Kanae Minato’nun Kan Donduran İntikam Romanı “İtiraflar”

Kanae Minato İtiraflar

2000’li yılların başından itibaren Japonya’da yeni bir polisiye akımının ortaya çıktığından bahsediliyordu. ‘İyamisu’. Ancak ülkemizde bu akıma mensup bir eseri okuma fırsatını henüz elde edememiştik.

Kanae Minato, genç yaşına rağmen bu akımın kraliçesi olarak anılıyor. Mahokaru Numata ve Yukiko Mari’de diğer başı çeken temsilcileri. ‘İtiraflar’ bizim iyamisu ile ilk tanışmamız haliyle. O yüzden size kitabın bende yarattığı etkilerden yola çıkarak türün aktardığı hissiyatı da aktarmaya çalışacağım.

Öncelikle sıradan bir polisiye kitap değil ‘İtiraflar’. Aslında polisiye demek de pek doğru bir sınıflandırma sayılmaz bence. Zira eser, aslında kötülüğün psikolojisi üzerine bir deneme. İçine girdiğimiz 21.yy tüm dünyada türlü kötülüklere sahne oluyor. İnsanların birbirini öldürdüğü, kanın kokusunun artık birçok coğrafyada kanıksandığı bir dönemden geçiyoruz. İnsanın insana yaptığını hiçbir kitap maddi olarak sayfalarına sığdıramaz, gücü yetmez. Manevi olarak ise kapanmayacak bir yaranın etrafında toplanıyoruz. Alışıyoruz, ağrıyoruz. İşte ‘İtiraflar’da basit bir denklem ile tüm bu kitlesel kötülüğün en temelinde yatan saf kötülüğün ortaya çıkışıyla ilgileniyor. Tüm zamanların en iyi psikolojik süreçlerinden birinin aktarıldığı Dostoyevski’nin ‘Suç ve Ceza’ romanının da ‘İtiraflar’da anılması, yıllar öncesinin büyük romanıyla duygudaşlık kurulmasını sağlıyor. İnsanın karanlık tarafı halen aynı yerde sayıyor, gizleniyor çünkü. Zira kitap bu kötülüğün önlenebilirliğine odaklanmıyor çünkü insanın doğuştan da kötülüğü barındırabildiğini söylüyor.

Kanae Minato

On üç, on dört yaşlarında öğrencilerin eğitim gördüğü bir ortaokul’da işlenen cinayet ve bu cinayetin herkeste farklı bir etki yaratacağı intikamı üzerine kurulu roman. Katilleri ve suçu genel hatlarıyla kitap boyunca biliyor olmamıza rağmen, yazar derinlikli tahlilleri ile bizi sürekli olayın içinde tutma becerisine sahip ve sonunu büyük bir merakla getirmemizi sağlıyor. Çünkü okurken bir süre sonra fark ediyorsunuz ki artık suçun kendisi ya da niteliğiyle ilgilenmiyorsunuz. Suçun nedenleri ve karakterlerin sürece dair tecrübeleriyle ilgileniyorsunuz. Bir yandan da olaylara tamamen dışarıdan bakıp ‘yargıç’ konumuna dönüşüyorsunuz. Okuyucu olarak, sizden bir parça alınmışçasına hınçla intikam almak hevesiyle tutuşuyorsunuz. Fakat bu hissiyatınız eser boyunca tazeliğini korumasına rağmen, bir süre sonra olaya çok başka açılardan bakmanın sonucu olarak, bir tarafınızla dişe diş intikamın hakkına sahip olup olmadığınız, cezalandırırken suçludan ne derece farkınız kaldığı sorularında bir paradoksun içine düşüyorsunuz. Acımasız bir kitap ‘İtiraflar’. Okuyucusuna hiç şans tanımıyor. Tam kalbinizin ortasında bir yara varken başkalarının kalbinde nasıl bir yara açabileceğinizin psikolojisini yaşatıyor.

Yazar belli ki basit bir polisiye öykü üzerinden romanını kurgulamak istememiş. Eserin sadeliğiyle akan cümlelerinin arasına eğitim, sistem, şiddet, çocukluk, iyilik, kötülük gibi olgularla ilgili derinlikli düşünmenizi sağlayacak düşünceler yedirilmiş. İnsanı içine alan bir kurgu ürünü ‘İtiraflar’. Kurmaca okuduğunuz hissiyatını olabildiğinde eksiltip, karakterlerin eylemlerine yüklediği gerçeklik ile etkileyiciliğini hep arttırıyor.

Kanae Minato İtiraflar 1

Kitabı okurken aklıma sık sık, geçtiğimiz senelerde okuduğum Güney Koreli yazar Kyung-Sook Shin’in yine Doğan Kitap tarafından yayımlanmış ‘Lütfen Anneme İyi Bak’ isimli kitabı geldi. ‘Lütfen Anneme İyi Bak’daki karakterlerin dramını tam merkezde ne denli şiddetle hissettiysem, ‘İtiraflar’da da karakterlerin içine girdiği ruhsal bunalımları ve kaosu aynı şekilde hissettim.

Kitabı daha önce Salman Rushdi çevirileri ile tanıdığımız Begüm Kovulmaz İngilizce versiyonundan yola çıkarak Türkçeleştirmiş. Elbette eserin Japonca aslından çevrilmemiş olması üzücü ancak bu konuda yetkin çevirmenlerin azlığı buna olanak sağlamıyor. Çevirmenle görüştüğümde aktarmalı bir çeviri yapmanın aslında kendisi içinde bir soru işareti  olduğunu ve işi üstlenmeden önce çok düşündüğünü söyledi. Ancak o kadar güzel hakkını vermiş ki hayran oldum açıkçası. Minato’nun anlattığı şeylerle tezat oluştururcasına sade olan dilini özenle Türkçeye aktarmış ve bizim kitabı iyi bir Türkçeyle okumamızı sağlamış. Mutluluk verici bir çeviriye sahip şanslı bir kitap ‘İtiraflar’.

Türün meraklılarına ve meraksızlarına şiddetle önerdiğim ve kesinlikle okunmasını tavsiye ettiğim bu güzel kitabı atlamamanızı öneririm.

Not: Kitabı okuduktan sonra Tetsuya Nakashima tarafından ‘Kokuhaku (Confessions) ismiyle 2010 yılında filme çekilmiş halini de izlemenizi tavsiye ederim.