Korku Yüzünden İnsanlığını Kaybedemezsin I Koutetsujou no Kabaneri

Koutetsujou no Kabaneri

2016 baharının en merakla beklenen animelerinden biri olan Koutetsujou no Kabaneri, Frightened Dead (Obieru Shikabane) adlı ilk bölümüyle 7 Nisan’da izleyicileriyle buluştu. Bölümlü ilgili ilk izlenimlere geçmeden önce yönetmen koltuğunda Death Note, Guilty Crown, SAO, Attack on Titan gibi yapımlara imza atan Tetsuo Araki var. Senaristliği ise Code Geass, Berserk gibi animelere el atmış Ichirō Ōkouchi üstleniyor.. Bu ikilinin adını gördükten sonra bu animeden beklentilerin düşük olmasına imkan yok heralde. Bir de yapım stüdyosu Shingeki no Kyojin ve Owari no Seraph gibi serilerin çıktığı Wit Stüdyo. Beklentileri daha da yükseltti şimdi.

Koutetsujou no Kabaneri 3

Bölüm sayısı henüz belli olmayan seri bir steampunk* türü hayatta kalma mücadelesi. Konusu ise Sanayi Devrimi döneminde geçiyor. Bu devrim çevresinde oluşan düzende insanlık, kalbi delinmeden öldürülemeyen bir canavar türüyle karşı karşıya. Isırdığı insanı kendi cinsine dönüştüren zombi benzeri bu yaratıklara ise “kabane” adı verilmekte. İnsanlar bu canlılardan korunmak amacıyla istasyonlar kurmuşlardır. Bu istasyonlar arasında da bağlantıyı ve taşımayı sağlamak amaçlı “hayajiro” isimli zırhlı buharlı lokomotifler üretmişlerdir. Ana karakter Aragane İstasyonu’nda yaşayan ve lokomotif yapımında çalışan İkoma, kabaneleri yenmek için “Tsuranukizutsu” adını verdiği bir silah icat etmiştir. Kabanelerin Aragane istasyonuna saldırmasıyla birlikte Ikoma da bu silahını deneme fırsatı bulacaktır. Ikuma insanlığı kabane tehdidinden kurtaracak bir kahraman olacak mı?

Koutetsujou no Kabaneri

Serinin ilk bölümünü izlediğinizde gerçekten de bir saniye gözünüzü ayıramıyorsunuz. Aynı stüdyodan çıktığı içindir belki ama ciddi anlamda Shingeki no Kyojin ile benzerlik söz konusu. Shingeki no Kyojin’deki yüksek korumalı duvarlar, titanlar, titanlarla mücadele eden savaşçılar birebir olarak bu seride de yer almış. Seride duvarlar metalik yapıda, titanlar yerine zombivari kabaneler var. İlk bölümün sonundaki jeneriğe baktığımız zaman kabanelerle mücadele için Shingeki no Kyojin’deki gibi bir yapının geliştirileceğini görüyoruz. Serinin Shingeki no Kyojin’den ayrılan yönü ise tarihi teması olsa gerek. Shingeki no Kyojin’de bir Orta Çağ havası görülürken, bu seride biraz eski Japon dönemi havası var. Bushilerin kıyafetlerine baktığımız zaman bunu rahatlıkla fark edebiliyoruz. Bir de benim ilk bölümde dikkatimi çeken şu oldu; kabane tarafından ısırılan savaşçıların, intihar bombalarıyla kendilerini öldürmesi bana eski japon samuray intihar yöntemi olan seppuku(harakiri)’yu hatırlattı. Tarihi temanın da bu yönde olduğunu varsayarsak böyle bir durumun var olması çok da abes değil sanırım. Evet Shingeki no Kyojin ile çok benziyor dedik. Bu durum bu serinin izlenmemesi için bir neden değil. Bir yönde kesinlikle kendisini sıyıracağını düşünüyorum. Hem Shingeki no Kyojin serisini özleyenler için de bu özlemi yatıştırıcı bir seri olacağı kanaatindeyim.

maxresdefault

İnsandaki en ilkel duygu “korku”dur*. Seride korku-insan-insanlık üçgeni arasında sürekli bir gelgit yaşayacağız gibime geliyor. Korku duygusunu ilkel yapan şey, doruğa ulaştığında kaybedecek bir şeyinin olmadığını hissettirmesidir. Bu noktada insan kaybedecek bir şeyi olmadığını hissetse de aslında çok büyük bir şey kaybetmektedir: İnsanlığını.  Ikuma’nın ilk bölümdeki şu sözü bu duruma manidar: Korku yüzünden insanlığını kaybedemezsin.” Korkunun kol gezdiği bir dünyada cesaretin doğuşunu ve insanlığın ilk etapta insanlıkla ve sonrasında ise kabanelerle mücadelesine tanık olacağımız harika bir seri: Kabaneri of the Iron Fortress

*Steampunk: Gelişmiş teknolojiden ziyade buharla çalışan makinaların değişik yorumlamalarını içeren bir bilim-kurgu türü.



Farklı olan birçok şeyin peşinde... Sanat ve tasarım aşığı.. Soyut/somut her şeyde bir güzellik arayışı içinde olan, gerçeklikle hayal arasında araftaki kişilik...