Kalıplara Sığmayan Senarist | Gen Urobuchi – II. Bölüm

gen-urobuchi

Yazı dizimin birinci bölümünde Urobuchi’nin görsel romanlarına göz atmış, mangalarını sıralamıştık. Animelerine de giriş yapmıştık. Şimdi konuyu biraz daha derinleştirelim istiyorum. Önce biraz vasat işlerine, nedenlerine değinelim. Sonra da adalet algısından bahsetmek istiyorum. Zira Urobuchi’nin en ilginç yanı nihilist yapısı bence.

5-Aldnoah.Zero1_-1021x505

Peki Urobuchi’nin hiç mi vasat işi yok? Aslında bu vasatlık biraz göreceli bir mesele. Şöyle ki, Urobuchi’nin tarzını sevmeyene animeleri de sıkıcı gelebilir elbette. En basit örnek olarak olk bölümde bahsettiğim Mahou Shoujo Madoka Magica genel olarak beğenilse de bir kısım izleyici tarafından hiç beğenilmiyor ve “abartılmış” (overrated) bulunuyor. Urobuchi’nin animelerinin finalleri hakkında ciddi eleştiriler aldığını da belirteyim. Ben başarılı bulsam da hiç de azımsanmayacak bir kitleye bu finaller “eksik” ya da “başarısız” geliyor. Öte yandan Blassreiter (2008) ve Chaos Dragon: Sekiryuu Seneki (2015) beklenen etkiyi yaratamamış anime serileri olarak görülüyor. Ama özellikle Blassreiter’ı “küçümsenmiş” (underrated) bulan da çok. Ben Blassreiter’ı biraz farklı değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira burada Urobuchi karakterlere hiç acımıyor gerçekten. Anime tam bir yaprak dökümü. Şöyle bir konu da var ki bu serilerdeki vasatlığı sadece Urobuchi’ye yüklemek de haksızlık olur. Zira Urobuchi, Blassreiter’da genel hikaye kurgusunu yazarken, Chaos Dragon: Sekiryuu Seneki’de ise sadece karakter yaratıcısı görevinde yer aldı. Her ne kadar Chaos Dragon: Sekiryuu Seneki, Red Dragon mangasının alternatif versiyonu olsa da serinin senaristi hikayeyi daha farklı ele alması işleri değiştirdi. Yani ortada bir “olmamışlık” var ise, bunun bir yere kadar Urobuchi’ye bağlayabiliriz.

Son dönemlerdeki dikkat çeken işi Aldnoah.Zero (2014) ise ilk sezonuyla umut vaat etse de ikinci sezonda vasatı aşamamış bir anime olarak raflarda yerini alıyor. Keşke Urobuchi Aldnoah.Zero serisinde sadece yaratıcı olarak kalmayıp senaryoya da el atsaymış. Her ne kadar ilk sezonda Urobuchi etkisini hissetsek de ikinci sezon Urobuchi’den uzak kalmış diyebilirim bu seri için.

psycho-pass-02

Urobuchi’nin karanlık hikayelerinin yanısıra adalet algısındaki farklılık da dikkatinizi çekecektir. Black Lagoon ve Requiem for the Phantom hikayelerindeki kanunsuz dünyanın yanısıra Aldnoah.Zero ve Suisei no Gargantia serilerindeki etik açıdan farklılaşmış dünyalarda da bu algıyı görebilirsiniz. Ama en çok Psycho-Pass’daki Makishima karakterinde onun adalete olan bakışını anlıyoruz bence. Makishima’nın adalet anlayışı; birilerinin –seride Sibyl Sistemi- adaleti savunmasının yanlışlığı oluşturuyor. Kişi özgür irade ile karar vermeli iyiye, kötüye, doğruya, yanlışa… Bir üst akıl tarafından belirlenmiş kurallar ile değil. Bunun temelini ise Urobuchi’nin bir röportajında söylediği “Bazen adalet duygusu olan insanları gördükçe… Onları mahvedesim geliyor!” sözlerinde görebilirsiniz.

fate-1

Toplumun belirlediği etiğe ve kanuna farklı gözle bakan Urobuchi’yi en iyi anlatan hikayelerinden bir diğeri ise Fate/Zero’da Saber için çizdiği hikayedir bana göre. Erdemli ve doğrucu olarak gördüğümüz Saber’ın efendisi olan Kiritsugu Emiya, Saber’a işlerin her zaman erdemle ve toplum ahlakıyla çözülmeyeceğini çok güzel anlatır. İskender ile girdiği “krallık” üzerine sohbeti ise bir noktada Saber’da -ve muhtemelen bir çok insanda- olan erdeminin aslında her zaman işe yaramadığını gösteren başka bir dialogdur. Burada da aklıma Urobuchi’nin başka bir röportajında söylediği şu sözü aklıma geliyor; “Bazı insanlar için adalet, diğerlerinin kötülüğüdür. İyi niyet, kibarlık ve umut insanları mutlu etmez.” Mahou Shoujo Madoka Magica’daki hikayesinin temelini bile bu sözüne dayandırabilirim. Madoka’nın ne kadar sevimli ve insanlar için her zaman iyi şeyler olmasını istemesinin aslında seride hiç bir etkisi olmadığını hatta çoğu zaman işleri çıkmaza soktuğunu izleyenler hemen hatırlayacaktır. İşte bunlar aslında genel olarak baktığımızda bir nihilizm örneği.

1-MahouSoujo-1021x505

Urobuchi hikayelerinde karanlık öğeler kullanıyor olsa da bunu müziklerle ve yönetmenlikle de desteklenmesi lazım ki ortaya başarılı bir iş çıksın. Müzikal olarak baktığımızda, Fate/Zero ve Mahou Shoujo Madoka Magica gibi yapımlarda çalıştığı Yuki Kajiura, Psycho-Pass’de çalıştığı Kanno Yugo ve Aldnoah.Zero’da çalıştığı Hiyoruki Sawano onu en iyi anlayan isimlerin başında geliyor. Çalıştığı yönetmenlerde ise Fate/Zero’da Ei Aoki ve Mahoujo Shoujo Madoka Magika’da Akiyuki Shinbou ile uyumları dikkat çekiyor. Hatta bu isimler ve işlerindeki uyumları üzerine ayrı bir yazı bile yazılabilir. Fakat şimdilik bu kadar yeterli sanırım.

Evet, Gen Urobuchi ve işlerini tanıtmaya çalıştım elimden geldiğince. Bu yapımlardan izlemediğiniz ya da mangalarından okumadığınız varsa hepsini tavsiye olarak da görebilirsiniz. Yukarıda saydığım karanlık anlatımları, plot twistleri ve ucundan kıyısından distopyaları seviyorsanız zaten en sevdiğiniz senarist olacaktır kısa sürede.

Bu yazı ortak çalışma yaptığımız www.birdizihaber.com adresinde yayınlanmıştır.



bazen hayatımın kalanını sadece anime/dizi/film izleyerek geçirmek istediğim doğrudur.


Translate »