde de yıllarca ele alınan bu çatışma edebi eserlerden tiyatroya ve hatta sinemaya kadar girmiştir. Öyle ki bu konu zamanla hararetli tartışmalara dönmüş taraf ve bitarafların ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir.

Birçok ülkede sancılı sürecin ortaya çıkmasına sebebiyet veren batılı-doğulu meselesini lehine çeviren ülkelerde olmuştur. Bunlardan Japonya, doğu-batı ikilemini bir çatışma olarak değil bir sentez olarak ele almıştır. Böylelikle birçok ülkenin yaşadığı sancılı sürece farklı bir yön vererek batılı olanı Japonlaştırmayı başarmıştır. Kendi kültürüyle yoğurduğu kendisinin kıldığı batılı dinamiklerden birisi de sinemadır.

Yedinci sanatın icadıyla birlikte filmler çekilmeye başlamış ve bu süreci dağıtımını sağlayan stüdyoların ortaya çıkışı takip etmiştir. Avrupa ve Amerika’da üretilen filmler dünyanın dört bir yanındaki ülkelere ulaşmaya başlamıştır. Tanışma sürecinde birçok ülkede sinemaya tereddüt ile yaklaşılmış, birçok ülkede tiyatro ile kıyaslanmış ve sanat olarak kabul görmemiştir. Japonya’nın sinemayla tanışma süreci diğer ülkelere göre daha tereddütsüz olmuştur. Sinemanın Japonya topraklarında kabul görmesinde hiç kuşkusuz batılı olanı kendi kültürlerine uyarlamalarının etkisi büyüktür. Bunun yanında kabuki oyunlarının da bu süreçte etkili olduğunu eklemekte de fayda var. Japonya’daki tanışma dönemini hızlıca atlatan sinema zamanla Japonlaşmaya başlamıştır. Sessiz filmleri benshi adı verilen anlatıcılar izleyiciye aktarmaya başlamışlar ve zamanla bu anlatıcılar filmlerin ve oyuncuların önüne geçmiştir. Bu süreç sinemanın Japonya’da sesli teknolojiye geçişine, 1930’lu yıllara kadar sürmüştür. Yedinci sanatın Japonlaşma süreci bununla kalmamış, teknik, oyunculuk ve sunuş şeklinde etkilerini göstermeye devam etmiştir.

Japon sinemasının ilk dönemleri geleneksel kabuki oyunun kamera alınması şeklinde olmaktaydı. İkinci Dünya savaşı öncesinde çok sayıda Japon sinemacı, Japon sinemasının geleneksel biçim ve içeriklerine karşı çıkan filmler yapmaya başladılar. Bu başkaldırının en etkili ismi ‘’doğalcı-gerçekçi’’ akımın temsilcisi Yasujiro Ozu olmuştur.

kulturel-sinema-dili-cercevesinde-yasujiro-ozunun-yastik-cekimleri-8

Shingeki yani gerçekçi filme gönül veren Ozu, klasik, gerçekçi olmayan Japon sanat geleneğine karşı çıkmış ve sinemanın kimliğini batılı hikâye anlatımı tarzını kendi amaçları doğrultusunda düzenleyerek yeni bir soluk oluşturmuştur. Ozu’nun çekimlerine baktığımızda hiçbir karenin tesadüfü olmadığını ve bu karelerin batılı hikâye anlatımı nasıl Japonlaştırarak anlatabileceğinin güzel örneklerini sunmaktadır. Bir Yüzen Otlar Hikâyesi filminde karelerine baktığınızda Ozu’nun çekimlerini nasıl incelikle düzenlediğini görürsünüz. Özellikle Ozu’nun karelerinde ışık ve gölge oyunlarına yer verilerek aksiyon yönünden durağan olan öyküye böylelikle hareket getirilir. Ozu bunun yanında batı sanatına Japon estetiğini katarak kamerayı alışılmadık derecede alçak bir konuma yerleştirir. Bu çekimle birlikte Japon kültüründe önemli yer tutan tatamiyi (yer minderi) sinemada bir estetik yöntem haline getirir. Ozu’nun bu ‘’yastık çekimlerinde’’ kamerası her zaman Japon yer minderi olan ‘tatami’de geleneksel biçimde oturan insanın seviyesindedir. Kamera, yerin yaklaşık üçayak üzerindedir. Ozu’nun kullandığı bu kamera açısı, geleneksel huzur manzarasını görünümüdür. Çok sınırlı bir görüş alanına izin verir. Bu duruş, izlemenin, dinlemenin pozisyonu olup çay törenine katılmanın biçimini ifade eden estetik ve pasif duruştur.

kulturel-sinema-dili-cercevesinde-yasujiro-ozunun-yastik-cekimleri-4

Ozu’nun önemli filmlerinden biri olan Tokyo Hikayesi’nde bu yastık çekimlerini sıkça kullandığını görürüz. Özellikle bu çekimlerin geleneksel olanı ifade eden sekanslarda ağırlıklı olarak kullandığı gözlerden kaçmaz. Tokyo Hikayesi’nin akışı sıkça yastık çekimleri ile kesilse de aslında yavaş bir öyküdür. Çünkü Ozu olayların temposunu Shukiski ve Tomi Hirayama adlı yaşlı Kapon karı koca olan kahramanların ritmine göre ayarlar. Meji döneminde doğan ve filmde artık yetmişli yaşlarda olan bu çiftin hikâyesini yastık çekimleri eşliğinde izleriz. Özellikle filmin sonlarına doğru Shukiski’nin eşi Tomi’nin öldükten sonra yaşlı adamın çocuklarıyla oturduğu masa başındaki sahnedeki çekimde ‘’yastık çekimi’’ bize felsefesini iyice yerleştirir. Ozu bu yastık çekimleri ile eski olanın ağırlığını ve kişiliğini verirken bu çekimleri hızlı bir kurgu geçişi ile modern olanı göstererek hikâyeyi karşıt kurguyu ile devam ettirmeyi başarır. Bu bahsi geçen uygulamayı yine yönetmenin Tokyo Hikayesi filmindeki bar sahnesinde görürüz. Eski günlerini yad eden üç yaşlı adamın yastık çekimi ile yapılan ağır temposu yerini ani bir kurgu hareketi ile modern olan şehrin hareketliliğine bırakır.

Yaklaşık 120 yıldır Japon topraklarında izleyiciye farklı dünyalar sunan sinema, doğduğu batı topraklarından dünyanın doğusunda farklı bir biçime bürünerek yerel dilin aktarılmasında rol oynamayı başarmıştır. İlk gösterimin yapıldığı andan günümüze kadar farklı değişimler yaşayan yedinci sanat, Yasujiro Ozu, Akira Kurosawa, Kenji Mizoguchi gibi yönetmenlerin önderliğinde Japonlaşmış ve kültürel unsurlarla bir anlatı dilinin oluşmasını sağlamıştır. Hiç kuşkusuz bu dilin oluşmasında Yasujiro Ozu, diğer yönetmenler içinde en Japon yönetmen olmayı başarmıştır ve Japonya’yı aşan ünü dünya üzerinde anılmaya devam etmektedir.

Yazar: Gökhan Kuloğlu

Kaynak: http://www.cafesanat.com/?p=content_koseyazilari&cl=kose_yazilari&i=9926



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »