Japonya’nın Alain Delon’u : Ken Takakura

Ken Takakura ya da “Ken San”, o kadar önemli ve sevilen bir oyuncuydu ki, belki de “Japonya’nın en büyük oyuncusu” dememiz gerekir. Aynı zamanda bir şarkıcı olan ve 2014 yılında, 83 yaşında hayata gözlerini yuman KenTakakura, Japonya’dan Amerika Birleşik Devletlerine uzanan yolda tam 200 filmde rol aldı ve Martin Scorsese, RidleyScott, John Woo, Paul Schrader, Michael Douglas gibi sinema devleri ile çalıştı.

“Japonya’nın ClintEastwood’u” ve Japonya’nın AleinDelon’u olarak anılan sanatçı,  1931 yılında Fukuoka’da dünyaya geldi. 1963 yılında Toei stüdyoları ile sözleşme imzaladı ve romantik karakterlerden ahlak yoksunu gangster tiplerine kadar çeşitli roller oynadı ve yakuza filmleri ile şöhrete kavuştu. Ancak bu rollerin şimdi anlaşıldığı gibi “gangster” rolleri olmadığını belirtelim. Bu Yakuza filmleri “Ninkyoeiga” olarak adlandırılan bir alt türe aittir. Bu tür, Amerikan Ganster filmlerinden fazlaca esinlenmiştir. Temel olarak; görevi ve duyguları arasında çatışma yaşayan karakterlerin hikâyelerini yansıtır.Sanatçı filmlerde soğukkanlı bir rol çizer.

1960’lar Japonya’nın ikinci dünya savaşının ve atom bombasının etkilerini üzerlerinden henüz atamadığı ve beyaz perdede, “sokaklarda adalet dağıtan” kahramanlar görmek istedikleri zamanlardı. 1965 tarihli AbashiriPrison adlı film, sanatçının çıkış yaptığı yapım olmuştur. 1970 tarihli TooLateTheHero ve 1975 yapımı TheYakuza filmleri ile uluslararası çapta tanınmaya başlanmış, 1975 yılında Michael Douglas ile oynadığı Black Rain filmi ile daha da şöhret kazanmıştır.

KenTakakura, Çin’de popüler olmuş az sayıda Japon oyuncudan biridir. JunyaSato’nun yönettiği 1976 yapımı suç filmi Kimi yo FundonoKawa o Watare, Çin’deki kültür devriminden sonra gösterilen ilk yabancı filmdir.

Aktörün en önemli özelliklerinden biri de rolü ne olursa olsun büyük bir titizlikle çalışmasıdır. Yakuza filmleri ile tanındığında gerçek yakuzalar ile görüşmüş, Mr. Baseball filminde yan rolde olmasına rağmen rolüne büyük bir titizlik ile yaklaşarak Japon kültürünü yansıtmaya gayret göstermiştir.

Sanatçı Japonya’da büyük saygı görmüştür. Filmlerdeki soğuk kanlı tavrı ve melankolik tarzı ile milyonlarca Japon gencine rol model olurken, 1960’lardaki liberal ve kapitalist yükselişle kaybolmaya başladığı düşünülen muhafazakâr Japon değerlerini çağrıştırdığı için diğer yaş grupları arasında da büyük saygı görmüştür.

Ünlü yazar ve muhafazakâr politikacı ShintaroIshihara, sanatçıyı “Son büyük yıldız” olarak anar. Sanatçının 2014’de vefat etmesi ile Japon Sinemasının altın çağının son oyuncusu da aramızdan ayrılmıştır.

Oyuncu aynı zamanda birçok ödül de kazanmıştır. Ancak hiç kuşkusuz en büyük ödül, 2012’de Japonya’nın en büyük ödülü olan ve Japon İmparatoru tarafından, imparatorluk sarayında bir törenle verilen “Order of Culture”dır.

Sanatçının rol aldığı birkaç filme göz atalım:

Abashiri Prison (Abashiribangaichi, 1965)

1965-1972 arası 17 filmi çekilen bir seridir. Son sekiz bölüm hariç tümü TeruoIshii tarafından yönetildi. Bu film, KenTakakura’nın çıkışyaptığı film olarak bilinir. Amerika’nın Alcatraz hapishanesine denk diyebileceğimiz, Japonya’nın efsanevi hapishanesi Abashiri’den kaçışı anlatan heyecan verici bir yapımdır. Filmde, ninkyoeiga türünün bazı özellikleri görülürken, Takakura’nın soğukkanlı karakteri dikkat çeker.

Bu film, Takakura’nın en önemli filmlerinden biridir. Yapımın hemen her bölümü yılın en çok iş yapan filmi olmuştur. Bu film, sanatçıyı çağının en popüler oyuncusu haline getirmiştir.

Theater of Life (Jinseigekijo, 1963)

Theater of Life, ToeiStüdyosu yönetmenlerinden TadashiSawashima tarafından yönetilmiş Ninkyoega türünün ilk büyük hit filmi olmuştur. Filmin başarısı, bu tür filmlerin çekilmesinde itici güç vazifesi görür. Bu filmle birlikte tecrübeli başrol oyuncusu KojiTsuruta, türün en büyük yıldızlarından haline gelir. KojiTsuruta filmde soylu bir yakuza kahramanı canlandırır. Bununla birlikte bu film Takakura’nın kariyeri adına da önemlidir. Sanatçı bu filmde kötü, ama kendisinden beklenmeyecek bir asalete sahip; yapmak zorunda kaldığı şeyleri gerçekleştirmekten memnun olamayan bir tipi canlandırır. Bu film, KenTakakura’nın yıldızı olacağı türe attığı ilk adımdır.


Wolves, Pigsand Men (Okamitobutatoningen, 1964)

Finansal yönden bir başarı kazanamamış da olsa bu film yönetmen KinjiFukasaku’nun sanatsal açıdan atılım yaptığı yapımdır. Sıradışı kamera kullanımı ve ahlak yoksunu insan davranışları ile dolu filmde KenTakakura’yı en şeytani rollerinden birinde görüyoruz. Amacına ulaşmak için öz kardeşine bile işkence etmekten çekinmeyen karakter diğer filmlerde görülen asil davranışları bir tarafa bırakır.

Bullet Train (Shinkansendaibakuha, 1975)

Toei stüdyoları, ninkyoeiga türü filmleri yapmayı bırakınca, KenTakakura’nın kariyeri geçici bir darbe aldı. Kahraman yakuza lider adamı imajından kurtulma girişiminde bulunan Takakura, çeşitli “kahraman olamayan” rollerde yer almaya çalıştı. JunyaSato’nun “Bullet Train” adlı filminde talepleri yerine getirilmezse Japon hızlı trenini patlatmakla tehdit eden bir teröristi canlandırdı.

Film gişe rekorları kırdı. Amerika’da yeniden çevrimi yapıldı. Bu yeniden çevrim, KeanuReeves’in rol aldığı ünlü Speed (1994) filmidir.

Bullet Train, sanatçının kariyerinde yeni bir sayfa açtı ve üzerine yapışan tür oyuncusu sıfatından kurtulmasını sağladı.

Sanatçının aldığı ödüller:

Japon AkademiÖdülü,(OutstandingPerformanceby an Actor in a Leading Role)

1978 –TheYellowHandkerchief

1981 – A DistantCryfrom Spring

1982 – Station

1999 – Poppoya

Japon Akademi Ödülü, (Special Award of HonourfromtheAssociation)

2013

Blue Ribbon Ödülleri

1977 – TheYellowHandkerchief

1999 – Poppoya

Japon Onur Madalyası  (PurpleRibbon) (1998)

Kültürel Yeterlilik Sahibi (2006)

Order of Culture (2013)

Junior Third Rank (2014; ölümünden sonra verilmiştir)

*Bu yazı Japon Sinemasi E-dergisinin 20.sayısında yayınlanmıştır.




Translate »