Japon Sinemasında Kadının Yolculuğu

Erken Dönem Japon Sineması

Japonya, yedinci sanat olan sinemayla karşılaması ilk kez Lumiere Kardeşlerin 1896’da Paris’de yaptıkları film gösterimden bir yıl sonrasına rastlar. Fransız ve Amerikan film yapımcıları, yeni pazarlar için arayışlara girerler ve bu pazarlardan birisi de Japonya’dır. Tokyo’da birkaç gün arayla halka açık film gösterimleri gerçekleştirirler. Sinemaya ilgi o kadar fazladır ki 1903 yılında Tokyo’da ilk sinema salonu hizmete girer. Zamanla Japonların ilgisini çeken bu sanat, öylesine özümsendi ve Japonlaştırıldı ki kabuki oyunlarını kameraya almaya ve tekniği kendi sanatlarına uyarlamaya, hatta Rus-Japon savaşında cephelere film ekibi göndermeye kadar ilerler. Bu olumlu gelişmeler devam ederken ilk Japon filmi 1898 yılında Game of Autumn Leaves çekilir. Kimilerine göre tartışmalı olan bu ilk film için 1902 yılındaki Tsukemichi Shibata’nın Momijigari filmi de aday gösterilir. 1912’de Japonya’da dört bağımsız film şirketi yer alır: Yoshizawa Shoten, Yokota Sokai, M. Pathe (Fransız Pathe şirketinden bağımsız) ve Fukudo. Bu dört şirket daha sonra birleşerek daha sonra Japonya’da etkili olacak Nikkatsu stüdyosunu oluştururlar. Yavaş yavaş bir sistem haline gelmeye başlayan Japon sinemasında tiyatro ile uzun yıllar devam edecek ikili ilişki böylelikle başlar. Sessiz dönemde kabuki oyunları sinemaya aktarılır, benshi adı verilen anlatıcılar tarafından filmler seslendirilir. Öyle ki bu benshi sistemi ile Japonlar filmleri uzun yıllar sessiz olarak izlemek zorunda kalır. Ve hatta kabuki tiyatrosunun gelenekleri dolasıyla uzun yıllar Japon sinemasında kadın oyuncular rol alamazlar.

İzumo no Okuni

Japon sinemasının bir döneminde ve teknik dilinin oluşmasında oldukça önemli bir yere sahip olan İzumo no Okuni, 1600’lı yıllarda alt sınıfları, özellikle de gittikçe güçlenen tüccar sınıfının tiyatrosu olarak ortaya çıkmıştır. Entrika, intikam, doğaüstü olaylar, yüksek macera ve karmaşık aşk ilişkilerinin ele alındığı kabuki tiyatrosu, ilk kez Japon şintoist tapınağında görevli olan bir kadın dansçı olan İzumo no Okuni tarafından icat edilir. İlk zamanlar tapınak içerisinde doğan ve dini öğelerle ele alınan kabuki oyunları, zamanla din etkisinden arınarak günümüzdeki formatına kavuşur. Abartılı jestler, gösterişli kostümler ve ağır makyajın yer aldığı tiyatroda, sahne diyaloglarına, aksiyona (dans-jest-hareket) önem verilmiş ve görsel-işitsel öğeler arasında tamamlayıcı bir ahenk yakalanmıştır.

İlk kez bir kadın bir din insanı İzumi no Okuni’nin girişimleri doğan kabuki tiyatrosunun zamanla ün kazanmasından ve kadınlara yönelik cinsel yaftalardan dolayı daha sonra kadınların kabukide oyunculuk yapması yasaklanır. Ve böylece kadın rollerini omnagata adı verilen erkek aktörler canlandırmaya başlarlar. Böylece tiyatronun getirmiş olduğu güç, para ve makam kadınlardan erkeklere geçer. Kadınların temsiliyeti peruk, makyaj, kostüm, jest ve dans etrafında dönmeye başladı. Müzikle olan ilişkisi ile öne çıkan omnagatalar, repliklerini şarkı söyler gibi söylemesi, buz kesilmiş gibi sahnede durmaları ve gözlerini seyirciye dikmeleri ile akıllarda yer ettiler.

Maid of the deep Mountains, Norimasa Kaeriyama

Erkeklerin egemenliğinde yol alan ilk dönem Japon sinemasında ‘’onna kabuki’’ adında sadece kadınlardan oluşan tiyatro oyunlarının da gösterime alındığı temsillerde sınırlı da olsa yer almıştır. 1920’lerin başına geldiğimizde Japon sinemasında çok az sayıda kadın oyuncu bulunmaktaydı. Çünkü dişiliğin, kadınlığın bir onnagata tarafından daha iyi temsil edileceğine inanılıyordu. Bu inanış, sektörde birçok film stüdyosu kurulmasıyla ve yabancı romanlardan uyarlanan çağdaş konuları ele filmlerin varlığıyla birlikte sinemada kadının varlığı da tartışılır hale geldi.  Bu girişimler kısa sürede meyvelerini vermeye başlar ve 1920’de Kokkatsu stüdyosu oyamalar (onnagata) yerine kadın oyuncuları filmlerde tercih etmeye başlar ve ilk olarak da Norimasa Kaeriyama’ya film yapma fırsatı verir. Şirket, Jiro Yoshino tarafından yönetilen dramalarda kadın oyunculara yer vermeye başlar. Kantsubaki (Kış Kamelyası, Ryoha Hatanaki, 1921) gibi gerçekçi anlatıma sahip filmlerde, Reiko no wakare (Ruhsal Işığın Kıyısında, Kiyomatsu Hosoyama, 1922) gibi dışavurumcu dile sahip filmlerde kadınlar yer almaya başlarlar. Ve yine bu dönemde Teynosuke Kinugasa’nın teşvikleriyle birlikte ilk kadın oyunculardan olan Harumi Hanayagi ve Yaeko Mizutani’nin kadın oyuncu rollerinde yer almasıyla Japon sinemasında kadınların görünürlüğü artmaya başladı.

Tokuko Takagi and Chimpei Takagi
Setsuko HaraJapon sinemasının erken döneminde tanınan ilk kadın oyuncu Tokuko Nagai Takagi oldu. Tokuko, 1911’den itibaren Japonya ve İngiltere’de sergilediği dans performansı ve oyunculuğu ile adından söz ettirmeyi başardı. 1911 yılında The East and the West (1911) filmindeki rolüyle ses getirir ve Japon sinemasında kadının sesini duyurur. Daha sonra yıllarda The Birth of the Lotus Blossom (1912), For the Mikado (1912) ve Miss Taqu of Tokyo (1912) gibi filmlerde rol alır. Tokuko’nun bu başarısı diğer kadın oyuncular içinde cesaret verici olur ve Japon sinemasında Machiko Kyo, Setsuko Hara, Kinuyo Tanaka ve Hideko Takamine gibi yıldız isimler ortaya çıkar.

Japon sinemasının tekniğinde önemli yeri olan kabuki oyunlarının bir kadın tarafından bulunması ve daha sonrasında kadın oyuncuların tiyatroda oynamasının yasaklanması ile uzun yıllar sinemada görünmeyen kadın yüzü verilen uzun uğraşlar sonucunda hak ettiği yeri kazanmıştır. Zaman zaman Setsuko Hara, Machiko Kyo gibi isimlerle ünleri denizaşırı ülkelere kadar ulaşmış, zaman zaman sistemin bir parçası olarak seks filmlerinde rol almış, korku filmlerinde korku unsuru olarak sunulmuş olsa da kadının sinemadaki savaşı Japonya’da devam etmektedir.

*Bu yazı Japon Sinema Dergisinin 7. sayısında yayınlanmıştır. Dergideki diğer yazıları okumak için tıklayınız.



20 Mart 1991 ‘de Yomra ‘da doğdu. 2010’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden Haziran 2014’de mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sinema bölümünde Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışmaları: Afrika ve Osmanlı Belgeseli projesinde yapımcı asistanlığı, Marmara Medya Merkezi Tasarım Birimi Öğrenci Koordinatörlüğü, İGİAD Gençlik Kurulu Koordinatörlüğü, Avrupa Rüyası Projesi sanat yönetmenliği yapmıştır.