Komşum Totoro

Totoro, hasta olan anneleriyle ilgili kaygılar taşıyan ve bu korkular içinde yeni bir çevreye uyum sağlamaya çalışan iki küçük kızın zorluklarla mücadele ederek büyümesini anlatan bir olgunlaşma öyküsüdür. Çiftlikler, pirinç tarlaları, geleneksel hamamı ile “Komşum Totoro” da “Ruhların Kaçışı” gibi Japon geleneklerinin ve Japonluk duygusunun öne çıktığı, “neyin yitirildiği”nin sorgulandığı bir eserdir.

“Komşum Totoro”, anneleri hastanede olan Mei ve Satsuke adlı iki küçük kızın, babalarıyla birlikte şehirden köye taşınmalarıyla başlar. Babaları evin eşyalarını taşırken kızlar neşe içinde evi dolaşırlar. Uzun süredir boş olan evde “toz tavşancıkları” adını verdikleri küçük siyah yaratıklar gören kızlar hemen babalarına koşar ve gördüklerini anlatırlar. Bu sırada taşınmaya yardım etmek için gelen yaşlı bir komşu kadın da kızların anlattıklarını duyarak bu yaratıkların “demiryolunun kurumu” olduğunu, korkmamalarını söyler. Ev uzun süredir boş olduğu için bu yaratıklar evin içinden ayrılmamaktadır. Ancak ailenin mutlu ve neşeli olduğunu görünce evden ayrılacaklardır. Baba, çocukluğundan beri perili bir evde yaşamak istediğini söyleyerek kızların ürkütücü olan durumu neşeyle karşılamalarına yardım eder. Akşam olunca baba ve kızlar hep birlikte neşe içinde yıkanır, toz tavşancıklarını evden kaçırmak için yöntemler deneyip bol bol gülerler. Filmde, bu küçük siyah yaratıklarla, küçük kızların annesiz başladıkları yeni hayatlarıyla ilgili kaygılarını temsil edilmiştir. Toz tavşancıklarının da, kızların kahkahaları ile evden uzaklaşmaları bu anlamı güçlendirmiştir.

Başarılı yönetmen Miyazaki, çocukken tıpkı Mei ve Satsuke gibi, annesinin hastalığı nedeniyle uzun süre ondan ayrı kalmıştır. Film boyunca devam eden kızların annelerini kaybetme korkusu, yönetmenin kendi çocukluğunda taşıdığı kaygıların göstergesidir.

Burada “neyin yitirildiği” sorusuna dönecek olursak, doğa güçleri ve doğa üstü ruhlar dünyası ile insan neslinin kurduğu barışçıl ilişkinin yanında, geleneksel aile ve komşuluk ilişkileri de yitirilen değerler olarak ele alınmıştır. Yeni evlerine giderken babanın eşya dolu kamyonu durdurarak pirinç tarlasında çalışan komşularına kendini tanıtması ve komşu kadının anneleri uzakta olan kızlara “büyükanne”lik yapması geleneksel Japon toplumuna ait değerlere gönderme yapmaktadır.

Küçük kız kardeş Mei, bahçede tek başına oynarken küçük bir “totoro” görüp onun peşinden gider. Totoro’yu takip ederken ormanın içine girip büyük bir kafuru ağacından içeri yuvarlanır. Mei yerin altındaki bu mağarada uyuyan dev bir Totoro görür. Bu kocaman tüylü yaratığı görünce seviçle çığlık atan Mei, Totoro’nun üzerine tırmanır ve onun tüylü, yumuşak karnında uykuya dalar. Annesinin kucağından uzakta olan küçük Mei, kendisine başka bir kucak bulmanın sevinciyle uyurken, ormanın dinginliği, etrafta uçuşan kelebekler, bize küçük kızın hissettiği huzuru anlatır. Filmde lirik anlatıya sahip benzer sahneler, bir zamanlar insan ile doğanın uyum içinde olduğunu, doğa ile bağı kopmuş insanın neler yitirdiğini hatırlatma amacındadır. Miyazaki’nin sanatı her zaman övgüye değer niteliktedir. Komşum Totoro filminde Miyazaki’nin en büyük başarısı, çocukluğun saf neşesini tasvir etmesidir. Onun karakterleri çevrelerindeki dünyayı algılarken saygı duyulacak bir masumiyete sahiptir. İşte bu masumiyet ve saf neşe “neyin yitirildiği” sorusuna verilen yanıtlardan biridir. Mei, çocuk olmanın getirdiği bu masumiyet ve neşe ile ormanın ruhunu görebilmiş, doğanın güçleri ile huzur ve güven bulmuştur. Petek Kitamura’nın aktardığına göre, Japonya’da Miyazaki eyaletinin Nobeoka şehrinde, şamanların çok eski zamanlarda kendilerini eğitip yetiştirdiği mağaralara “tottoro”, yani “dağ üstünde dağ” adı verilmiştir. Yönetmenin, ormanın ruhunu, doğanın kucaklayıcılığını temsil eden dev Totoro’ya bu ismi vermesinin tesadüf olmadığını düşünmek mümkündür.

Babalarının geç geldiği bir gece, otobüs durağında bekleyen Mei ve Satsuke’nin yanında yine Totoro ortaya çıkar. Satsuke, babası için yanında getirdiği şemsiyeyi Totoro‘ya vererek, bir anlamda onu babasının yerine koyar. Totoro’nun çocukların yalnız olduğu ya da gece gibi kaygının yükseldiği anlarda ortaya çıkması, kızların güvenlik hissi ile ilgilidir. Başka bir gece gelen Totoro, Mei ve Satsuke’yi tarlaların ve evlerin üzerinden uçurur. Böylece uçmak, çocukların her şeyi yapabilme kapasitesine vurgu yapmanın yanında Totoro’nun gece ortaya çıkışı da, kızların gece karanlığında görülen korku ve kaygıları aşabilme yeteneklerini gösterir.

Haftasonu için evlerine gelecek olan annelerinin, durumunun kötüleşmesi nedeniyle hastanede kalmak zorunda olduğunu öğrenen kızlar büyük bir korkuya kapılırlar. Akıllarından geçen ama dillendirmedikleri bir korkuyla yüzleşmek zorunda kalılar: Ya anneleri ölür ve bir daha hiç gelmezse?

Mei, annesini bulmak için ağlayarak tek başına yollara düşer ve kaybolur. Tüm köy halkı küçük kızı aramaya başlar. Sonunda Satsuke, küçük kız kardeşini bulmak için Totoro’dan yardım ister. Filmin sonundai dev kedi otobüs, Satsuke’yi alarak Mei’nin yanına götürür. İki kız kardeş, annelerinin yattığı odanın penceresine bakan bir ağacın tepesinde babaları ile konuşan annelerinin iyi olduğunu, yakında tamamen iyileşmiş olarak evlerine döneceğini öğrenirler.

Totoro’nun ve kedi otobüsün sadece çocuklar tarafından görülebilmesi, çocukların temiz kalbine ve duru görüşüne bir övgü niteliğindedir. Aslında film boyunca Totoro ve düşsel arkadaşlarının gerçek mi, yoksa kızların hayal ürünü mü olduğunu tam olarak bilemeyiz. Ancak önemli olan Totoro’nun gerçek olup olmadığı değil, neye bağlı olarak var olduğudur.

*Bu yazı Japon Sineması E-dergisinin 13.sayısında yayınlanmıştır. dergiyi okumak için tıklayınız.




  • Bir ara internetten kalıp bulmuştum ve ona göre kumaş almıştım. Hala kendime karnına yatmalık kocaman bir Totoro dikeceğim ?

  • Mahmut Ali Ermeydan

    Çok iyi bir inceleme. Teşekkürler.

Translate »