Japonya’dan Bağımsız Sesler: J-Indie

Indiependent music, indie music, indie- rock, pop, shoegaze… Liste uzar gider böyle. Bu yüzden biz sadece indie diyelim, bütünümüzü ele alalım. E nedir peki bu İndie? Indiependent (bağımsız) kavramından türemiştir.. Adından da anladığımız kadarıyla bağımsız, yani; büyük ticari şirketler yok (küçük olanları var ama), eser üretiminde sanatçı sadece kendi başınadır. Şimdi bu indie kavramını alıp pop, rock, rap gibi müzik türlerinin başına koyarsak o müziğin türü olur. Yani alternatif bir şeyler. Ama son zamanlarda “İndie” kavramı tamamen bir müzik türü olarak veyahut noise müzik, psychedelic müzik, experimental işleri kapsayan bir terimolarak anılıyor.

E şimdi başına “J” geldi ama ne olacak? Çok güzel tadından yenmez bir iş olacak. Çünkü karşımıza Japanese Indiependent Music (Japon bağımsız müziği) çıkacak. Çok klişe olacak biliyorum ama, Japon ne yapsa oluyor. Salça yapsa olur, turşu kursa olur, uçak yapsa olur, ee işte müzik yapsa olur. Ki yapmışlar zaten. Çılgın J-popçular bir yanda, sınır tanımayan J-rock şahsiyetlerinin yanında,  biz biraz daha underground kalalım, J-rock alt türü olalım ama , mis gibi J-indie yaparız demişler. Müzik yapmasına yapmışlar fakat underground kalamamışlar. Şimdi burada konuya bir es verip, J-İndie’nin kökenlerine kısaca bir el atalım.

1976’dan beri J-Indie

           Neden 1976? Ya 1976 öncesi bağımsız müzik Japonya’ya henüz seyahat etmemişti, ya da 1976 öncesi gerçekten underground indie idi. Bildiğimiz en eski indie müzik temelleri 1976’ya dayanıyor. Bunu ben söylemiyorum tabi. Kato Davis Hopkins, Dokkiri!: Japanese Indies Music  adlı kitabında böyle diyor.

           90’lar öncesi bu dönemde Japon indie müzik sahnesi genellikle Tokyo ve Kansai’de şekilleniyor ve dönemin öne çıkan iki önemli sanatçısı, yaşayan efsaneler, on parmaklarında yirmi marifet, güzel müzisyenler; Merzbow ve Keiji Haino. Günümüzde daha çok noise ve experimental işler yapan müzisyenler başka bir müzik akımı Japonoise’un da ataları ama fazla derinlere inmemek gerek. Zira 90’lar öncesi gece kulüpleri ve partilerde yaptıkları indie, şuan ki konumun temeli. Keiji Haino 18 stüdyo albümü yapmış, ilham dağıtmış gençlere. Ama Merzbow daha insafsızmış. Ne alaka diyorsunuz duyuyorum. Alaka şu ki Merzbow tamtamına 280 tane stüdyo albümü yapmış, 280… Müzik yapmamış, yazmış.  Bu kadar Merzbow ve Keiji Haino güzellemesi yeter. Zira şuan çok indie değiller.

           90’lara geldiğimizde daha şekillenmeye başlayan bir J-indie selamlıyor bizi. Shonen Knife, CORNELIUS gibi daha yumuşak seslerin yanı sıra Boredoms, Melt-banana, Acid Mothers Temple gibi vurucu, kırıcı sesler görülüyor. Shonen Knife o zamanın çıtır kızları olarak indie pop-punk konusunda iyi işler yapmışlar. İlk singleları neon zebra başta olmak üzere, riding on the rocket, Brown mushrooms, wonder wine gibi şarkıları o dönem iyi izler bırakmış. Ama CORNELIUS… İşte gerçek bir indie. Asıl adı Keigo Oyomada bildiğimiz manada J-İndie’nin yapıtaşlarından. Şuan 47 yaşında olan müzisyen 5 albüm, 12 single çıkardı. 2007 yılında elektronik müzik dehası Ryuichi Sakamoto ile çalıştı. Perfect Rainbow, Freefall, Chapter 8 gibi parçaları ses getirdi. Ayrıca Japonya dışına açılma şansı yakaladı. Kıymet bilmemek her kültürün bir parçası olsa gerek ki, en son albümü 2006 çıkışlı Sensuous oldu. Sizi ne kadar etkiler bilemem tabi ama, Youtube adlı güzide web portalından CORNELIUS’un Drop-Do it again, Breezin’, Music gibi parçalarına bir kulak kabartmanızı isterim. Hani aklınızda bulunsun.

           Burada atlıyorum, 89-90 yıllarında David Hopkins’in kurduğu Public Bath Records’a. Adından anlaşılacağı üzere plak şirketi. Ama öyle bir plak şirketi ki iyi mi yaptı kötü mü yaptı bilemiyoruz. Az önce adı geçen Boredoms gibi noise müzik yapan müzisyenler dışında, indie müzisyenlere de yer verdi. 90’lı yıllarda müzisyenler bu plak şirketiyle çalışmak istedi. Çünkü Public Bath Records bünyesinde barındırdığı müzisyenlerin eserlerini yurtdışına taşıyor, dünya da tanınmalarını sağlıyordu. Ancak bu yönüyle popüler kültür unsurları taşıdığı ve gitgide büyüyen çapta bir plak şirketi olduğu için, indie ruh köreldi, ocağına incir ağcı dikildi. Ardılları olan P.S.F records, her ne kadar daha önce kurulmuş olsa da dünyaya daha sonra yayılan Avex records (ben Ayumi Hamasaki diyeyim siz anlayın) geldi. 1993 yılında az önce bahsettiğim CORNELIUS, kendi plak şirketimi kurarım dedi ve Trattoria Records’u kurdu. (Bu arada bahsedilen indie plak şirketleri sadece indie müzisyenler  çıkaran plak şirketi anlamında değil, bağımsız olan plak şirketi anlamındadır.) Trattoria Records; Amerikalı Papas Fritas, yine Amerikalı The Apples in Stereo, Citrus, Takako Minekawa, OOIOO gibi gruplara ev sahipliği yaptı. Yani her şey iç içe girmişti artık.

Günümüz: Japonya’da Indie Öldü Mü?

            Bu bölümü “Yine de şahlanıyor aman!” kafasıyla okuyalım. Hatta sadece burayı okuyalım. J-İndie’nin en tadından yenmez zamanlarına getirdim sizi. Kafa karışıklıkları, tartışmalar, oturmayan düzen… The fin., Weaver, Cero, D.A.N… Liste uzar gider. Ama öncesinde sizden yazının yukarılarında bir yerlerde verdiğim bir “es”i hatırlatmak isterim. Fumi Chikakoshi, Guardian UK yazarı ve diyor ki “J-İndie’de asıl mesele, indie ve yer altı müziğin nasıl tanımlandığı.”  ve devam ediyor; “Bir zamanlar indie, ticari beklentiler olmadan, bir şeylere karşı fakat ahlaklı ve büyük bir etiket bantı altına atılmamış imzalar demekti. Günümüzde ise indie gruplarının ne indie tavır ve indie müziğe dair bir fikirleri var. Onlar sadece büyük bir sözleşme için İndie müziği basamak olarak kullanıyor. Japonya’da indie müziği bu tavır öldürüyor.” İşte o verdiğim “es” ile burayı bağlayabilirsiniz. Ancak bir İndie grubunun sadece 100.000 satabildiği bir dönemde ne kadar ruh aranabilir? Bu insanlar müzik mi yapsın, yemek mi yesin?. Kesin olarak söyleyebileceğim tek şey indie plak şirketleri şuan sadece indie müzik yapanı değil, underground olanı destekliyor, menşei fark etmeden.

          Bu kavram karşmaşası içerisinde 2007’de kurulan AI Entertainment Inc., Loop Ash, Tokto Jupiter Records gibi bağımsız plak şirketleri, ortaya karışık seçenekler sunan ve bünyesinde indie müzisyenler barındıran Hip Land Music Corporation varken, şimdi birde “işte gerçek indie ruh budur!” diyeceğini internet plak şirketleri (Net Labels) sektörde kendilerine yer açıyor. Minus N, Maltine Records, Youth records, Bunkai-Kei Records, Bump Foot, MarginalRec., Altema Records vs…   Bu arada soundcloud, bandcamp gibi portallardan bahsetmiyorum bile.           

Son olarak indie müzisyenlerin seslerini duyurma yöntemlerinden biri olarak etkinlikler, paneller var. Mesela Türkiye’de düzenlenen cosplay etkinlikleri gibi yurtdışında düzenlenen etkinliklere gidip müziklerini sergiliyorlar. 2015-2016’da “Anime Boston” etkinliklerinde çeşitli indie ekipler yer almıştı. 2017’de de yer alacaklar. Hani giden olursa falan bilin istedim (Giderseniz bana fotoğraf atın olur mu?)

Mesela sadece müzik grupları için düzenlenen etkinliklerde mevcut.

Velhasıl-ı kelam, artık bu nasıl vehasıl-ı kelam ise, indie müzik ile indie plak şirketlerini birbirinden ayrıralım, ayırmayanları uyaralım. Bir İndie ekip normal bir plak şirketi bünyesi içerisinde yer alabiliyorken, bir indie plak şirketi bünyesinde J-pop grubu bulundurabilir. Odaklanmamız gereken ise sadece “İndie Müzik”.

Yazar: Songül Soysal