Japon Sineması Platformu – Japon Filmler, Japon Kültürü, Anime, Manga Japon Film Yönetmenleri | Hiroshi Teshigahara - Japon Sineması Platformu - Japon Filmler, Japon Kültürü, Anime, Manga

Japon Film Yönetmenleri | Hiroshi Teshigahara

Japon Film Yönetmenleri | Hiroshi Teshigahara

Hiroshi Teshigahara adını duyduğunuzda, peşi sıra şu kelimeler gelir: Suna no Onna, Rikyu, Tanin no Kao, Otoshiana ve Kobo Abe. Bu kelimeler onun avangart yanını anlatırken Ikebana ve kemoto kelimeleri de zarif ruhuna dair ipuçları verir. Ve bu kelimelerin birleşimiyle Teshigahara’nın ayrıksı anlatımı ortaya çıkar.

Her ne kadar Teshigahara “ikebana” ile 1980’li yıllarda bütünleşse de, Japonya’nın en eski ve köklü Ikebana okullarından Sogetsu’nun kurucusu Sofu Teshigahara’nın ilk oğlu olarak dünya yolculuğuna başlamıştır. Bu nedenle estetik kavramının kendisinde doğuştan var olduğunu söylemek yanıltıcı bir bilgi olmaz. Hatta bu söylediğimi desteklemek için filmlerindeki kompozisyona ve sinematografiye bir kez daha bakabilirsiniz.

1927’de Tokyo’da doğan Teshigahara, 1950’de Tokyo Ulusal Güzel Sanatlar ve Müzik Üniversitesi’nden yağlı boya alanında mezun oldu. 1964’te Cannes Film Festival’inde “Jüri Özel Ödülü”nü getiren Suna no Onna’yı (Kumların Kadını) çekmeden önce kısa belgeseller çekiyordu. Hokusai (1953), Juuninin no shashinka (1955 – belgesel), Ikebana (1957), Tokyo 1958 (1958 ) ve Hozee Toresu (1959).

Teshigahara’nın Kobo Abe ile bir araya gelmesi 1962 yılına denk gelir. O yıl, hikayesini ve senaryosunu Kobo Abe’nin yazdığı Otoshiana (Görünmez Tehlike) ile “hayalet” klişelerini ters yüz ederlerken izleyicinin de film okumayla tanışmasına vesile olurlar.

Onlar edebiyat – sinema birlikteliğinin en göz alıcı isimleri haline gelirken bu yolculukta onlara görüntü yönetmeni olarak bir isim daha eşlik eder. Kompozitör (aynı zamanda estetik ve müzik teori yazarı) Toru Takemitsu. Teshigahara ve Abe’nin birbirlerinin ruh yakıtı olduğu daha ilk ortak yapımdan fark edilmişti. Ancak Toru’nun notalarının ve Hiroshi’nin görüntülerinin bunu körüklediği, Abe’nin 1962’de yayımladığı ve kendisine Yomiuri Ödülü’nü getiren romanının beyaz perdeye taşınmasıyla gözler önüne serilir. Teshigahara’nın başarısının sırrı, Abe’nin eserlerinde yarattığı kabusvari atmosferin ve karakterlerin psikolojik tahlillerinin görsel karşılığını verebilmesinde yatıyor.

Suna no Onna
Dörtlünün izleyiciye görsel ve işitsel bir orgazm yaşattıkları Suna no Onna, bu dört ismin kariyerindeki doruk noktasıdır.

Abe’nin romanında, Sartre’nin varoluşçuluğu Kafka’nın yabancılaşmasıyla birleşir. Ve yaşamın anlatım biçimi olan “yaşama” kendisine sayfalarca yer bulur. Bu sayfalardaki “yaşama” eylemi yaşamın anlatım biçimi “yaşama” gibi sürekli bir devinim halindedir; uyan, ara, bul, sürüye karış, alış, uy, arzula, tembelleş, kaçmaya çalış… Teshigahara, Abe’nin senaryosunu da yazdığı Suna no Onna’da Kafka’nın Dönüşüm’ündeki Gregor Samsa’nın böceğe dönüşme sürecinin kusursuz ve ayrıksı bir anlatımını sunar. Kendi kültüründe, “yaşama” denen yaşam biçiminin kafkaesk bir tasvir içerdiğinin farkında olan Teshigahara, Suna no Onna’yı zarif ve hırçın bir dengede anlatır; film baştan sonra bir biçim eleştirisidir.

Tarih 1966’yı gösterene kadar Teshigahara; Ako (1965 – kısa) ve Hozee Tooresu (1965 – belgesel) yapımlarını üretir.

Tanin no Kao
1966’da Teshigahara ve Abe, Abe’nin Tanin no kao (Bir Başkasının Yüzü) romanı için bir araya gelirler.

Tabi ki kompozitör Toru ve görüntü yönetmeni Hiroshi de oradadır. Günümüz pek çok sözde gerilim – bilimkurgu filmlerine taş çıkaran Tanin no kao, Teshigahara’nın tematik anlamda en zengin filmidir. Kimlik bunalımı, yalnızlık, bilim ve etik, bilim insanının yaratısıyla ilişkisi, dönüşüm, savaş paranoyası ve savaş sonrası Japonya gibi birçok alt başlık açılarak inceleye bir başyapıttır Tanin no kao.

Japon Film Yönetmenleri | Hiroshi Teshigahara
Japonya’da 1972’de vizyona giren ve ABD Ordusu’nda görevli bir Vietnam gazisinin Japonya’dayken başından geçenleri anlatan Samâ Sorujâ ile birlikte Teshigahara, ilgisini babasının mesleğine; Ikenaba’ya yöneltir.

8 yıl içerisinde babasının kurucusu olduğu Sogetsu’nun lemotosu (büyük ustası) olur. Bu 8 yıl içerisinde yönetmen, Warera no Shuyaku (1977 – TV filmi) ve Zatôichi Monogatari TV serisinin 2 bölümünü (The Rainbow Journey – The Dream Journey) yönetir. İspanyol mimar Antonio Gaudi’nin belgeselini 1984 yılında çeken Teshigahara, ünlü mimarın Katalan ve Ortaçağ sanatına oldukça saygı duyar; çalışma alanı çok geniş olan bu mimarın seramik dışında kalan mimarlık ve heykel sanatına yoğunlaşır. Teshigahara’nın mimariye ne kadar saygı duyduğunu Tannin no Kao’da doktorun muayenehanesini arkadaşı Arata Isozaki’ye tasarlatmasıyla anlayabiliriz. Yapımlarında her daim estetiği merkezine alan Teshigahara, bu mükemmel belgeselden sonra, sinemaya Yaeko Nogami’nin aynı isimli romanından uyarlanan Sen no Rikyu (1989) ile döner ve bu yapımında kendisine kompozitör dostu Tôru Takemitsu eşlik eder. Efsane çay ustası Sen no Rikyu’nun, efendisinin gerçekçi olmayan iddialarıyla yüzleşmesini konu edinen film, gerek Japonya’da gerek Japonya dışında pek çok festivalde hem aday (en iyi yönetmen de dahil 9 adaylık) gösterilir, hem pek çok ödülü (en iyi oyuncu, en iyi sanat yönetmeni, en iyi müzik kaydı) sırtlanır.

Avangardın estetikle kesiştiği yerde duran ünlü yönetmen Teshigahara, Akira Kurosawa gibi fazla batılı olarak tanımlanamaz. Onun tamamen kendisine has, biricik bir üslubu vardır; ana karakteri yansıtırken, ana karakterin çevresini ayna olarak kullandığı gibi yan karakterlere de ana karakterin ayna olmasını sağlar; çok doğal olarak böyle bir ortamda gözü alan, beyinde uyuşukluğa neden olan sahneler oluşur. Ruhundaki zarif Ikebana ustası ile bu anlatım birleştiğinde, Japon hikayeciliğinin görsel bir şöleni ortaya çıkar. Mesela düşünün; Suna no Onna’yı (Kumların Kadını) izlerken ağzınız kum dolduğunu hissettiniz mi?

Teshigahara, kendi ülkesinde de yenilikçi ve önder bir tarza sahipti ve 1992’de yayınlanan son filmi Gô-hime’den sonra 2001 yılında değerli hayatını kaybetmiştti.