Japon Sinemasının Dişi Yüzü I Setsuko Hara

setsuko-hara1

Bugün Başta Ozu’nun bi filmleri olmak üzere Japon sinemasında başyapıt kabul edilen birçok filme ruh veren Setsuko Hara’nın ölüm haberini aldığımız için oldukça derin bir keder içerisindeyiz. Hara’ya karşı vefa borcumuzu ödemek için, Donald Richie’nin kaleme aldığı Ozu’ kitabından bir bölümü sizinle paylaşıyoruz.

Setsuka Hara adeta Yasujiro Ozu’nun filmleri ile özdeşmiş bir oyuncu. Öyle ki Hara bir nevi Ozu’nun kadın arketipi, unutulmuş öbür parçası olarak görülüyordu. Elbette ki onun oyunculuk kariyeri Sadece Ozu filmlerinden ibaret değildi. Hara’da diğer oyuncular kadar çeşitli bir oyunculuk kariyerine sahipti.

1920 yılında dünyaya gelen Hara, eniştesi, Yönetmen Hisatora Kumagai aracılığı ile 1935 yılında Nikkatsu Film Stüdyolarında çalışmaya başladı. Ama onu kısa sürede popüler yapan proje ise Arnold Franck’in Alman- Japon ortak yapım filmi ‘ The New Eart’ filmiydi. Hara Bu filmde Kendini aktif bir volkana atarak kurban eden iyi kalpli bir bakireyi canlandırıyordu.

Yasujiro Ozu ve Setsuko Hara

Bu rolden sonra Hara birden bire Japon Savaş filmlerinin kriz sahnelerinde kendisini feda eden ‘Japon Kadını Rolü’ için aranan oyuncu olmaya başladı. Onun oluşturduğu bu algı, Akira Kurosawa’nın ilk savaş sonrası filmi ‘No Regrets For Our Youth’ filmine kadar devam etti. Bu filmle izleyicinin kafasında oluşturduğu profili değiştiren Hara, daha sonrasında birbirinden çok farklı ve bireysel birçok farklı karakterlerde seyircisinin karşısına çıktı.

Örneğin Kimisaburo Yoshimura’nın ‘ A Ball At The Anjo House’ filmi ve Keisuke Kinoshita’nın  ‘Here’s To The Girls’ filmlerinde iyimser ve geleceği parlak yeni bir ‘ Japon Kadını’ nı canlandırdı. Bununla birlikte Haranın üstlendiği rol ise, hayatı boyunca oğlu, kocası ve yahut babasını destekleyen sabırlı bir Japon kadınıydı. Hara birçok kadın filmi çekti. Bunlardan en asil olanı Mikio Naruse’nin filmlerinden biriyken, en eğlenceli olan ise anaç ve merhametli güneş tanrısı Amaterosu Omikom’i canlandırdığı Hiroshi İnagaki’nin ‘The Birth Of Japan’ filmi idi.

Setsuko Hara

Hara 1961’e kadar Ozu ile çalışmaya devam etti. – Bu on iki yıl devam eden başarılı bir iş arkadaşlığıydı. Ozu’nun Hara için bulduğu roller, Hara’nın kariyerini çatışmalar üzerine kuruyordu. Bu çatışmalar, karakterin kendi bireyselliğini açığa vurma ile geleneksel ailevi kişiliği ile yaşama devam etme seçenekleri arasında yaptığı seçim şeklinde beyaz perdeye yansıyordu.

Bahsettiğimiz bu çatışmanın gün yüzüne çıktığı film ise şüphesiz ki ‘Late Spring’ filmiydi. Bu filme birlikte tanıştığımız Noriko ailesi ile bazı fikirleri yüzünden çatışan evlikten ve yetişkin olmaktansa babasının muhafazası altında yaşamak isteyen bir genç kızdır. Bir taraftan toplumun ondan beklentileri vardır, diğer yandan kendi duyguları… İşte bu tüm bu karmaşık çatışmalar Noriko karakterinde hayat bulmaktadır. Dolayısı ile bu tablo oldukça ilginç bir ikilemi barındırmaktadır.

Setsuko Hara 1

‘Early Summer’ filminde ise bu sefer Noriko karakterini evlenmek isteyen ve bu isteğinin arkasında ailesinin onayına ihtiyaç duymaksızın duran daha olgun ve tecrübeli biri olarak görüyoruz. (Ozu ve onun senarist yoldaşı Kogo Noda Hara’nı canlandırdığı karakterlere çokça kez bu ismi verdi. Tüm karakterler arasında da su götürmez bazı bağlantılar vardı)

1946 yılında çekilen filmde ise Noriko 1951 yılında çekilen filme daha muhafazakâr bir hayata sahip ama kendi bağımsızlığı gözeten bir karaktere hayat veriyor. Ama çatışma çatışmadır ki zaten Ozu’nun asıl istediği şey de budur. Hara’nın da sorunsuz bir şekilde öğrendiği ve sahnelediği şey de yine bu duygu çatışmasıydı. Tüm bunlara bakıldığında da açıkça görülüyor ki Ozu’nun filmleri Hara olmasaydı çok farklı olurdu. Zaten oda tıpkı bir sanatçısının hangi renkleri kullanacağını bilmeksizin resim yapamaması gibi, kendisinin de yazılacak olan sahnelerde kimin oynayacağını bilmeksizin film çekemeyeceğini söylemişti. Hara yalnızca Ozu’nun yarattığı karakterlere uygun değildi, dahası o, karakterleri yeniden yorumluyordu.

Setsuko Hara 2

Hara’nın bir diğer filmi ise ‘Tokyo Story’ idi. Bu filmde Noriko karakterini evlenip boşanmış, be sebepledir ki ailevi tüm bağımlılıklarından sıyrılmış biri olarak görüyoruz. – Ama yine de Noriko karakteri kardeşlerinin arasında ailesine karşı geleneksel bir tavırla saygı göstermeyi gözeten tek kişidir- Bir kez daha toplumun beklentileri ile bireysel eğilimlerin ayrı düşmesi resmedilmektedir.

‘Twilight in Tokyo’ filminde ise eşinden ayrıldıktan sonra eroin batağına düşen Noriko’nun toplumsal rollerinden ayrılışını izliyoruz. Tüm olup bitenlerden sonra Noriko çözümü kocasına geri dönüp evliliği yeniden deneme fikrinde bulacaktır. Hara bu filmde onu bırakıp, ayrı bir aile kurmak istemeyen bir kız çocuğunun annesini canlandırmaktadır. ‘Late Spring’ filminde Noriko’nun tıpkı babasına karşı tutunduğu tavrın aynısıdır, ama sefer roller değişmiştir, o artık yetişkin ebebeyin tarafındadır. Noriko kızının kendisine ait bir hayatı olması gerektiğini bildiğinden bu fedakârlığı istememek konusunda oldukça ısrarlıdır.

Setsuko Hara 3

Ozu ile son filmi olan ‘The End of Summer’ filminde, aynı Tokyo Story’de olduğu gibi Hara’yı  yine dul bir genç kadın rolünde izliyoruz. Ama şimdi, ilerlemiş yaşına rağmen, yeniden evlenmek üzerine kafa yormakta ve istediği partneri seçme hakkını savunmaktadır. Toplumun eğilimleri ile kendi beklentileri arasında ki çatışma bu filmde de devam etmektedir. Tabi ki Ozu’un filminlerinin ayrılmaz bir parçası olan toplum-birey çatışmasını azaltılması oldukça gülünç olurdu. Öte yandan filmlerde ki bu yapı Haru ve Ozu’nun kariyerinin şekillenmesinde ki mihenk taşlarından biriydi, öyle ki birbirini yansıtıyordu.

Her ne olursa olsun, ‘The End of Summer’ bu ikilinin birlikte yaptığı son işti. Bunu izleyen iki yıl içerisinde Ozu vefat etti ve Hara oyunculuk kariyerine son verdi.  Bunu kararını duyurduğunda henüz kırk üç yaşındaydı ve görünürde böyle bir şey yapmış olmasını gerektiren hiçbir şey yoktu. Onun bu ani kararı çok eleştirildi. Çünkü bir Ozu karakteri asla böyle davranmamalıydı.

Hara’yı tanıtan ve ona hatırı sayılır bir yatırımda bulunan stüdyosu, onu bu kararından vazgeçirmek için çok dil döktü. Hatta ona verdiği kararın Ozu ile başlattıkları ‘ Kadınca Olmayan’ -bağımsız Japon kadını hareketi- fikrini yerle bir edeceğini bile söylediler. Ne var ki Hara’nın da bazı sebepleri vardı. O Setsuko Haru değildi. Tüm oyunculuk kariyeri stüdyosunun onun için seçtiği ‘ Masae Aida’ üzerine kuruluydu. Ama artık Hara kendisi olmak istediğini söylüyordu.

Setsuko Hara 5

Bu tam Setsuka tarzı verilen bir karardı. Önceleri bu kararında bazı şüpheleri olsa da daha sonrasında tüm bu şüphelerinden arınmıştı. Öyle ki bu yaptığı Hara’nın tek taktir edilmeyen hareketiydi. 1935 yılında beyaz perde de ilk kez görüntülendiğinden bu yana, Hara pek kez eleştirildi. Ama bunlardan hiçbiri onun emekli olmasını istedikleri şeklinde değildi. Dolayısıyla Hara’nın bu kararı vermesinin herhangi mantıklı açıklaması yoktu, sağlığı yerindeydi, manevi bir zorunluluk içerisinde değildi, ya da tutkuyla yapmak istediği gönüllü bir iş yoktu… Hara Öylece emekliye ayrılıp Kamakura’da küçük bir eve taşındı (Burası Ozu ile birlikte pek çok film çektikleri yerlerden biriydi) ve bir daha ekranlara dönmedi. Hara, tanıyıp sevdiğimiz kadın, Japonların ‘ Sonsuz Bakire’ olarak bildikleri kadın… şimdi yalnızca siyah beyaz filmlerde yaşıyor. Kamakura’da başıboş meraklarının peşinden koşan yaşlı ve evde kalmış bir karakter. Daha fazlası değil.

Geçmişe dönüp baktığımızda, Hara’nın aldığı bu kararın asıl sebebini açıkça görebiliyoruz. Bizim Noriko’muz hayatı boyunca ondan beklenenler ile kendi yapmak istedikleri arasında mücadele verip durdu, sonunda karar verdi ve kendi istediği şeyi yaptı. Onu tekrar gün yüzüne çıkarmak için girişilen çabalar ise hep sonuçsuz kaldı. Ozu’nun belgeseli çekildiğinde bile bunun bir parçası olmayı reddetti. Hatta Ozu vefat ettiğinde cenazesine bile katılmadı. Nihayetinde Setsuka Hara kendi kişiliğine kavuşmuştu.

 Donald Richie (1924-2013) Akura Kurosawa ve Ozu’nun filmi Hunderd years Of Japanese films (Japon Filmi’nin Yüzyılı) ‘i de içeren, Japon sineması üzerine sayısız kitabın yazarı

 Çeviren: Yeter Şeko



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.


Translate »