Karanlık Filmlerin Efendisi I Mamoru Oshii

Mamoru Oshii

Geçtiğimiz zaman içinde animelerin sadece çocuklara değil, yetişkinlere de hitap edebilir olduğu (pornografik olmayan animeler de) kabul gördü. Bugün onlarca hatta bazen yüzlerce animatör zamana karşı yarışarak animeler üretiyor. Japon animasyon pazarının fanlar ve çocuklar tarafından yönlendirilen belki de tek pazar olduğu düşünülürse bu durumun eserlerde kişisel anlatımlara izin vermeyeceği düşünülebilir.

Bu bağlamda ele aldığımızda, Mamoru Oshii’nin sofistike ve karanlık filmleri ayrı bir önem kazanıyor. Çünkü bu filmler hem geleneksel durağan pazara meydan okuyor hem de 20. Ve 21. Yüzyılların değişen kişisel ve ulusal kimlikleri hakkında gittikçe çoğalan derin düşünceler oluşturuyor.

Oshii, 1980’lerin karanlık günlerinde ortaya çıktı. 1980’ler Japon stüdyoları için çöküş yaşadıkları karanlık günlerdi. Stüdyolar çıkış yolları aramaktaydılar. Sonucu belli olmayacak kişisel projeler yerine sevilen klişe işler olan Godzilla ya daTora-san projelerini değiştirip, zayıf bir şekilde sunuyorlardı.

Takashi Miike ve Kiyoshi Kurosawa

Aynı Kiyoshi Kurosawa ve Takashi Miike gibi Oshii de, video merkezli filmlere kendi imzasını atmayı ve author kimliğini göstermeyi başardı. Kurosawa ve Miike gibi o da filmleri için kendi finansmanını kendisi buldu. Seyirci ile daha yakın bir ilişki kurdu. Bununla beraber hiçbir zaman Japonya’nın sevilen yönetmenleri Kiyoshi Kurosawa ve Takashi Miike kadar popüler olmadı. Oshii şimdi Japonya’nın en büyük animasyoncularından ve kendi jenerasyonunun en ilginç filmlerine imza atan kişilerden biri olarak tanınıyor.

Oshii aynı zamanda tüm kendine özgü tarzı, konuları ve olağanüstü sıra dışılığa rağmen genç nesli en çok etkileyen kişilerden biri.

Oshii, telaşlı bir kurgu ve keskin anlatım yerine derin düşünceler içeren, karmaşık eserler oluşturdu. Hayao Miyazaki gibi Oshii’nin yapıtları da dikkat çekicidir. Ancak Miyazaki kendisini, öncelikli olarak her yaştan çocuk için filmler yapan bir “eğlendirici” (entertainer) olarak görürken, Oshii eserlerini, filmlerini anlamlandırmaya istekli yetişkinler için yapmaktadır.

Mamoru Oshii Eserleri

Oshii’nin filmlerinde olaylar gelişir, karışık sorularla yükselir ama asla kesin bir cevap vermez. Bunun yerine umut ve umutsuzluk arasında, kesin olmayan, şiirsel ve gizemli bir son sunar. Oshii’nin hikayeleri sıklıkla karmaşıktır ama ulaşılmaz gibi görünen bir anlam duygusu için sessizce, kendisini tahlil eden kahramanların iç arayışlarına odaklanır. Sanatçının dört büyük filminde (Patlabor [1989], Patlabor 2 [1993], Ghost in the Shell [1995], Innocence [2004]) büyük dini kitaplarda işaret edilen konulara ve çatışmalara sürükleyen polisiye araştırmalarına odaklanırken, diğerleri (Angel’s Egg [1985], Avalon [2001]) klasik Grail quest’in varyasyonlarının izler taşır.

Uzun süreli TV serisi Urusei Yatsura bittikten sonra, Oshii, ciddi ve ticari atılımını Beautiful Dreamer (1984) ile yaptı. Bu, Japon mitolojisinden esinlenen akıllıca bir yapımdı. Aynı yıl, Hayao Miyazaki, Rüzgarı Vadi adlı kendisi için bir dönüm noktası olan animesini üretti. Anime, Japon animasyon stüdyolarını en fazla etkileyen stüdyo olan Ghibli tarafından yapıldı.  Beautiful Dreamer, 80’lerin ilk yarısında filizlenen anime bilinci ile Oshii’nin büründüğü kimlik arasında bir set gibiydi. Bu durumda bile Oshii’nin yönetmenliği önemli şekilde güven vericiydi. Hareketli şaryo hareketleri,  genişletilmiş zaman hissi ve yapısal tekrarlar (Oshii Harold Ramis’in Groundhog Day [1993] adlı filmindeki teknikleri ondan yaklaşık on yıl önce kullandı) filme masalsı bir doku verdi. Maalesef türe ait bazı elementler, derinliği olmayan bir mutlu son da dahil olmak üzere, filme ciddi hasar verdi. Ama bu Oshii için istisnai bir durumdu. Ardından ilk büyük çalışması, Angel’s Egg’i yarattı.

Japonya’da balon ekonomisinin zirve yaptığı bir zamanda video pazarı için üretilen bu ticari olmayan kişisel proje, Japonya’da bile anlaşılması güç bir eserdi. Ancak birçok eleştirmen ve hayranı bunu Oshii’nin başyapıtı olarak adlandırmaktadırlar.  Film, 71 dakikadır ve animasyon bir şiir gibidir. Filmin sadece dört dakikasında diyalog bulunur. Bazı uzun çekimler, yavaş hareketlere odaklanmalar, harap bir mimari ile donuk şekilde aydınlatılmış şehir tabloları, gölge figürler ve semboller bulunur. Hikaye, isimsiz bir gezginin, dikkatle korunan bir yumurtadan çıkmamış genç bir kızla bağlantı kurmanın yollarını arayışını anlatır. İki sehayat, iskelet dolu bir mağara ve gölgelerle dolu bir şehir içinden zar zor birbirine söylenen bir kaç söz… Filmin sonunda adam elindeki aletle yumurtayı kırar ve perişan haldeki kız düşer. Bir grup yumurtanın adanın sonundaki plajın yüzeyinde ortaya çıkmasından sonra kız su dolu bir havuzda kendini görür ve boğulur. Final sahnesi uzundur. İki dakika boyunca kamera Andrei Tarkovski’nin Solaris (1972) adlı filmindeki gibi tersine zoom ile uzaklaşılır. Böylece adanın boş okyanusun ortasında izole edilmiş bir ada olduğu kademe kademe gösterilir.

Angels Egg 3

Angel’s Egg, Oshii’nin görsel mitolojisinin ve tarzının saf bir yansımasıdır. Çalışmalarının mahiyetini anlatır. Oshii’nin yönetmenliğinde kendine has işaretler ilk defa bu filmde görülür. Kameranın devamlı yana kayış hareketi, insan hareketlerinin yavaşlaması, uzun çekimler ve çapraz montajlanmış görüntüler arasında ritmik geçişler ve ekranın sınırlarındaki ışık kaynağı ile nesnelerin zıtlığını maksimum seviyede göstermek gibi yönetmenin “alamet-i farikaları” karşımıza çıkar.

Patlabor 2 en sofistike, Ghost in the Shell en önemli ve Avalon mitleri andırır bir kompleksliktedir. Ama düşük teknoloji ürünü, el çizimi Angel’s Egg, Oshii’nin en kişisel filmidir.

Hayatının bir bölümünde Hristiyanlık okulunda din eğitimi alan Oshii, film yapım aşamasına gelmeden kısa bir süre önce Hristiyanlığa olan inancını kaybeder. Tüm film bir insanın inanç sisteminin çöküşü ile düştüğü varoluşsal umutsuzlukla çevrilidir.

Gerçekten de filmi dini inançların tehlikeli olduğunu ima ettiği yönünde okuyabiliriz. Ama filmi bu kadar zorlayıcı yapan şey  Oshii’nin yarattığı birbiri ile adeta “kafiyeli” olan resimlerin bilindik işlevlerinin ötesine geçerek mecazi elemetlerle türlü okumalara açık hale getiren tarzıdır.

Angels Egg 2

Çarpıcı bir sahneyi anlatalım: Genç kız karanlık ormanda usulca ilerler, ağaçların gölgeleri onun üzerinden geçer. Kız sonra bir çukura düşer ve kamera hızlanır karanlığa giriş-çıkış yapar. Sudaki mavi halkaları görürüz ve görüntü uzun gölün kenarında oturan kıza geçerek uzun süre gösterir. Bir dizi kesme ardından kızın bir şişeye su doldurduğunu görürüz. Suya bakarak gülümserken Oshii, ormanın gölgeli siluetinin hafifçe bozularak yansıdığı şişenin dibine çok yakın plan girer. Sonra kız suyu içer ve kamera elips şeklinde su üzerinde yana doğru pan hareketi yapar. Bir tüy ekrandan aşağı doğru süzülür. Bir ağacın gölgesi bir damla su üzerinde görünür. Parlak mavi suyun altındaki bir yosunun dalgası görünür. Su yüzeyinde hareket eden kara bir kütle üzerinden su geçer. Su altında yumurta tutan kızın görüntüsünün ardından sahne kararır ve sonunda sahne, yüzünden gölgeler geçen kıza geçer. Sonra yine kıza geçiş yapar ve kız korku ile gözlerini açar. Oshii’de tipik olduğu üzere, bu sahne bir rüya mı, bir hayal mi, bir kehanet mi ya da başka bir şey mi açık değildir. Bu sahne ile ilgili en dikkat çekici şey nesnelerin ve gölgelerinin şiirsel bir yolla anlatılıyor oluşudur. Bu akışkan kurgu, hareket ve tonlarla ilişkili imajları birleştirmek, gerçek ve onun gölgesi arasındaki tematik ve bildik oyuna dikkat çekmek için dizayn edilmiştir.

Bunlar Oshii’nin güçlü hislerini yansıtır. Görünen dünya nesnelerinin altında başka, daha derin bir gerçeklik olduğu, bir tür var olup olmadığı belli olmayan bir alan bulunduğunu belirtir.

Bu hassasiyet, Oshii’nin sıklıkla kullandığı nesnelerin arkasından çıkan ışıkların kırpışan patlamalarının gölgeleri ve aynalardaki, pencerelerdeki ve özellikle sudaki yansımalar ile görsel olarak temsil edilir. Oshii’nin en ünlü filmi Ghost in the Shell’in kahramanı, İncil’deki Pavlus’un Korintliler’e birinci mektubu 13:11’den “Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz.” kısmını alıntılar. Bu bölüm Oshii’nin tüm estetik projeleri için bir vecize olarak alınabilir. Gerçekten de Oshii’nin çalışmalarının ana fonksiyonlarından biri insan görüşünün kısıtlılığına dikkat çekmek ve izleyiciyi, işin özünü görebileceği bir noktaya getirmek, yaşadığımız dünyanın altında yatan belki metafizik bir konumdan bakmamızı sağlamaktır. Filmlerinde derin iç gözlemler yapan kahramanlar bu derin dünyayı sadece kısmi olarak sezebilirler. Ama özel esinleri deneyimledikleri anlar olur. Kendi yansımalarını başka bir yüzeyde görerek şoke olurlar. Böyle özel hayal anlarında, karakterler – hepsinden çok Ghost in the Shell‘deki Motoko Kusanagi ve Patlabor 2‘deki Nasumi ve Avalon‘da Ash – kendi kimliklerini kısa süre için bile olsa farketmiş gibi görünürler.  Angel’s Egg’deki kimliği doğrudan yumurta oyuğuna bağlı olan genç kız, gerçeğin getirdiği şok ile başa çıkamaz. Ama Kusanagi ve Ash uyanmaları ile birlikte pozitif bir değişim geçirirler. Her bir karakter kendilerini yeni bir şeye dönüştürecek olan içsel bir değişimi arzu ederler. Bedenlerinin bir “kabuk” olduğunu keşfederler. Değişimi kabul ederek teknolojinin yardımıyla varoluşun keşfedilmemiş sınırlarını görürler. Bu onların bir çeşit kişisel özgürlüğe kavuşmalarını sağlar.

Oshii’nin sinematik doğasında özenli şekilde yapılmış, sözlü olmayan ama artarda görüntülerin geldiği sahneler (montage sequence) Patlabor adlı yapımından bu yana her filminde yer alır. Bu diyalogsuz sahneler sembolik anlatımlar taşır.

Ghost in the Shell

Oshii’nin en çok akıllarda kalan montage sequence’i belki de 90’ların en ilham verici animesi Ghost in the Shell’de görülmüştür. Önceleri ilgi çekmeyen ama sonra büyük başarı kazanan bu filmde, kahramanımız Motoko Kusanagi, bir botta filmin gerçek olmayan kötüsünü ararken Oshii iki dakika süren ve 34 çekim içeren sahnesini sunar. Oshii sahnenin başında gerilim yaratırken, çekimler arasında açıkça Kusanagi’nin perspektifi ile binaların “high angle” ile çekilmiş daha objektif çizimlerini görürüz. Görüntüler birbiri ile alakasızdır çünkü bu kısım hikayeden bağımsız şiirsel bir anlatımdır.

Bu kısımda Oshii filmin tüm mecazi anahtar görüntülerini yeniden biçimlendirir. Suni bedenler, aynalar, su, koridorlar ve kalabalık şehirler; hep sembolik anahtarlardır.

Hatırlamakta fayda var: Oshii’nin filmleri soyut ve şiirsel olduğu gibi gerçekle de son derece ilintilidir. Gerçekten de Oshii şair ve filozof olduğu gibi eski bir aktivist öğrencidir de. Patlabor 2 gibi filmlerinde bu iki dünyayı bir araya getirir.

Patlabor 2

Patlabor 2, de kendisinden önce çıkan Patlabor filmi gibi insansı robotların bulunduğu bir dünyada geçer. Filmler Mecha türündedir. Ancak politik söylemler de içerir.

Patlabor 2’nin asıl konusu savaş sonrası Japonya tarihidir. Savaş sonrası reformların ardından gerçekleştirilen reformların ardından yaşanan popüler demokrasi başarısızlıklarına değinir.  Önemli karakterlerden Arakawa şunları söyler:

“Barış, Japonya için ne anlama geliyor? Bir kere bizim savaş saplantımız yenilgi ile sona erdi. Japonya’nın refahı ırkçı şiddet ve iç savaşların cesetleri üzerine inşa edildi. Bizim barışımız dünyanın sefaletini görmezden gelmemizden kaynaklanıyor.”

Patlabor 2 Arakawa

Akarawa daha fazlasını da söyler:

“Belki bir gün barışın savaşsızlıktan daha fazla bir şey olduğunu fark ederiz..”

Film boyunca Oshii geniş şiirsel bir teknik kullanarak derin düşüncelere dalan karakterleri etrafındaki dünyayı sarsıyor. Mesela konuşan karakterden su yüzeyine sahneyi değiştirerek (kesme yaparak) konuşmaların yönünü çevirmiş oluyor.  Animasyonda lens bozulması ve çerçeveler kullanarak penceredeki şekillere dikkat çekiyor.

Avalon Film

Oshii’nin gerçek oyuncularla çektiği sinema filmi Avalon, bir Polonya-Japonya ortak yapımı. Sephia tonların hâkim olduğu ve bilgisayar animasyonlarının kullanıldığı film, 2001 yılında Cannes Film Festivalinde, yarışma harici gösterildi. Avalon sanal teknoloji üzerine karışık, sofistike ve sessiz bir yansıma.  Aynı zamanda The Matrix gibi kimi yüzeysel filmler için de düzeltici bir rol oynuyor. “Avalon” 21. Yüzyıl Polonyalılar’ına gerçeklerden kaçış imkanı sağlayan bir sanal gerçeklik oyununun adı. Ama oyun zamanla gerçek dünyanın yerini almaya başlıyor. Tipik bir Oshii tarzı olarak, gerçek ve kurmaca dünya arasındaki sınırlar hem anlatım hem de biçimsel yönden kademe kademe muğlak hale geliyor. Sessiz kahraman Ash (Malgorzata Foremniak) geçmişte yaptığı hataları düzeltmek için yol ve yeni bir bilinç arıyor.

Filmin ruhu Angel’s Egg’e Patlabor’dan daha yakın. Avalon öncelikli olarak mitolojik örneklerin yenilenmiş anlamını taşıyor. Sanal olarak yükselmekte olan bir dünyada değişen teknolojinin tuzağına düşmekten korunmanın tek yolunun metaryallere değil iç değişime bağlı olduğunu söylüyor.

Ghost in the Shell Innocence

Ghost in the Shell: Innocence, Oshii’nin Patlabor 2’den beri doğrudan Japonya’ya odaklandığı ilk film. Filmde “Gainoidler” olarak adlandırılan genç kadın görünümlü ve seks oyuncağı olarak kullanılan androidler var. Bunların kökeni Japonya’nın geleneksel ningyo bebeklerine dayanıyor.

Kendinden önce gelen film Ghost in the Shell gibi, bu film de dikkat çekici bir görsellik içeriyor. Film izleyiciyi, 21. Yüzyılın insanının rolü üzerine düşünmeye itiyor. Oshii filmini şu şekilde anlatıyor:

“Kayıp bir ruhun dünyanın herhangi bir yerinde var olması gereken kayıp bedenini arayışı”

Filmin temel sorularından biri şu: İnsanlar neden kendi görünümündeki suni şeyleri inşa etmekte bu kadar ısrarlılar?

Ahlaki ikilemlere basit çözümler getirmek ve anlatımda karışık imalar kullanmak yerine Oshii bir belirsizlikle bitiriyor filmi. Nazik bir umursamazlık ve sessiz bir anlatımla, inançsızlık ve sessiz bir kabulleniş arasında bırakıyor.

Oshii’nin karanlık, entelektüel çalışmaları modern dünyadaki karışık etkileşimleri anlatmak için animasyonu bir araç olarak kullanıyor. Süreçte, geleneksel kimlik kavramını kararsız hale getiriyor ve sinematik elementler olan ritmik hareketlere, gölgelere ve ışığa dikkat çekiyor. Oshii’nin çalışması klişe işler üreten bir endüstriye ve önüne konan her şeyi kabul eden izleyiciye bir meydan okuma. Oshii’nin tüm yüzeysel güzellikleri ve baştan çıkaran desenleri sonuç itibariyle ne sürükleyici bir hayal ne de ahlaki bir uyarı. Çok derin ve çok yönlü kararsızlık ile belirtilen bir geleceğin karmaşık portreleri.

Mamoru Oshii Filmler

Filmatografi

Yönetmen olarak

Urusei Yatsura: Only You (Onri yû) (1983)

Dallos (1983)

Urusei Yatsura 2: Beautiful Dreamer (Byûtifuru dorîmâ) (1984) aynı zamanda yazar

Angel’s Egg (Tenshi no tamago) (1985) aynı zamanda yazar

The Red Spectacles (Jigoku no banken: akai megane) (1987) aynı zamanda yazar

Twilight Q2 (1987)

Patlabor: Original Video Animation (Kidô keisatsu patorebâ) (1988)

Patlabor the Movie (Kidô keisatsu patorebâ: The Movie) (1989) diğer adı Mobile Police Patlabor

Gosenzosama Banbanzai! (1989)

Stray Dog: Kerberos Panzer Corps (Jigoku no banken: Keruberusu) (1991) aynı zamanda yazar

Talking Head (1992) aynı zamanda yazar

Patlabor 2 (Kidô keisatsu patorebâ: The Movie 2) (1993) yazarlardan biri

Ghost in the Shell (Kôkaku kidôtai) (1995)

Avalon (2001)

Innocence (2004) aynı zamanda yazar

Yazar: Çeviri: Ahmet Ziya Sekendiz

*Bu yazı Temmuz 2004 tarihinde sensesofcinema sitesinde yayınlanan Richard Suchenski’nin Mamoru Oshii başlıklı yazından çevrilmiştir.




Translate »