Japonya’nın Tarantinosu Takashi Miike

Eğer hiç Takashi Miike filmi izlemediyseniz, çok şanssızsınız demektir. Zira yılda 5-10 film çeken bu “sıra dışı” adamın hiçbir filmine dek gelmemek pek olası değil. Hele Türkiye’de festivaller kapsamında filmleri sıkça gösteriliyorken.

Takashi Miike’ı anlamak için pek çok author yönetmen gibi sinemasını incelemek lazım. Ama sinemadan önce şunu belirtelim: Bu adam, 20’li yaşlarının ortasına kadar profesyonel bir motosiklet yarışçısı iken, “bedava” diye gittiği film çekme kursundan sonra üç yılda 23 film çekecek bir kafaya ulaşıyor. Hem de bu filmler öyle sıradan işler değil. Herhalde sadece bu bile dahi yönetmen hakkında bir fikir sahibi olmamıza yardımcı olabilir.

1960 doğumlu yönetmen, 1991 yılında bu yana yüzden fazla sinema, video ve TV yapımına imza attı. Yapımları şiddet içeren eserlerden, aile ile izlemeye uygun içeriklere kadar geniş bir yelpazededir.

Yönetmen, 90’lı yılların sonu, 2000’lerin başında dünyaca ünlü bir yönetmen haline gelerek özellikle sadist karakterlerin klasik japon korku unsurları veJapon kültürüyle birleştirerek ön plana çıkmıştır.

Takashi Miike çok üretken bir yönetmen. Filmlerinin yıllara göre sıralandığı internet sayfalarında yaptığı işler görülebiliyor. Sıklıkla korku filmi yönetmeni olarak anılsa da kendisi bunu kabul etmiyor. Gerçekten de onu Tarantino gibi bir yönetmen kategorisinde görmek daha doğru olabilir. Bu arada Tarantino da Takashi Miike’nin hayranlarından biri. Yönetmenin “Ichi the Killer (2001)” adlı filmi,Quentin Tarantino‘nun Kill Bill(2003) filminin kimi sahneleri için esin kaynağı olmuştur. Bu bir çıkarım değil. Tarantino’nun bizzat kendi ifadesi. Hatta Tarantino onun filmlerinin birinde oynamış bile. Tarantino, Japon işi bir western filmi olan Sukiyaki Western Django/ Düello (2007)’da Ringo karakteri ile boy göstermiştir.

Takashi Miike sinemasında kurgu, sinematografi ve vurucu temalar ön plana çıkar. Özgün senaryolar yerine var olan hikâyeleri kullanır ve bunları yorumlayarak izleyiciye aktarır.Filmlerinde Japon efsanelerinin önemli unsurlarını kullanmaktadır. Filmlerinde yönetmenin dehası hissedilmektedir. Ancak filmlerin zaman zaman rahatsız edici boyutlara ulaştığı da düşünülebilir. Filmlerinde vahşet ve psikolojik gerilim üst düzeydedir.

Yönetmen, çektiği filmlerde küçük rollerde karşımıza çıkar. Sokakta dayak yiyen adam, yürüyen adam, aşçı gibi roller. Ayrıca filmlerinde Yakuza konusunda sıklıkla göndermeler yapar.

Takashi Miike, aşırı derecede şiddet ve cinsel sapkınlıkları; şok edici sahnelerle tasvir ettiği için şöhret kazanmıştır. Filmleri çarpıcı kan dökme sahneleri içerir. Filmlerinde anime/animasyon tarzı çekilmiş sahneler de vardır. Çalışmalarının çoğu, suçlular (özellikle yakuza) ya da Japonya’da yaşayan Japon olmayan yabancılarla ilgilidir. Yönetmen, karanlık mizah anlayışıyla bilinir ve sansür sınırlarını olabildiğince zorlar.

Şöhretini şiddet dolu filmlere borçlu olsa da, Miike çeşitli türlerde filmler yönetti. Çocuk filmleri(Zebraman-2010, The Great Yokai War-2005), dönem filmleri (Sabu-2002), bir yol filmi(The Bird People in China-1998), bir gençlik filmi (Andoromedeia-1998) ve bir müzikal-komedi-korku filmi (The Happiness of the Katakuris-2001)yaptı. Ayrıca video oyunu uyarlamaları (Like a Dragon-2007, Ace Attorney-2012) da çekti.

Miike sık sık kendi tarzını takip eden hayran kitlesine yönelik Izo (2004) ve Three… Extremes (2004)gibi filmler çekerken, ana akım filmlere dâhil edilen korku filmi One Missed Call (2003)ve fantastik yapım The Great Yokai War (2005)’u da yaptı.

Yönetmen, Starship Troopers (1997)’ın favori filmi olduğunu söylemektedir. Ayrıca Akira Kurosawa, HideoGosha, David Lynch, David Cronenberg ve Paul Verhoeven‘e hayranlık duymaktadır.




Translate »