Karanlık Animelerin Arkasındaki Karanlık Stüdyolar | 2. Bölüm

karanlık anime stüdyoları2

Birinci bölümünde Shaft Inc, Wit Studio ve Manglobe gibi stüdyolarla giriş yaptığımız konumuza ikinci bölümde Production I.G, Ufotable, Bones ve Madhouse ile devam ediyoruz;

Production I.G ise 1987 yılında Mitsuhisa Ishikawa tarafından kurulmuş bir yapım şirketi. Tv filmleri ve video oyunları da olan stüdyo dünya da ismini duyurmuş bir yapım şirketi aslında. 1997 yılında Amerika’da da bir şubesini bulunduran stüdyo listemizdeki en güçlü isimlerden birisi. En bilinen işleri arasındaki Ghost in the Shell ile dünyaya kapısını açan Production I.G’in çok farklı türde animeleri olsa da karanlık hikayelerinin çokluğu dikkat çekiyor. Bu nedenle de onu karanlık stüdyolara kategorimize alabiliyoruz. Gerçi stüdyo son zamanlarda spor animeleriyle de gündemde ama Guilty Crown, Psycho-Pass, Shingeki no Kyojin ve Suisei no Gargantia gibi her biri türüne farklı bir soluk getirmiş distopyalarıyla gönlümüzde “karanlık anime stüdyosu” olarak taht kurmuş bir stüdyo bence. Ghost in the Shell filmleri dışında Ghost in the Shell: Stand Alone Complex ve Ghost in the Shell: Arise serileriyle de yerini perçinleyen stüdyonun Giovanni no Shima, Jin-Rou, Blood+ ve xxxHOLiC gibi oldukça farklı karanlık hikayeleri de var aslında. Özellikle xxxHOLiC’in farklı üslubuyla da dikkat çektiğini belirtmeliyim. Production I.G’ın son adımı ise Amerikan kablolu yayın kanalı olan Netflix ile yaptığı anlaşma oldu. Perfect Bones’i Netflix üzerinde tüm dünyada aynı anda yayınlayacak olan stüdyo için bu daha başlangıç desek abartmış olmayız sanırım.

Production I G

Production I.G’dan daha spesifik işleri olan başka bir stüdyoya geçelim şimdi: Ufotable. Kafanızda canlanan Fate/Zero’yu görür gibi oldum. Ufotable, Inc 2000 yılında kurulmuş bir stüdyo olsa da adını dünyaya Fate/Zero ile duyurdu desek abartmış olmayız sanırım. Her ne kadar, altı yıla yayılmış bir şekilde yayınlanan Kara no Kyoukai film serisiyle 2007 yılından itibaren varlığını ciddi boyutta hissettirmiş olsa da, Ufotable için asıl dönüm noktası Fate/Stay Night serisinin Unlimited Blade Works filmi oldu diyebiliriz. Akabinde hazırladıkları Fate/Zero ile ise, zirve noktasına çıkmayı başardılar. Daha sonrasında gelen God Eater ve Fate/Stay Night Unlimited Blade Works tv serisi gibi işleri ise merakla beklenenleri oldu. 2017’de yayınlanması planlanan Fate/Stay Night : Heaven’s Feel ise tüm dünyada bile en çok merak edilen yapımlardan birisi. Ufotable’yi spesifik yapan yanlarından birisi de çizimlerindeki benzerlikler. Yani Fate/Zero isleyen birisine ardından Kara no Kyoukai filmlerini izletirseniz, çizgilerdeki benzerlik stüdyosunu bilmeyen bir insanın bile dikkatini çekecektir. Tabii her işi için geçerli değil bu durum. Ama Ufotable’nin çizgileri ve arka planlarındaki canlılık stüdyonun en dikkat çekici yanı. Zaten dünyada da karanlık hikayeleri kadar -hatta belkide daha fazla- görselliğiyle ön planda olan bir stüdyo Ufotable.

ufotable-anime-list

Şimdi bahsedeceğim stüdyo olan Bones’un da farklı işleri olduğunu söyleyebilirim. Ama bir – iki istisna dışında adını post-apokaliptik arkaplanlarla, distopyalarla ve karanlık hikayelerle hafızalara kazıyan bir stüdyodur Bones. 1998 yılında Sunrise’in eski üyeleri tarafından kurulan stüdyonun an itibariyle genel olarak 15 farklı yapımı bulunuyor. Tabii ova’ları, filmleri ve devam sezonlarını da sayarsak bu yapımlar 100’ü buluyor. Stüdyonun en bilinen işi Fullmetal Alchemist: Brotherhood. Bones’un diğer stüdyolarımızdan en önemli farkı ise, serileri ne kadar distopik ya da post-apokaliptik olursa olsun, mutlaka biraz da olsa “eğlence” barındırması. Gosick, Eureka Seven, Darker than Black ve Wolf’s Rain gibi ciddi dramatik ve karanlık hikayeleri de var elbette ama Kekkai Sensen ve Fullmetal Alchemist gibi yapımlarında, yaratılan dünyalar ne kadar distopik ya da post-apokaliptik olursa olsun, komedi öğesini kaybetmediğini de fark edeceksiniz. Kurau Phantom Memory ve No.6 gibi farklı distopik bilim kurguları da olan Bones’in bu dönemlerde dikkat çeken karanlık bir animesi yok. Ama yaz sezonunda yayınlanacak olan ve psikolojik alt metinleri olan Mob Psycho 100’ün merakla beklendiğini söyleyebilirim. Son olarak Bones ile ilgili şunu söyleyebilirim ki, dünyada adını duyurmuş en önemli stüdyolardan bir diğeridir.

final-title-bones

En güzelini en sonra bıraktım sanırım; Madhouse. Listemizdeki stüdyoların hem en kıdemlisi olan -1972’de kurulmuştur- Madhouse’un şimdiye dek 300’den fazla anime piyasaya sürdüğünü biliyor muydunuz? Tabiki bu animelerin içinde çok farklı olanlar da var ama karanlık, distopik ve post apokaliptik animelerin çokluğu hemen dikkatinizi çekecektir.  Btooom!’dan Monster’a, Casshern Sins’dan Rainbow’a “karanlık anime” temasının altını dolduracak her argumana sahip konusu olan seriler Madhouse’un işi. Perfect Blue, Paprika ve Metropolis gibi “aykırı” ve bir o kadar da mihenk taşı oluşturan içeriği olan animelerin altında da Medhouse imzası var. Highscool of Dead, Hellsing Ultimate, Texhnolyze ve Kiseijuu: Sei no Kakuritsu gibi yapımlarıyla yani türüne farklı bir bakış açısı sunan anime seriyle de gönlümüzde yeri ayrı olan bir stüdyo Madhouse. Her çeşit çizim ve renk uyumunu kullanmaya özellikle dikkat eden stüdyonun müzikal anlamda da en iyilerle çalıştığını rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle Death Note ve Kiseijuu: Sei no Kakuritsu gibi animelerin müzikal uyumlarına dikkat ettiğinizde ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Stüdyonun “karanlık” öğeler içeren yapımları bunlarla da bitmiyor tabi ki; Aoi Bungaku, Death Parade, Black Lagoon, Gyakkyou Burai Kaiji, Needless ve Claymore gibi başarılı serilerin arkasındaki isim de Madhouse. Sanırım bu yüzden de hem yazımda hem de genel olarak karanlık öğeler içeren animelerin yapımcıları arasında en dikkat çeken, en öne çıkan stüdyo Madhouse.

madhouse

Yazımı bitirmeden önce kısaca Polygon Pictures’dan da bahsetmek istiyorum size. Anime dünyasında son dönemde kullanımı artan bir teknik olan CGI animasyon ve cel-shading tekniğini kullanan bir stüdyo Polygon. Daha doğrusu bu tekniğe ağırlık veren bir stüdyo. Fakat bu tekniği özellikle post-apokaliptik ya da korku-gerilim serilerinde kullanıyor. İki sezon yayınladıkları bir uzay bilim kurgusu olan Sidonia no Kishi, bu senenin önemli korku-gerilim serilerinden olan Ajin bu teknikle yapılmış seriler. Stüdyo bugünlerde ise, önümüzdeki yıl yine bu teknikle yayınlamayı planladıkları Blame! serisiyle gündemde. Oldukça yeni bir stüdyo olan Polygon Pictures, bu istikrarla giderse, türüne yeni soluklar getirebilir. Gözümüz üzerinde.

Evet, stüdyolarımız genel olarak böyle. Japonya’nın son zamanlarda en ilgi gören yüzlerinden birisi olan animelerin ise bu kadar çok stüdyo ile desteklenmesi, biz izleyicilere bolca seçenek sunması bakımından oldukça güzel. Onlar bu istikrarla devam etsin, bize de yazacak bolca malzeme çıksın.



bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.


Translate »