Japon Tarihine Ayna Tutan Başlıca Japon Kitapları


Murasaki Shikibu’nun Günlüğü – Murasaki Shikibu

Türkiye İş Bankası Yayınları, Çev: Esin Esen, 144 s.

1008-1010 seneleri arasında yazıldığı tahmin edilen bu günlük, edebi olduğu kadar tarihsel bir metin olma özelliği de taşımaktadır. Gerçek ismi bilinmeyen Murasaki Shikibu, Heian Dönemi Japonya’sında imparatorluk sarayının nedimelerinden biriydi. Aynı zamanda şiir, günlük ve roman da kaleme alıyordu. İlk modern roman olduğu konusunda bazı otoritelerin anlaştıkları “Genji Monogatari” isimli dev roman da Shikibu’nun kaleminden çıkmıştır. Heian Dönemi’nde kadınlar devletin yazılı dili olan Çinceyi öğrenmiyorlardı, zira buna izin yoktu. Kadınlar daha çok kendilerine has bir dil oluşturmuş bununla eserler veriyorlardı. Ancak Shikibu çocukluğundan itibaren Çinceyi öğrendi ve klasikleri okudu. Bu vizyonu doğrultusunda yasaklara karşı gelen Shikibu eserlerini ortaya koyma başarısını gösterdi. Bu günlükte yazar, dönemin saray hayatını, kostümlerden dekorlara saray eşrafının sahip olduklarını gözler önüne sererken, diğer yandan da dönemin tören ve ritüel geleneğiyle ilgili önemli bilgiler vermektedir. Aynı zamanda hayatı büyük bir sır olan Shikibu’nun kendisiyle ilgili verilere de büyük ölçüde bu eserden ulaşılmaktadır.


Yastıkname – Sei Shonagon

Metis Yayınları, Çev: Kitap Çevirmenleri Girişimi Ortak Çevirisi, 384 s.

“Yastıkname” Japon kültürünün hazinesi sayılan eserlerden birisidir. Hem Japonya’da hem de dünyada önemli klasiklerden sayılır. Tek başına Japon tarihine dair binlerce bilgi girdisi yapmamıza olanak sağlayan bir özelliğe de sahiptir. Sei Shonagon da tıpk ıShikibu gibi saray nedimesidir ve saray hayatında aklına ne geliyorsa, ne gözlemlediyse defterine yazmıştır. 1000 yıllık bir geçmişten elimize gelen bu kitap ile de Shonagon, zuihitsu isimli türün ilk ve belki de en önemli örneğini vermiştir. Shonagon’un kitabını iki yönlü incelemek en doğrusu olur: Tarihsel ve edebi olarak. Tarihsel bir metin olma özelliği, dönemin kalemlerinin genelde sükûnetten yana olduğu bir ortamda kaleme alınmasından gelir. Zira Shonagon’un verdiği kapalı kapılar ardındaki bilgilerin teyidi yapmak oldukça zordur. Shonagon tek başına sır perdesi olarak kalacak bir alana ışık tutmuştur. Edebi tarafı ise, yazarın anlattıklarını benzersiz bir dille aktarmasından ileri gelir. Zaman zaman kendi içine kapanan dili ile o zamanların edebi alışkanlıklarına ters düşen modern bir biçeme yaklaşır ve üslubun nitelik açısından gelişmişliği hayran bıraktırır. Aynı zamanda ülkemizde Kitap Çevirmenleri Girişimi ile Türkçeleşen kitap, 83 çevirmenin aktif çeviri yaptığı bir eser olmasıyla da farklı bir yerde durmaktadır.


Nazlı Kar – Jun’ichiro Tanizaki

Can Yayınları, Çev: Esin Esen, 838 s.

Tanizaki’nin 1943-49 seneleri arasında kaleme aldığı, başyapıtı olarak da kabul edilen bu roman aslında tamamen tarihsel konulu ya da tarihsel bir metin olma özelliği taşımıyor. Fakat dört kardeşin üzerinden anlattığı uzun dönem süresince Tanizaki Japon sosyal hayatının tarihini kurmacasına çok güzel yedirmiştir. Orhan Pamuk’un “Cevdet Bey ve Oğulları”, Thomas Mann’ın “Buddenbrooklar”ı nasıl bir yapıya sahipse bir benzerine burada da rastlarız. Ancak Japon kültürünün eşsizliği eseri dünya okuru için daha da cazip kılmaktadır. Bir yanda seller, depremler; bir yanda Japonya’nın modernleşme sancıları, bir yanda kadının o topraklarda değişen konumu bu büyük romanda incelikle işlenmiştir ve okurlara benzersiz bir tecrübe sunmaktadır.


Sessizlik– Shusaku Endo

Zeplin Kitap, Çev: Rumeysa Nur Ercan, 240 s.

Geçtiğimiz sene hem Tükçeleştirilen hem de Martin Scorsese tarafından film haline getirilen “Sessizlik” en önemli tarihi romanlardan biri sayılmaktadır. Shusaku Endo Japonya’da çağdaş dönemin en önemli yazarlarından birisidir. Hatta Japon Kültür Nişanı’nı alan ender yazarlardandır. Bütün eserlerinin omurgasında örtük ya da açık bir şekilde Katolizm vardır. Endo’nun katolizmi pesimist ve oldukça karanlıktır. 1966’da kaleme aldığı “Sessizlik” de bunun doruk noktalarından birisidir. Portekizli Cizvitlerin Hıristiyanlığı Japon topraklarında yaymaya çalıştıkları zamanlarda geçen kitap hem güçlü tarihsel örgüsüyle hem de alt metne yerleştirilmiş evrensel sorgulamalarıyla çok katmanlı bir okuma sunar. 17.yy Japonya’sında gerçekleşen ve Hıristiyanlık tarihinin en kanlı infazlarına sahne olan Japonya; eserde Katolizm, kültür, Budizm, inanç, biyat ve sistem karmaşasıyla beraber, edebiyatın silahlarını da yanına alarak Endo tarafından çok iyi bir şekilde anlatılmış, ortaya “Sessizlik” çıkmıştır.


Nagazaki – Yuichi Seirai

Dedalus Yayınları, Çev: Devrim Çetin Güven, 312 s.

“Nagazaki” son dönem yazarlarından Seirai’nin tüm dünyada ses getiren hikâye kitabıdır. İçerisinde bulunan altı öykü birbirinden bağımsız olaylar anlatmasına rağmen tema olarak aynı çemberin etrafında dönerler. Nagazaki şehrinin de bir karakter gibi öykülerde kendine yer bulduğu bu kitapta, olaylar şehrin travmatik geçmişinden alınmış ve o olayların günümüzdeki insanlara etkileri gözler önüne serilmiştir. Hem II. Dünya Savaşı’nda Nagazaki’ye atılan atom bombasının etkileri hem de 16.-17.yy’da Nagazaki’de Hıristiyanlara yapılan zulümlerin zihinlerdeki izi güncel zamanın içerisinde bir hayalet gibi zaman zaman kendilerini gösteriyorlar. Geçmişin geleceğe insanlar aracılığıyla nasıl sıkıca kenetli olduğunu her bir öyküde dokunaklı ve gerçekçi bir anlatımla okuma fırsatı sunuyor.


Atom Bombası Çocukları – Arata Osada

Onur Yayınları, 88 s.

Bu minik kitapta, akademisyen Arata Osada’nın atom bombasında hayatta kalmış çocuklarla yaptığı görüşmelerden bazıları yer alıyor. Yaşları 5 ile 18 arasında değişen bu çocukların bomba öncesi, esnası ve sonrasına dair tanıklıkları kan donduracak cinsten. Bunların bir kıyamet sonrası kurmacasından alıntılar olmadığını bilmek, anlatılanlara olan mesafeyi yok ediyor ve bir süre sonra çocukların anıları midenizde kramplar oluşturmaya başlıyor. İnsanın insana politik amaçlar uğruna böylesi acılar çektirmesinin çirkinliğiyle bir kez daha karşı karşıya gelip, minicik çocuklardan yola çıkıp çok daha büyük sorgulamalara dönüyorsunuz. Tarih kitaplarında bir cümle ile anlatılan bir olgunun, her bir insanın gözünden ayrıntılanması olaya daha da içinden yaklaşmanızı sağlıyor ve empati duygusuyla okuyanı iki büklüm ediyor.


Yengeç Konserveleme Gemisi – Kobayashi Takichi

Ayrıntı Yayınları, Çev: Devrim Çetin Güven, 160 s.

31 yaşında, çok genç yaşta hayata veda eden Kobayashi Takici’nin bu romanının mangası daha önce Yordam Kitap tarafından ülkemizde yayımlanmıştı. Ondan aşina olduğumuz hikâyeyi şimdi orijinal metinden okuma fırsatına sahip olduk. Japonya’dan çıkan en önemli proleter edebiyatı örneği olma özelliğine sahip olan “Yengeç Konserveleme Gemisi” Rus yönetmen Ayzenştayn’ın kült filmi “Potemkin Zırhlısı”nı andırmakta. Bir gemideki işçilerin kötü koşullara başkaldırısını anlatan kitap dönemin kızıl ruhuna ayna tutan bir roman. Takici’nin okuduğu gazete haberlerinden yola çıkarak kaleme aldığı “Yengeç Konserveleme Gemisi” aynı zamanda Japonya’daki bir kuşağın sesi olması özelliğiyle de dikkat çeken tarihi bir kurmaca. Devrim Çetin Güven’in güzel çevirisi de cabası.


Aşkı Seven Beş Kadın – İhara Saikaku

Truva Yayınları, 128 s.

Ülkemizde “Samuraylar Arasında Aşk” ile birlikte basılan iki Saikaku kitabından biri olan “Aşkı Seven 5 Kadın” beş öyküden oluşmaktadır. Tıpkı “Samuraylar Arasında Aşk” da olduğu gibi tematik olarak birbiriyle bağlantılı öykülerden oluşan “Aşkı Seven 5 Kadın” 17.yy Japonya’sının insanına dair önemli tespitlerde bulunur. Samurayların arasındaki eşcinsel ilişkiyi işlediği diğer kitabında olduğu gibi bu kitabında da Saikaku alışılmışın dışındaki konuları işlemekten çekinmeden, söylenilmesinden kaçınılmış konuları öykülerine yerleştirmiştir. Yazdığı dönemin kadınlarına ve aşkı yaşama şekillerine dair emsalsiz bilgileri de bu kitabında vermiştir.


 




Translate »