Japon Mitlerinin Aynası I Ugetsu Monogatari

ugetsu2-1600x900-c-default

Zorluklarla dolu bir hayat hikayesi olan, sinemaya oyunculukla atılan, döneminin en iyi üç yönetmeninden biri sayılan, dünya çapında popülerleşmesini sağlayan Ugetsu ve Sansho the Bailiff gibi filmlerin altında imzası olan yönetmen kim diye sorsak cevaba epey yaklaşmış oluruz sanırım: Nam-ı diğer Kenji Mizoguchi’den bahsediyoruz. Usta yönetmen 58 yıllık hayatına Alman dışavurumcu uyarlamalardan başlayarak toplumcu filmlere, yeni gerçekçilik etkisindeki filmlerden hükümet güçleri için propaganda filmlerine kadar son derece geniş ve zengin bir filmografi sığdırabilmiştir. Bu yazının konusu ise onun unutulmaz filmi Ugetsu olacak.

16. yüzyılda savaşların eksik olmadığı dönemde bir ülke. Açgözlülük ve kör edici hırsla dolu iki erkek: çömlek yapıp şehirde satarak daha fazla gelir elde ettiğini anlayan köylü Genjuro ve samuray olmak için her şeyi gözden çıkarmış, kendinden başka kimseyi düşünmeyen Tobei. Ortak özellikleri ise ailelerinin hayatlarını umursamayacak kadar saplantılarına düşkün olmaları. Öte yandan erkeklerin eşleri Miyagi ve Ohama ise tam tersi özellikler sergilerler. Köyleri askerler tarafından basıldığında herkes canını kurtarmak için evlerini terk ederken Genjuro çömleklerini bırakamaz, karısı Miyagi ise en makul olanı, kendilerinin ve küçük çocukları Genichi’nin hayatta kalabilmesi için bir an önce evlerini terk edip daha güvenli bir bölge olan ormanlık alana gitmelerini ısrarla söyler. Ohama ise kocasının samuray olma saplantısıyla dalga geçer, yeteneksizliğini yüzüne vurur ve öncelikli görevlerini düşünmesini söyler durur ama dinletemez. Filmde kadın karakterler sağduyunun, makul temsilcisidirler.

Filmin üzerinde durulması gereken bir başka teması ise hırs ve açgözlülüğün zemin bulmakta zorluk çekmediği savaş ortamıdır. Savaş, yarattığı tamahkarlık canavarıyla aileleri, çiftleri, ilişkileri ve toplumu tahrip ve tahrif eder.

ugetsu
Ugetsu aynı zamanda bir “ghost story” ve “jidaigeki” (dönem draması) dır. Ueda Akinar’ın aynı isimli kitabından uyarlanmıştır. Kurosawa’nın Rashomon filmi ile birlikte Batı’da Japon sinemasını popülerleştiren filmler arasında sayılır. Büyük oranda “crane shot”ların kullanıldığı, kameranın şiirsel bir akıcılıkta ilerlediğini görürüz film boyunca. Örneğin, Leydi Wakasa’nın Genjuro’yu açıkhavada banyo yaparken ziyaret ettiği sahnede Wakasa Genjuro’ya eşlik eder ve havuza girerken etrafa su sıçrar ve kamera sıçrayan suyu takip ederek bizi bir sonraki sahneye, Wakasa ve Genjuro’nun kırda piknik yaptığı sahneye götürür. Ayrıca meşhur göl sahnesi filmin en göz alıcı ve çekilmesi zahmetli sahnelerinden biridir.

Japon sinemasının usta işi filmlerinden olan Ugetsu dünyevi hırs ve ihtirasların insanı nasıl uçuruma sürüklediğini Genjuro ve Tobei’nin ailelerine getirdikleri yıkım üzerinden anlatıyor. Her iki karakter de filmin sonunda başladıkları yere dönüyorlar ama bir farkla. Artık hayatları boyunca unutamayacakları bir ders almış ve büyük bir kayıpla da olsa ruhsal anlamda olgunlaşmışlardır. Doğaüstü efektlerle bezeli, öte dünyadan ruhların musallat olduğu bu dramatik filmin anlamı biraz da filmin adında gizlidir: Ugetsu, “yağmur sonrası ortaya çıkan solgun ve gizemli ay”dır.