Kötülüğün Pençelerinden Doğan İyilik I Cyborg 009: Call of Justice

Cyborg 009: Call of Justice

Yönetmen: Kodai Kakimoto

Senaryo:  Kenji Kamiyama

Stüdyo: OLM Digital, Signal MD

Müzik: Yoshihiro Ike

Tür: Bilimkurgu, Aksiyon, Macera

Süre:3 Film / 12 Bölüm

“Kötülük için yaratıldılar, insanlığın koruyucusu oldular”

Gerek anime gerekse manga tarihinin en eski lakin fazla bilinmeyen serilerinden birisi var karşımızda. Cyborg 009’un ismini birçoğumuz ilk defa duyuyor olsak da, 1998 yılında 60 yaşında vefat eden mangaka Shotaro Ishinomori tarafından 1964 yılında yaratıldı. Evet, Cyborg 009 yine birçoğumuzun anne – babasından bile daha yaşlı ve yirmi yıla yakın manga serüveninin yanında birçok kez animeye ve oyuna uyarlanarak günümüze kadar geldi. Call of Justice ise 2016 Aralık ayında yayınlanmış ve her biri aşağı yukarı yüz dakika süren üçleme bir film serisi.

Call of Justice adlı üçleme diğer materyallerinden bağımsız bir hikayeye sahip olsa da bazı şeyleri anlamak için önemli püf noktaları bilmek şart. Daha doğrusu köken diyeyim çünkü Call of Justice yeniden yapım falan değil, kendi konusu olan ve “spiritual successor” yani ruhani devam serisi denilen bir üçleme. Öncelikle adından da anlaşılacağı gibi ortada dokuz tane cyborg vardır. Dünyanın çeşitli yerlerinden dokuz adet insan “Black Ghost” adındaki bir organizasyon tarafından kaçırılıp çeşitli deneylere maruz bırakılır. Bu insanlar üstün güçleri olan birer cyborga dönüştürülür. Organizasyonun amacı elbette cyborgları kullanarak dünya üzerindeki hakimiyetlerini savaşlar çıkararak güçlendirmektir lakin bunu başaramazlar ve kendi elleriyle yarattıkları bu cyborglar en büyük düşmanları olurlar. Sonunda dokuz cyborg üstün gelir ve organizasyon alt edilir. Fakat cyborgların savaşı burada bitmez çünkü kötülüğün sonu hiçbir zaman gelmeyecektir. Çılgın bilim adamlarından doğa üstü varlıklara kadar tehditler daima baş gösterir. İnsanlığı korumanın yükü de Cyborg 009 ekibinin omuzlarındadır.

Call of Justice üçlemesinde ise Black Ghost organizasyonu ve birçok düşmanın alt edilişinden çok sonrasını konu alıyor. Ortada kendilerine “Blessed” diyen yeni bir tehdit vardır. Her ne kadar gün yüzüne yeni çıktığı düşünülse de, insanüstü güce ve zekaya sahip olan insanların oluşturduğu söylenen bu örgütün antik çağlardan beri insanlığı manipüle ettiği söyleniyordur. Amaçları nedir? Madem antik çağlardan beri varlar neden şimdi piyasaya çıktılar? Belli değildir. Elbette bu kadar muğlaklık işin içinde olunca Blessed’in gerçek mi yoksa hayal ürünü mü olduğu bile tartışılmaktadır. Bir kişi ise varlıklarından emindir: Lucy Davenport adındaki gazeteci. Lucy, Teksas’a giderek artık görevlerinden azat edilmiş olun cyborg ailesine ulaşır. Cyborg 009 ekibine artık ihtiyaç kalmamıştır çünkü yerini UN Koruyucu Birlikleri almıştır. Üstelik Lucy’nin bu ziyareti bazı şeyleri tetikler ve Blessed’a karşı savaşmak için kabuğuna çekilmiş ekip yeniden savaş meydanındaki yerini alır.

Dediğim gibi Call of Justice kendi hikayesine sahip olan bir Cyborg 009 film üçlemesi. Dolayısıyla kendi başına da gayet rahat izlenebiliyor. Animede bir önceki filmlere ve hatta 1968 yılında yayınlanmaya başlayan serideki olaylara da değinilse de bunlara “anı” olarak değiniliyor ve Blessed ile alakası tartışılıyor. Yani eski serileri izlemediyseniz endişelenmeyin ki toplamda farklı yıllarda yayınlanmış yüzün üstünde bölüm ediyor ve açıkçası bu saatten sonra takip etmesi çok zor:) Elbette filmlerden sonra canınız çekerse, Black Ghost ve diğer düşmanlarla olan maceraları araştırabilirsiniz. Üçlemede ise genelde hızlı bir tempo çıkıyor karşımıza. Yaptığım küçük çaplı araştırmaya göre başta eski seri olmak üzere Cyborg 009 daha ağır bir havada ilerlerken Call of Justice daha hızlı ve aksiyonu daha fazla. Bana göre ise gayet uygun bir kıvam yakalamış çünkü ne fazla vurduya kırdıya giriyor, ne de ağırlaşıyor. Bazı anlar tempo gereğinden fazla aşağı düşüyor, evet ama anime toparlanmasını da biliyor. Filmin ikinci ve üçüncü bölümüne girmiyorum çünkü ilk filmin tam olarak devamı oldukları için anlatacak bir şey yok. Sadece sonu için tatmin edici dersem sanırsam yeterli olur.

Yönetmen Kakimoto’nun önceki çalışmalarına baktığımızda işinde yeni olduğunu görüyoruz. Call of Justice üçlemesi dışında iki film ve bir de anime serisi olmak üzere toplamda üç projede çalışmış. Animenin çizimlerinden sorumlu stüdyolar ise orta halli projelerde görev yapmış stüdyolar ve çizimlere baktığımızda son zamanlarda karşımıza sıkça çıkan CGI yönteminin kullanıldığına tanıklık ediyoruz. Daha önceki yazılarımda yeterince bu tekniğin iyi mi kötü mü olduğunu belirttim. Bu yüzden yeniden yazmaya pek hevesim yok. Sadece sunu söyleyebilirim ki, eski usul çizimleri seven, daha doğrusu alışmış birisi olarak CGI’ı ne zaman görsem yadırgarım. Kötü kullanılmamışlar ama tamamen 2D daha iyi olmaz mıydı? Bence olurdu.

Cyborg 009: Call of Justice, köklü bir geçmişe sahip ve son üçlemesi de gayet başarılı. Netflix de benle aynı görüşe sahip olacak ki filmin haklarını satın alarak üçlemeyi on iki bölüm haline çevirip yayınlamaya karar vermiş. Yani Netflix aracılığı ile Call of Justice’i on iki bölümlük bir seri olarak da izleyebilmeniz mümkün.

*Bu yazı ortak çalışma yaptığımız www.olmayanulke.com adresinde yayınlanmıştır.




Translate »