Klasik Müzik ve Anime Aşkına! :”Your Lie in April”

youlieinapril

Your Lie in April, Türkçe adıyla “Senin Nisan Yalanın”  Naoshi Arakawa tarafından yazılan ve çizilen bir manga serisi. Nisan 2011 yılı ile Mayıs 2015 yılı arasında aylık Shonen dergisinde yayınlanan seri 2014 yılında anime olarak yayınlanmaya başladı. Çok sevilen serinin uyarlama filminin ise Eylül 2016 yılında vizyona girmesi bekleniyor.

“ Serpilmiş kiraz çiçeklerinin altında bir kızla tanıştım ve kaderim değişmeye başladı.”

Senin Nisan Yalannın anime serisi final bölümünün son sahnesinden sonra karşılaştığımız bu cümle dizinin en kısa ve en güzel özeti niteliğinde. Hayatta hiçbir şey tesadüfen olmuyor doğrusu.  O yüzden bu animeye rast gelmiş olmamın da bir tesadüf olduğunu düşünmüyorum, niye mi? Şöyle anlatayım; Bundan bir ya da iki ay önce bir sosyal mecrada, anime ya da japonik şeylerden ziyade klasik müzik üzerine paylaşım yapan bir sayfa da bir resim görmüştüm. Ucundan kenarından bir piyano, yere saçılmış notalar, notaların arasında duran bir keman bir kız ve bir erkek. Üstelik anime olarak tasvir edilen bu sahne oldukça hoşuma gitmişti. Bu sebeple resmi telefonuma kayıt edip ekran resmi yapmıştım. Ama bunun yalnızca bir illüstrasyon çalışma olduğunu düşünüyordum. Aradan birkaç ay geçti ve Japon Sineması Dergisi’nin bu ayki temasının ‘ Bahar ve Yaz’ olduğunu ve bu temaya uygun bir dizi eleştirisi yazmam gerektiğini öğrendim. Tercih bana bağlıydı ve istediğimi izleyebilirdim. Ama gelin görün ki bu temaya uygun hiçbir şey bulamıyordum. İnternette gezindiğim onca sayfa içerisinde ilgimi çeken bir şey yoktu üstelik yazıyı kısa bir zaman içinde yetiştirmem gerekiyordu. Bir anime serinin aşağı yukarı 20 bölüm olduğunu farz edersek tüm günümü dizi izleyerek geçirmem gerektiğinden aradığım şey muhakkak ilgimi çekmeliydi. Tüm araştırma çabalarım boşa çıkınca arama motorunu açtım ve rastgele ‘ Spring Sonata’  ( Bahar Sonatı) yazdım. Buna benzer bir şey illaki var diye düşünüyordum ki karşıma çıkan ilk şey ‘ Your Lie in April’ oldu. Diziyi izlemeye başladığımda karakterlerin telefon ekranımda olan kişiler olduğunu görünce yaşadığım şoku size anlatamam. Dedim ya tesadüf diye bir şey yok galiba bir şeyler beni bu diziyi izlemem için itmişti ya da bu diziyi izlemeye hazırlamıştı. Evet, ben size ‘ Bir haziran akşamı Senin Nisan Yalanın dizisini izledim ve kaderim değişmeye başladı ’diyemem ama bende kalıcı etkiler bıraktığını ve bu seriden öğrendiklerimin hayatımın bir yerinde yeniden karşıma çıkacağına inandığımı söyleyebilirim.

yourlieinapril

Bir Bahar Masalı

Eğer müzik ile aranızda kuvvetli bir bağ varsa, bir enstrüman ile haşır neşirseniz ya da en azından bir enstrümanın çalma fikri sizi mutlu ediyorsa bu animenin bana iyi geldiği kadar size de iyi geleceği iddia edebilirim. Peki, ne anlatıyor bu bahar masalı?

Hikâye aslında temel olarak piyanist olma yolunda ilerleyen Kōsei Arima etrafında şekilleniyor. Arima piyanist olan annesi tarafından daha çocuk yaşta piyano üzerine eğitim alan biridir. Öte yandan annesinden eğitim aldığı yıllarda annesi ağır bir hastalığa yakalanır ve durumu günden güne kötüye gitmeye başlar. Arima’nın annesi ölümünün yaklaştığını hissetmeye başladığında Arima’nın eğitim programını olabildiğince ağırlaştırır. Arima, bir çocuğun kaldırabileceğinden çok daha fazla bir yükün altına girdiğinden annesinin vefatına doğru bu dersler artık onun için birer işkence haline gelir. Bütün zamanını piyano pratiği yapmak için geçiren Arima en yakın arkadaşı ve komşusu Tsubaki ile bile görüşemez olur. Öte yandan Arima gerçekten inanılmaz bir yeteneğe sahiptir ve kısa zamanda çocuk sanatçılar arasında bir efsaneye dönüşür. Ama annesinin vefatından sonra geçirdiği travma yüzünden artık piyano çalarken çıkan sesleri duyamamaktadır. Bu sebeple piyanoyu hayatından çıkaran Arima annesinin vefatından sonraki iki sene boyunca piyano dünyasından kaybolur.  Arima Artık piyanist olmaktan vazgeçmiştir ve sıradan bir ortaokul öğrencisidir. Yaşıtları hayatı rengârenk görüp aşk ile tanışırken Arima’ya göre hayat piyanonun tuşları gibi yalnızca siyah ve beyazdır. Ta ki bir bahar günü keman çalan Kaori ile tanışana kadar.

Kaori, Arima, Arima’nin çocukluk arkadaşı Tsubaki ve okulun havalı çocuğu Watari den oluşan arkadaş grubuna Watari’den hoşlandığını söyleyerek dâhil olur. Daha Kaori’yi ilk görüşünde hayatı renklenen Arami için ise yedek arkadaş A olmak dışında başka bir seçenek kalmamıştır. Ya da en azından Arima öyle düşünmektedir. Çünkü bu kız Arima’nın hayatına dahil olduğunda ikisi içinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hatta arkadaş grubu içerisinde ki tüm ilişkiler top yekûn sarsılacaktır. Ama şüphesiz Arima’nın yaşadığı en büyük değişiklik iki senedir köşe bucak kaçtığı korkularıyla yüzleşmek ve piyanist olma macerasına devam etmek olacaktır. Arima’nın bu değişikliğinin sebebi ise Kaori’nin çabalarından başka bir şey değildir. Bir bahar mevsiminde başlayan hikâye diğer bahar mevsimine çıkana değin bu arkadaş grubuna ve Arima’nın müziğinin değdiği diğer insanlara pek çok şey öğretecektir.

yourlieinapril

Mozart gökyüzünden sesleniyor; haydi yolculuğa çık!

– Çok negatifsin. Çalamıyorsan bile çal! Dişlerinin arasında çubuklarla çal, Beethoven gibi, ellerin hareket etmiyorsa burnunla çal, ayaklarınla çal!

+Çılgınlık!

-Parmakların yetersizse burnunu kullan

+Mozart mıyım ben?

-Üzgünde olsan, perişan da olsan, dibe de vursan çalmadan olmaz. Bu şekilde hayatta kalıyoruz bizler.

Arima ile Kaori arasında geçen bu konuşma Arima kadar beni de etkilemişti doğrusu. Müzikle aranızda bir bağ varda bu dizi sizi derinden etkileyecek demiştim ama eğer benim gibi bir klasik müzik dinleyicisi iseniz başta çok güzel parçalar olmak üzere klasik müzik dünyası adına daha pek çok şey de edineceğiniz aşikar. Chopin’nin baladları, etütleri ve nöktürlerinin birkaç tanesi, Beethoven’nın Ay Işığı Sonatı, Saint-Saëns’ın Rondo Capriccioso’su ve daha pek çok muhteşem klasik parça bu macerada size eşlik edicek. Seride çalan tüm parçaların arasında beni bende alan ise Fritz Kreisler’in ‘Liebesleid’ parçası Türkçe meali ile  ‘Aşkın Hüznü’ şüphesiz ki hikayeye de en çok yakışan parça. Keman için yazılan bu parçanın Rahmaninov tarafından hazırlanmış bir piyano düzenlemesi var ki onun tarifi de kelimelerle yapılacak gibi değil. Arima’nın çalışıyla dinlediğimiz bu parçayı Yo- Yo Ma’nın çellosundan dinlemenizi de ayrıca şiddetle tavsiye ederim.

yourlieinapril

Müzik kelimeleri aşabilir

Serinin son bölümüne doğru finalin tam bir dram olacağını tahmin etsem de bu denli ağır olacağını tahmin etmemiştim. Arima’nın annesinin en yakın arkadaşı, Arima’nın müziğinin acıdan beslendiğini söylemişti bir sahnede. Final bölümünde hayatının aşkını kaybeden Arima annesinin kaybında yaşadığı acının yaşattıklarının tersine piyanoya daha sıkı bağlanmış ve Kaori’nin ona bıraktığı müziğe sımsıkı bağlanmıştı. Ama vedalar da vedaydı işte

“Yakında bahar geliyor… Seninle tanıştığım bahar… Sensiz … Bahar geliyor”

Ancak bir bahar mevsimini beraber geçirme fırsatını elde edebilen bu iki müzisyenin hikâyesi onların müziğinin ulaştığı herkesin hayatına dokundu. Belki de müzisyenleri ölümsüz kılan şey de budur kim bilir? Bir bahar mevsiminde, hayatı daha renkli görmemizi sağlayacak insanlar ile tanışmak dileği ile

“Elohim, Essaim….  Elohim, Essaim….”

 

*Bu yazı Japon Sinema Dergisinin 6. sayısında yayınlanmıştır. Dergideki diğer yazıları okumak için tıklayınız.