Japonya’nın Atalara Saygılı Kalp Dini: Shinto Felsefesi

M.S. 6. yüzyıla değin adı bile konulmamış olan Şinto inancı, Japon kültürünü fazlasıyla etkilemiş olan Çin kültüründen gelen Budizm ve Konfüçyanizm’in gölgesinde kaldı. Hatta Budist rahipler, Şinto tapınaklarını ele geçirip budistleştirdi. Bu sentezden doğan Ryobu Şintoizmi,-Budizm ağırlıklı olmak üzere- Budizm, Konfüçyanizm ve Şintoizm’in bir karışımıdır.

18.yüzyılda Şintoizm; milliyetçi adanın dışındaki dinsel etkilerden hoşnutsuz bir hareket çerçevesinde tekrar tarih sahnesinde yerini almaya başladı. Bu Neo-Şintoizm inancında, Japon imparatorunun Japonya’da doğal bir hakka sahip olduğu kabul görülür. Dünya’nın en eski hanedan soyu olan JaponYamato Hanedanı’nın geçmişi M.Ö. 660 yılında doğan ilk Japon İmparatoruJinmu Tennō’ya kadar dayanır ve mitolojiye göre, Jinmu Tennō’nun, Güneş Tanrıçası Amaterasu’nun soyundan geldiğine inanılır ve bu yüzden her Japon imparatoruna “Güneşin oğlu” da denir. Şu anki Japon İmparatoru Akihito’nun, Jinmu Tennō’nun 125. kuşak torunu olduğuna inanılır.

Şinto’nun Özellikleri ve Felsefesi

Şinto’yu mükemmel bir şekilde anlamak, Japon ulusunu ve kültürünü derinlemesine anlayabilmeyi sağlar. Karmaşık bir felsefe ve karmaşık ritüeller Şinto’da yer almaz. Şinto bir devlet dini olmaktan ziyade, kalp dinidir. Şinto, Japon yaşamına sinen doğal ve gerçek spritüal güçlerdir. Şinto bir yaratıcı, bir diğer deyişle, yaşamı meydana getiren ilkelerdir. Şinto ilkeleri; Japon kültürünün, ahlakının, güzel sanatlarının, ailenin ve ulusal yapının temelidir. Şinto, Japonya’nın sosyal ve dinsel yaşamını gençleştiren, canlandıran temel unsurdur. Bunun yanında Şinto, bir tür bireysel dindir ve her varlığı kutsallığa ve tanrısallığa atfeden bir tür panteizmdir. Bu bireysellikten ötürü, Şinto rahipleri, tapınaklarda vaaz vermez, dogmatik vaazlar Şinto’da yer almaz; çünkü insanların varlığı ve tanrısallığı kendi kendilerine düşünüp anlayabilecek kadar zeki olduklarını varsayarlar. Bunun yanı sıra, her Şinto tapınağı birbirine benzemez ve her biri, varlığın farklı farklı parçalarını sembolize eder: So Ise Jingu, Şinto ve Japonya arasındaki ilişkiyi, Fushimi İnari Taisha ticaret ve tarımdaki başarıyı, Tsubaki Jinja insanoğlu, doğa ve tanrı arasındaki uyumu sembolize eden tapınaklardır.

Bu inanca göre, ulus, bireylerin oluşturduğu uyumlu bir bütündür; bu yüzden, Japonlar için günahlardan arınma, bireylerin teker teker günahlardan arınması değildir, tüm bir ulusun günahlarından arınması demektir. Kami aracılığı ile doğa ve insanoğlu arasındaki uyuma inanılır. Şinto’nun amacı, insanların mutlu bir yaşam sürmesini sağlamaktır.

Şinto teolojisine göre,  Ame no mi naka nushi  ilk tanrıdır ve mutlak evrensel benliktir. Üç adet Musubi tanrısının etkinlikleriyle – ki bu etkinlikler: yaradılış ilkesi, tamamlanma ve madde ile ruh, görünen ile görünmeyen, gerçek ile ideal arasındaki kontrol edici bağdır – Ame no mi naka nushi‘den Görünen dünya (Ken Kai) ve görünmeyen dünya (Yu Kai) meydana gelir. Bu karşıt ve çelişik nitelikler sadece işlevsellik bağlamında vardır. Mutlak evrensel benlik, bu çelişik niteliklerden etkilenmez ve bu benlik, karşıt ve çelişik niteliklerin ötesindedir.

Tanrının temsilcisi ve doğrudan varisi olan Japon imparatoruna olan mutlak sadakat, atalara saygı, ebeveynlere karşı saygı ve bağlılık, çocuklara sevgi büyük evrensel yolun temel yapısını meydana getirir.

Temizlik Şinto ahlakının temel erdemlerindendir. İki adet temizlik vardır: bedensel temizlik ve kalben temizlik. Eğer insan kalben temizliğe erişmişse, tanrının farkına varabilecek, bir diğer deyişle, tanrısallığa katılabilecek. Kötü ameller kirlilik, iyi ameller temizlik olarak adlandırılır.

Şinto’nun On Emiri

–  Tanrının iradesine karşı gelme.

– Atalarına karşı görevlerini unutma.

– Devlet iradesine karşı suç işleme.

– Felaketleri ve belaları engelleyen, hastalıkları iyi eden tanrıların sonsuz iyiliğini unutma.

– Dünyanın büyük bir aile olduğunu unutma.

– İnsan olarak kendi sınırlarının olduğunu bil.

– Başkaları öfkelense de, öfkelenmemeyi bil.

– İşinde tembel ve ağır kanlı olma.

– Öğretime, hocalığa ayıp getirme.

– Yabancı öğretime karşı koy.




Translate »