Japonya’nın En Kozmopolit Kenti: Kobe Gezi Rehberi

Kobe, Honshu adasının güneyinde yer alan, denize bakan bir tepenin üstünde konumlanmış harika bir şehirdir. Japonya’nın en kozmopolit şehridir demek yanlış olmayacaktır. Japonya’nın Çin ile ticaret yaptığı dönemlerden bu yana önemli bir liman kenti olması sebebiyle yerleşim açısından en çok tercih edilen şehir olmuştur. Eğer Kobe’ye gideceksiniz ve kendinize bir rota oluşturacaksanız, rahat olun! Çünkü Kobe, adımlayarak gezmek için Japonya’daki en uygun kent! Kobe’nin küçük oluşu, gelenlere yürüyerek gezme imkânı sağlasa da illaki yürümek zorunda değilsiniz. Raylı sistem öylesine ustaca döşenmiş ki gideceğiz her yere bu raylı sistem sayesinde ulaşabiliyorsunuz. Nasıl gezeceğimizi anlattığımıza göre gelin birlikte nereleri gezeceğimize bakalım.

Kobe’ye geldiyseniz ilk durağınız “Hakutsuru Sake Müzesi” olabilir. Bu müze, Kobe’nin en meşhur sake üreticisinin müzesidir. Sake üretiminin geçmişten günümüze nasıl evirildiğini müzedeki rehber eşliğinde gözlemleyebilir, turunuz bittiğinde ise ücretsiz sake tadımı yapabilirsiniz.

Sonraki durağımız ise “Nunabiki Şelalesi”. Burası için yeryüzündeki cennet demek yanlış olmaz herhalde. Öyle bir yer ki tarih boyunca pek çok sanat eserine ilham vermiştir. Dört bölümden oluşur ve en yükseği 43 metredir. Her güzelin olduğu gibi Nunabiki Şelalesinin de bir kusuru var tabi ki. Buraya ulaşmanız için 400 metrelik bir tırmanışı göze almanız gerekiyor. Şelalerden çıkınca “Ikuta Tapınağına” uğrayalım. Bir rivayete göre bu tapınak MS. 201 yılında kurulmuştur ve sake üretiminin başladığı yerdir.

O kadar yer gezdikten sonra yemek yememiz için durmamız gerek değil mi? Japon mutfağı, coğrafi konumu gereği balık ve diğer deniz ürünlerinin sıklıkla kullanıldığı bir mutfaktır. Diğer Asya ülkelerinin mutfağıyla tek farkı yağ ve baharat kullanımının daha az olmasıdır. Kobe’ye geldik, peki ne yiyeceğiz? Elbette sushi! Off bunu biliyoruz dediğinizi duyar gibiyim. Tabi ki bununla sınırlı kalmayacağız ve akashi-yoshi ile buna alternatif oluşturacağız. Akashi-yoshi, ahtapotlu yumurta toplarıdır. Diğer alternatifler ise protein açısından zengin chanko-nabe ve gyoza dediğimiz çin mantısıdır. Yiyecekleri söyledikten sonra bu yiyecekleri tüketebileceğimiz mekânları da söyleyelim. Hirai, Mikami, R Valentina, KobePlaisir, WantoBurger, GrillJujiya gibi mekânlarda Kobe’nin eşsiz mutfağını deneyimleyebilirsiniz.

Yalnızca gezip, yemek yemekle kalmayalım. Gelmişken festivallere de uğrayalım değil mi? Ekim aylarında Kobe’ye geldiyseniz Motomochi Müzik Haftasına denk gelmişsiniz demektir. Kasım ayında ise Arima Çay Seronomisi. Ocak ayı, belki de büyüleneceğiniz Buz Festivalinin olduğu dönem. Mayıs ayı ise Kobe’nin kendine has kültürünü gözlemleyebileceğiniz Kobe Festivaline ev sahipliği yapmaktadır.

Kalktınız taa Japonya’ya kadar geldiniz. Aman ha, sakın resmin tatillere denk gelmeyin. Belki de gezinizi planlamadan önce bakmanız gereken en önemli şey budur. Sizin için şuraya resmi tatil tarihlerini de not edelim!

Yeni yıl (1 Ocak), Ulusal Kurtuluş Bayramı (11 Şubat), İlkbahar Gündönümü (21 Mart), Yeşillik Bayramı (29 Nisan), Anayasa Günü (3 Mayıs), Ulusal Tatil (4 Mayıs), Çocuk Bayramı (5 Mayıs), Sonbahar Gündönümü (23 Eylül), Kültür Bayramı (9 Kasım), İşçi Günü (23 Kasım) ve İmparatorun Doğum Günü (23 Aralık)

*Bu yazı Japon Sineması E-dergisinin 20.sayısında yayınlanmıştır.




Translate »