Japon Şiirin Sanatsal Formu: Tanka

Japon Şiiri ve Tanka

Japonya’da bilinen en eski ve en geniş kapsamlı şiir antolojisi, Manyoshu’dur. Bu derlemenin, 8. yüzyılın ikinci yarısında oluşturulduğu tahmin edilmektedir. 20 kitapta toplanan yaklaşık 4500 şiir, halk ve askerden Japon İmparatoru’na kadar geniş bir kitle tarafından kaleme alınmıştır. Derlemeye kimin başladığı belirsizse de, son halini veren kişinin Omono Yakamochi olduğu bilinmektedir. Bu şiirlerden 4200 tanesi waka olup, geri kalanı nagauta formundadır. Japonya bu dönemde dünyanın en gelişmiş uygarlıklardan biri olan Çin’e (Tang Dönemi 618-906) elçi ve öğrenciler göndermiştir. Bu yüzden Çin şiirlerinden de türlü izler ve örnekler de taşımakta olan eser Japon kana yazısının gelişme devrine rastladığından Çin alfabesiyle yazılmıştır.

Japonya’da Heian Dönemi’nde (794-1185)  kendine özgü bir kültür ortamı oluşmaya başlamış, Çin alfabesinin yerine kanaadı verilen alfabe oluşturulmuştur. Böylece, Çince karakterlerle anlatılamayan Japonsu duygu ve düşüncelerin rahatlıkla ifade edileceği bir ortam doğmuştur. Bu da waka’nın gelişmesini sağlamıştır. Bilinen en eski waka antolojisi Kokinshu’, İmparator Uda tarafından saray şairlerine derletilmeye başlanmış, oğlu İmparator Daigo tarafından devam ettirilen çalışma 920 yıllarında tamamlanmıştır.Derleyenlerden Ki no Tsurayuki, bu kitabın önsözünde Japon şiirinden söz eder.

“Japon şiirinin kaynağı insanın yüreğidir. (…) Çiçekler arasında şakıyan bülbülü, göldeki kurbağanın bağırışını duyup da şiir yazmayan biri olabilir mi? Şiir, çaba harcamadan yeri ve göğü hareket ettirir; görülmeyen şeytan ve tanrıları merhamete getirir; kadın ile erkek arasında güzel bağlar kurar ve sert savaşçıların yüreklerini dinginleştirir.”

Bu cümlelerde şiirin gücünün olağan açıklamasının dışında, doğaüstü varlıkları etkileyen yetisinden söz edilmesi dikkat çeker. Batı’da, doğaüstü varlıkların söyleyeceklerini esin verdikleri medyum/şairler aracılığıyla dile getirdiklerine inanılır.  Japonya’da ise, şairler esin perisi ya da ilahi varlıklardan medet ummazlar. Çünkü Japonya’daki her şey gibi, şiir de tanrılarla birlikte doğmuştur. Sanatta harikulade güçler yer alır ve bunlar insanın yeteneğinin ötesinde değil, insanla birliktedir. Tsurayuki şiirle teselli olunan durumlardan bazılarına şu örnekleri verir: “İlkbahar sabahında açmış çiçekleri görünce, sonbaharda dökülen bir yaprağın yere ulaştığında çıkardığı sesi duyunca, çimen üzerindeki çiyi görüp yaşamlarının kısalığı ile ilgili düşüncelerle irkilince, çok sevildiğini düşünürken göz ardı edilince.” Bu haller Japon şiirinin temel konularıdır ve hiç biri esin perisine gereksinim duymaz.

Tsurayuki tarafından belirtilen Japon şiirinin ikinci özelliği ise, şiirin arabuluculuk yapmasıdır. 1000 yıllarında yazılmış Genji Öyküsü’nü okuyasıya değin Japonya’da şiirin kur yapmak için kullanılabileceğini aklımıza getirmemiş olabiliriz. Sarayda aristokrat kadınların, seçilmiş müstakbel eşleri dışındaki erkeklerle görüşme olasılıkları çok düşüktü. Âşıklar arasındaki konuşmalar, ancak kadının bir perde arkasında yer almasıyla mümkün olabilirdi. Sarayda yüz yüze konuşma imkânından yoksun âşıklar, mevsimine göre erik ağacı çiçeği kokusunun serpildiği ya da akça ağacın kızarmış yapraklarına tutturulmuş notları birbirlerine gönderirlerdi. Bu notlar içinde şiirler de yer alıyordu; ancak içeriklerinden ziyade, kaligrafisi ile değerlendiriliyordu.

Şiirin Sanatsal Formu: Tanka

Tanka otuz bir heceli şiir olup, geleneksel olarak tek bir kırık çizgiyle yazılmıştır. Bir waka biçimi olarak tankaya “kısa şarkı” diyebiliriz. Beş satırlı, 5/7/5/7/7 hece ölçüsüne sahiptir. Orjinal olarak Tanka’nın ortaya çıkışı 7.yüzyıla dayanır. En saf haliyle, tanka şiirleri en çok şükran ifadesi, sevgi ya da kendi kendini yansıtma olarak yazılmıştır. Çok uzun bir gelişme devresinden sonra bu form bir ekol haline gelmiştir.  İlk üç dizeye ” üst kıta” anlamında KAMİ NO KU, son iki dizeye de ” alt kıta” anlamında SHİMO NO KU denir.

Tanka’nın ilk üç dizelik bölümünü bir şairin, ikinci bölümünü yanıt niteliğinde ikinci bir şairin söylediği olur. Haiku ise buradaki ilk üç dizenin bağımsızlaşıp tek başına kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır.

Birçok yönden, tanka, tabiatın muamelesi bakımından sonat ile benzemektedir. Sonat gibi, tanka da görüntü incelemesinden kişisel cevabın incelenmesine geçişi işaret eden önemli bir görüntü olarak bilinen bir dönüş kullanır. Bu dönüş, üçüncü satırda, kami-no-ku (üst şiiri), shimo-no-ku (alt şiir) ile birleştiriyor.

Büyük tanka şairleri arasında Lady Akazone Emon, Yosano Akiko ve 400’den fazla tanka içeren temel Japonca nesir metni The Tale of Genji‘yi yazan Lady Murasaki Shikibu yer almaktadır. Bunun dışında tanka formunu İngilizce kulllanan Amy Lowell, Kenneth Rexroth, Sam Hamill, Cid Corman ve Carolyn Kizer gibi şairler de vardır.

Büyük Tanka şairlerinden Akiko Yosano’nun bir şiirinden örnek verecek olursak;

after my bath

I dress myself smiling

in the long mirror

a portrait of yesterday

one cannot deny

 

banyodan sonra

gülümseyerek giyindim

uzun bir aynada

dünün portresi

inkar edemezsin

İlk üç satırı okursanız bir fikir edinebilirsiniz, ancak son üç satırı okuduğunuzda zamanında bir geçiş yaptığını ve size çok farklı bir şiir vermek için bir görüş eklediğini göreceksiniz. Tanka’nın üst ve alt kısımları arasındaki bu gerginlik, ona bir şiir vermenin güçlüğünü artıran ve sevindiren enerjiyi veren şeydir.

Tahmin edebileceğiniz gibi, 1500 yıldan uzun süredir kullanılan bir şiir formu, yüzyıllar boyu gelip gitmiş birçok yönerge, kural ve değişikliklere sahiptir. Eğer form ile ilgileniyorsanız, üzerinde çalışmak ve öğrenmek çok şey var !



Yıldızlı gecelerin peşinde bir Van Gogh aşığı...


Translate »