Japon Müzik Pazarına Bakış

yuya-matsushita

Japon modern kültürün belki en etkileyici, şaşırtıcı bazen dehşet bile verici kısmı modern Japon müziğidir. 1960’lı yıllarda Japonya’da Batı müziğin yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan Japon popüler müziği günümüzde adeta bir fenomene dönüştü.
Kökleri Batı müziklerinden büyük ölçüde etkilenmiş olsa da Japon sanatçılar, pop veya rock gibi çok yaygın müzik tarzlarına Japon kültürünü, Japonlara özgü estetik ve zevk duygularını katarak yepyeni ve çok değişik müzik pazarını yaratmaya başardılar. Japonya’nın müzik pazarı o kadar çeşitli ve dinamiktir ki herkes kendi zevklerine göre bir şey bulabilir.
Pazarın büyük kısmını Batı ülkelerinde de olduğu gibi gençlere hitap eden pop (idol kültürü) ve rock müzikleri oluşturmakta. Fakat daha dar kesimlere yönelik ama daha de değişik ve ilgi çekici Enka, Japon klasik müziği, Japon Jazz, Japanoise (Japon Noise müziği) gibi çeşit çeşit tarzlar da var.
Japonya’da pazarlama anlayışı çok ilginç, hatta Japon modern kültürüne aşina olmayanlara aşırıya kaçmış ve abartılmış gibi gelebilir. Müzik pazarı da istisna değil. Amerika ve Avrupa gibi büyük müzik pazarlarında son 10-15 yılda görünen müzik pazarın ve pazarlamanın “dijitalleşmesi” Japonya’da da yer alsa da “eski”, Batı’da artık ya kullanılmayan ya da yavaş yavaş yok olan pazarlama yöntemleri uygulanılıyor. Örneğin, sanatçıların çeşitli radyo veya TV programlarına katılmaları, billboardlarda ve reklamlarda yer almaları. Batı’da yavaş yavaş tarihe karışan müzik dergileri de Japonya’da hala çok yaygın, hatta sayları daha da çok artıyor.
Bu durum doğrudan Japon tüketim kültürüne ve pazar özelliklerine bağlıdır. Japonya’da hala CD/DVD’ler iTunes’e tercih ediliyor (bir komplo teorisine göre büyük müzik şirketleri dijital müzik pazarının gelişmesini istemiyorlar). CD ve DVD fiyatları yasal olarak belirleniyor ve versiyonlara göre değişiklik gösteriyor. Mesela, bir albümün Regular, Limited ve Deluxe versiyonları olabilir. Limited ve Deluxe albüm versiyonlarının yanında bonus DVD (konser, müzik klibi, sahne arkası çekimleri vs) veya foto kitapçık olabilir. Ayrıca albüm çıkışını kutlamak için fanlar için el sıkışma veya imza seansları düzenleniyor.

c10-tandon-album-release-a-20150304
Fan kulüp kültürü de çok gelişmiş. Neredeyse her az çok popüler grubun veya müzisyenin kendi fan kulübü var (genellikler sadece Japonya’da yaşayan fanlarla sınırlı, yurtdışından fan kulübe üye olmak imkansızdır). Fan kulüp üyeliği ücretli olup bir sürü ayrıcalık veriyor. Örneğin, fan kulüp üyelerine özel dergi, hediyeler, görüşmeler, hatta seyahatler düzenlenebilir. Ve tabi ki konserlerde fan kulüp üyelerine özel yerler veriliyor.
Konserler de müzik grupların ve sanatçıların önemli gelir kaynaklarından biridir. Konser biletleri hiç ucuz sayılmaz (biletlerde de farklı uygulamak oluyor, mesela, exclusive biletler ücretsiz hediye alma hakkını verebilir vs) ama küçük konser kulüplerinden 55.000 kişi kapasiteli Tokyo Dome stadyuma kadar hiçbir konser alanının boş durduğu gün yok gibi. Ve tabi ki her sanatçının ilk Tokyo Dome konseri kariyerindeki en önemli bir aşama olarak görünür.
Bir Japon sanatçının kariyerinde önemli bir rol oynayan bir unsur daha Oricon Chart’tır. Hem Tokyo Dome, hem de Oricon Chart’ı fethetmiş J-pop sanatçılarından AKB48, ARASHI, Exile, SMAP, Namie Amuro, J-rock sahnesinde de The GazettE, L’Arc-en-Ciel, Glay, X Japan, B’z gibi gruplar öne çıkıyor. B’z grubu da, Hollywood’s RockWalk’ta el izleri ve imzalarını bırakmış ilk Asya’lı grup oldu.

*Bu yazı Japon Sineması SONATA dergisinin 1.sayısında yayınlanmıştır. Dergiyi okumak için tıklayınız.